CHP'nin imtihanı

Birgül Ayman Güler vakasında takınacağı tavır CHP'nin çoğulcu ve özgürlükçü bir demokrasi fikriyle imtihanı olacak

CHP, kendini ayağından vurmayı alışkanlık haline getirmiş bir siyasi parti. Birgül Ayman Güler’in geçen hafta çarşamba günü Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşma da bu kanıyı pekiştirdi.

Konu anadilde savunma idi. Genel Kurul tutanağına bakılacak olursa ortam hafif hafif gerilmekteydi. O esnada söz alan Birgül Ayman Güler giderek tonu şiddetlenen bir konuşma yaptı. Kürsüde söylediklerinin son kısmı hem gündeme oturdu hem de CHP içinde su altından giden bir ayrışmayı görünür kıldı.

Malum, şunları söyledi Güler:

“Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz.” Sözlerinin devamı daha dehşet vericiydi: “Bundan sonra biz savunmadayız, bundan sonra meşru müdafaa hakkı için saldırıdayız.”

Hangi dile tercüme etseniz, hangi siyasi bağlama yerleştirseniz kan donduracak bir söylem. Oysa Birgül Ayman Güler’in bü sözlerden önceki cümleleri o kadar da kan dondurmuyordu:

“Kürt milliyetçiliğini bana ‘ilericilik’ ve ‘bağımsızcılık’ diye yutturamazsınız” diyordu. Doğrudur, herhangi bir milliyetçiliği ilericilik ve bağımsızcılık diye yutturmamakta fayda vardır. Kürt milliyetçiliğini de Türk milliyetçiliğini de!

TBMM tutanaklarını ve daha sonra Sayın Güler’in yaptığı açıklamaları dikkatle okudum. Zannederim Sayın milletvekili Türkleri Kürtlerden üstün tutmadığını, ulus devletin temeli olan ulus ile etnik grupların hukuki olarak farklı statüde olduğunu, ulusun etnik grupları aşan, farklılıklara kör bir cumhuriyetçi vatandaşlık bağına işaret ettiğini söylemek istediğini belirtiyor.

Pek güzel. Ancak ikna edici değil.

Şayet Meclis kürsüsünde “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eşdeğerde gördüremezsiniz” derseniz daha sonra bunu ne kadar tevil etmeye çalışırsanız çalışın, edemezsiniz.

Sonra dilediğiniz kadar Türk ulusuyla vatandaşlığı, Kürt milliyeti ile etnik aidiyeti ve bu cümleyle ikisinin aynı olmadığını kastettim deyin.

Olmaz.

Hele cümlenizin ardını ‘meşru müdafaa’ ve ‘saldırı’ gibi şiddet siyasetini çağrıştıran ifadelerle getirdiyseniz hiç olmaz.

Doğrudur, solun içinde, özellikle Fransız solunda cumhuriyetçiliği ağır basan bir akım vardır. Jean Pierre Chevènement’ın sözcülüğünü yaptığı bu görüş vatandaşlık ve cumhuriyetçiliği her türlü kimlik politikasına karşı bir panzehir olarak yüceltir.

Katıldığım bir görüş olduğunu söyleyemeyeceğim fakat geniş sol fikir ailesinin içinde bir görüştür nihayetinde ve tartışılması siyasi hayata katkı verir. Gelgelelim, Birgül Ayman Güler’in Meclis kürsüsünden söylediklerinin bu görüş içinde değerlendirilmesi mümkün değil. “Türk ve Kürt” ile “eşit ve eşdeğerde değildir”i aynı cümlede kullanıp ardından ‘saldırı’dan dem vurursanız yaptığınıza bir siyasi tartışmaya ‘cumhuriyetçi’ perspektiften bakmak denmez.

CHP’nin şansı ya da şanssızlığı bu tip çıkışların parti içinde ve kamuoyunda tartışılıyor olması. AKP ise Erdoğan’ın “Çok affedersiniz Rum”, “Kılıçdaroğlu biliyorsunuz Alevi”, “Zerdüşt dedelerin torunları”, “Yargıyı dedeler yönetiyor” sözlerine rağmen çalkalanmadan yoluna devam ediyor.

Nefret söylemi ve ayrımcılık, siyasi hayatın her alanına bulaşmış durumda.

Birgül Ayman Güler vakasında takınacağı tavır CHP’nin çoğulcu ve özgürlükçü bir demokrasi fikriyle imtihanı olacak.

AKP’ye aynı imtihan yapılmıyor diye imtihandan kaçılmaz.