Çukur

Bayramın da Taksim Meydanı'nın da iktidar tarafından zoraki verildiği belliydi. Dün iktidar zoraki olarak attığı geri adımın intikamını aldı.

Başka bir memlekette olsaydık Taksim Meydanı’ndaki inşaat nedeniyle 1 Mayıs kutlamalarının başka bir alana alınmasını herkes doğal karşılayabilirdi.

Bir dizi siyasi iktidar senelerce Taksim Meydanı’nı 1 Mayıs’a yasakladı. 1977’de orada devletin kartal gözleri altında öldürülenlerin anılmasına, yaraların sarılmasına izin verilmedi. Taksim zor kazanıldı.

AKP’nin 1 Mayıs’ı tatil ilan etmesi ve  meydanın 3 sene boyunca 1 Mayıs kutlamalarına açılması nice gaz bombası, tazyikli su ve dayaktan sonra geldi. Adını koymak gerekir. İşçiler bastırdılar ve Taksim’i aldılar.

Bayramın da Taksim Meydanı’nın da iktidar tarafından zoraki verildiği belliydi. Dün iktidar, zoraki olarak attığı geri adımın intikamını aldı. Hem de daha önceki 1 Mayıs’larda ortalığı gaz ve toz bulutuna çeviren Vali Muammer Güler’in İçişleri Bakanlığı’nda.

Tecrübe konuştu.

Sendikalar, partiler, sivil toplum örgütleri şuursuz oldukları için kendilerini Taksim Meydanı yakınındaki inşaat çukuruna atarak öldürmek amacıyla Taksim’de ısrar etmiyorlardı.

Bu seneki yasağın kalıcı olacağından endişeleniyorlardı. 1977’de orada öldürülenlerin hatırasının ve emekçi kitlelerin siyasi mücadelesinin izlerinin beton bir AVM ile silineceğinden şüpheleniyorlardı.

Zira yasağın kalıcı olup olmayacağı sorulduğunda İstanbul’un yeni gaz uzmanı Sayın Vali Hüseyin Avni Mutlu cevap verememiş ve “Biz bu seneyi konuşuyoruz” diyerek konuyu bulandırmıştı.

Erdoğan ise her zamanki gibi daha açıktı. “İki yeni meydan hazırladık” deyip eklemişti: “Artık bu tür yerlerde miting yapmayalım”.
Daha sonra söyledikleri ise dün olacakların habercisiydi: “Şu an illa Taksim demeniz bana AKP iktidarına karşı yapıyoruz dedirtir bundan bunu anlıyorum.”

Bu işler böyledir.

Sonradan yanına bakan olarak aldırttığı valinin gaz taktiği işe yaramayınca 2010’da Taksim’de kutlamaya izin verirsiniz. Hatta Taksim’de kutlama yapılmasıyla övünürsünüz.

Hatta şunları dersiniz: “1 Mayıs 2010’un, Türkiye’nin nasıl değiştiğinin, olgunlaştığının, tabularını nasıl yıktığının, statükoyu nasıl aştığının, tahrik ve provokasyon korkularından nasıl sıyrıldığının, somut bir abidesidir”.

Sonra işler değişir, hesaplar farklılaşır. 2013’te “Artık buralarda miting yapmayalım” deniverilir.

2010’da yıktığını iddia ettiği tabuları büyüterek önümüze sürer. 2010’da artık korkulmaması gerektiğini söylediği tahrik ve provokasyonları bugün ‘marjinal gruplar’ kıyafetinde diline yerleştirir.

Dün o kadar polis, binaların içine, hastanelerin bahçelerine varana dek gaz bombası atmak için harcayacakları enerjiyi Taksim Meydanı’nda güvenliği sağlamak için harcayabilirdi.

Ama Başbakan bir kere 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını AKP’ye karşı ilan etti.

Böylelikle bakanı, valisi, polisi AKP’nin çelik iradesini sergilemekten çekinmedi.

Taksim dünden itibaren 1 Mayıs’a kapatılmıştır. O Taksim çukurundan Başbakan’ın kişisel kaprisinin eseri bir bina yükselecek.

Bugün 1 Mayıs’ı kutlamaya çalışanlar da ancak o AVM’de kredi kartı borçlarını arttırdıkları sürece Taksim’de kendine yer bulacak.

Taksim’de giderek büyüyen çukur, iktidarın ‘kaşıkla verip, kepçeyle almayı’ kendine bir hak bildiğinin ispatıdır.

Bu çukur iktidarın AKP’ye karşı olarak ilan ettiği her şeyi yutarak büyüyecektir.