Bırakın oylar bölünsün

Belki de oylar bölünmeli. Bölünmesi gereken oy ise AKP'nin oyları. CHP'nin yerel seçimleri kazanması için asıl hedeflemesi gereken AKP seçmeni.

Yerel seçimlerde belediye başkanı olarak bir kişi seçiliyor. Ancak bu kişi iki turlu seçimle değil tek turda belirleniyor. Yani cumhurbaşkanlığı seçiminde öngörüldüğü gibi ilk turda hiçbir aday % 50’nin üzerinde oy alamamışsa ikinci bir tur yok.

Birçok adaydan birinin sadece bir turda seçildiği garip bir sistem. Bu sistemde yaşanan tecrübeler de neredeyse her yerel seçimde bir ‘oylar bölünmesin’ tartışmasını beraberinde getirmekte.

Hele 1994 yerel seçimi hatırlanırsa... Recep Tayyip Erdoğan ve Melih Gökçek’i siyaset sahnesinde merkezi rollere yerleştiren 1994 seçimleriydi.

Erdoğan sadece % 25’le, Gökçek ise % 21 oy oranıyla belediye başkanı seçilmişti.

İstanbul’da merkez solun üç aday arasında bölünmüş oyu % 34, merkez sağın ise % 36 idi. Ankara’da ise merkez sağın toplam oyu % 31, merkez solun ise % 33 idi.

Gökçek ile en yakın rakibi SHP adayı Korel Göymen arasındaki oy farkı yalnızca 6000’di.

‘Oylar bölünmesin’ kaygısı anlaşılabilir bir kaygıdır. Demokratik meşruiyet sebebiyle iki turlu olması gereken bir seçim tek turlu yapılıyorsa sanki ikinci tur oylaması yapılıyormuş gibi oy kullanılmasından yana tavır almak da son derece anlaşılır.

Neticede bu tavır takınılmadığı için zamanında Erdoğan ve Gökçek son derece düşük oy oranlarıyla ülkenin en büyük iki şehrinin başına geçti.

Öte yandan artık 1994 senesinde değiliz. Merkez sağ yok. Merkez sol ise bölünmüş değil. DSP’nin seçim sonucuna etki etmesi pek mümkün görünmüyor.

Kürt siyasi hareketi ise tekrar merkez solla işbirliği yapmaya hevesli değil. CHP 1994’te SHP, DSP ve CHP’ye dağılmış oylarının toplamı kadarını 2009’da tek başına alabildi.

AKP ise 94’ün Refah Partisi gibi % 20-25 bandında değil.

Oylar bölünmesin diyerek BDP oylarının CHP’de toplanmasını dilemek mümkün. Muhtemel bir işbirliğinin iki partiye de faydası olacağını düşünenlerdenim. Fakat BDP, CHP adayına üstü kapalı bir destek verse dahi BDP’li seçmenin oylarının çoğunun CHP’ye gideceği şüpheli. Bu desteğin CHP’ye yeteceği de şüpheli.

Belki de oylar bölünmeli. Bölünmesi gereken oy ise AKP’nin oyları. CHP’nin yerel seçimleri kazanması için asıl hedeflemesi gereken AKP seçmeni.

Erdoğan’ın yürüttüğü siyasi kamplaşma politikasına, AKP’ye karşı bir blok oluşturma taktiğiyle cevap vermek kamplaşmayı arttırır. Oysa AKP seçmenini yerel yönetimde yeni bir anlayışa ikna etmek hem kamplaşmayı kırar hem de CHP’nin yerel seçimleri kazanma şansını yükseltir.

Neticede AKP’ye oy vermiş olanlar Erdoğan’ın tapulu malı değil.

Yeni yerel yönetim anlayışı ise yeni belediyeciliğin hangi yönlerde, ne şekilde farklı ve daha iyi olacağını izah etmekle ikna edici olabilir.

Aday isimleri üzerinden yapılacak cimnastiğin etkili ve kalıcı bir sonuca ulaşma ihtimali zayıf.

Anlayış, ilkeler ve gelecek tasavvuru üzerinden ise gerçek bir dönüşüm ve seçim başarısına erişilebilir.

CHP 1970’lerde aday isimleriyle değil ‘yeni belediyecilik’ anlayışıyla bütün önemli belediyeleri kazanmıştı.

Hem de bugün AKP’nin dahi hayal edemeyeceği oy yüzdeleriyle... CHP’nin bir zamanlar İstanbul’da % 64 oy oranıyla belediye başkanlığını hangi ilkelerle kazandığını hatırlamasında fayda var.

Velhasıl CHP kazanacaksa oylar bölünürse kazanacak. AKP oyları bölünürse...

Bunun da yöntemi AKP seçmenini yeni, farklı ve daha iyi bir yerel yönetim, toplumsal bir belediyecilik getireceğine ikna etmek.