Davutoğlu'nun derin uykusu

Sayın Davutoğlu, Darfur katliamlarının arkasında olduğu söylenen Ömer el Beşir'le askeri anlaşma imzaladıktan sonra rahat uyuyabiliyor musunuz?

Geceleri rahat uyuyor muyuz? Davutoğlu uyuyormuş. Bir kere devlet ricalinin uykusunu alması iyidir, memnun olduk. Devlet adamının uyanık olanı herhalde uyanık olmayanından iyidir. Uyanık olabilmek için de geceleri uykuyu iyi almak icap eder. Pek güzel.
Milliyet gazetesinden Aslı Aydıntaşbaş, Fransa yolunda Sayın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla hasbıhal eylemiş. Hariciye Vekilimiz de hükümetin Suriye politikasını tenkit edenlere patlayıvermiş. Ne demiş? Şöyle demiş:
“Bu tabloda hükümetin Suriye karşıtı tutumunu tenkit ediyorsunuz. Bu nasıl liberallik, bu nasıl solculuk? Ben kendi adıma gece rahat uyuyorum. Siz rahat uyuyor musunuz?”
Başbakanı canlı yayında köşe yazarlarını ‘satılmışlıkla’ suçlarken, ona kıyasla nispeten daha efendi bir stile sahip olan Davutoğlu’nun da en az bu ifadeleri kullanması beklenirdi. O bakımdan da pek güzel.
Bakanımız Davutoğlu’nun bu açıklamalarına önceki gün Cumhuriyet gazetesinden Ali Sirmen, dün ise Milliyet gazetesinden Kadri Gürsel gayet kapsamlı biçimde cevap yazdı.
Madem hükümetin Suriye politikasını eleştirenler ‘satılmıştır’, bütün parsayı onlar toplamasın, ucundan bir miktar ücret Esad ya da Putin tarafından benim hesabıma aktarılsın diye ben de yazayım dedim. Sayın Sirmen ve Gürsel’den özür diliyorum.
Davutoğlu uçakta çok ilkeli konuşmuş (Cümleyi öğelerine ayırınız). Demiş ki: “Zalim Müslümansa masum mu göreceğiz?” 

UCM: Tutuklayalım 
Başbakan duymasın. Duymasın zira Sayın Erdoğan 2006 senesinde bir Sudan ziyaretinde Kur’an dinledikten sonra şuurlu Müslümanın soykırım yapmayacağını söyledikten sonra eklemişti: “Şayet Müslüman adam öldürüyorsa ya cehalet ya duygusallıktan demektir.”
O zamanlar ve hâlâ Sudan’ın devlet başkanı Ömer el Beşir’dir. Müslümandır. 200 bin kişinin öldürüldüğü Darfur katliamlarının arkasında olduğu söylenir. Sadece söylenmez de. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kendisi hakkında kararları vardır. Uluslararası Ceza Mahkemesi ise kendisi hakkında tutuklama kararı çıkarmıştır. Ancak biz bu Ömer el Beşir’i çok severiz.
Bütün dünyada aranır, bizde güzel ağırlanır. Sadece ağırlanmakla da kalmaz. 2008’in ocak ayında dönemin Savunma Bakanı Vecdi Gönül ne demiş mesela: “Sudan’ın bazı talepleri var, silahla ilgili diyelim, bunlar hâlâ inceleme halinde.”
Abdullah Gül’ün de zamanında Darfur katliamına şu çözüm önerisini getirdiğini biliyoruz: “Beş yıllık ekonomik ve sosyal önlemler paketi.” Her katliama deva.
Vecdi Gönül bunları 2008’de söylemiş. Bir süre sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi Beşir hakkında tutuklama kararı çıkarmış. 

Türkiye: Anlaşalım 
Türkiye ne yapmış? Eski değil, geçen haftanın haberi: “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sudan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı” Meclis’te komisyona getirilmiş.
Aynı üslupla o vakit Davutoğlu’na sorsak mı: “Bu tabloda geceleri rahat uyuyabiliyor musunuz?”
Sorsak mı? Sormasak mı? Sordum gitti. Çünkü Davutoğlu yine Paris uçağında Utku Çakırözer’in Suriye röportajına tepki gösterip demiş ki: Suriyeli gazeteciler kendisiyle röportaj yapsa Esad yayımlanmasına izin vermezmiş.
Suriyeli bir gazeteci olmadığıma göre soruyorum o vakit: Sayın Davutoğlu, Ömer el Beşir’le askeri anlaşma imzaladıktan sonra rahat uyuyabiliyor musunuz?
Sudan’da Ömer el Beşir zalim mi değil, Müslüman mı değil?
Ne güzel şey Esad rejiminde yaşamamak. Aklına geleni sor. Ne rahat iş, ne güzel iş, ne faydalı iş.