Diyanet'in Vicdani Ret Fetvası

Israrla vicdani ret hakkının düzenlenmesinden kaçınılması, Avrupa Konseyi üyeleri arasında insan haklarına saygı konusunda Türkiye'yi iyi bir pozisyona yerleştirmiyor.

Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi var. Bu 47 üye arasında vicdani ret hakkını tanımayan tek devlet Türkiye. Kâğıt üzerinde bu hakkı tanımasına rağmen uygulamaya geçirmeyen ise iki düşman komşu Ermenistan ve Azerbaycan.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammerberg şubat ayı başında yaptığı bir açıklamada vicdani ret hakkının Avrupa sathında tanınması gerektiğini söyledi.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nin de 1967 senesinden bu yana vicdani reddin din ve vicdan özgürlüğünün doğal bir uzantısı olduğunu belirten kararları var. 

Vicdani reddin korunması
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de vicdani reddin korunması gereken bir insan hakkı olduğuna dair Türkiye ve Ermenistan aleyhine vermiş olduğu kararları bulunmakta.
Buna rağmen Türkiye’de vicdani ret konusunda bir düzenleme yok. Oysa Avrupa’da birçok devlette ya askerlik zorunlu değil ya da silah tutmadan alternatif sivil görevlerle askerlik yapmak mümkün.
Yine Avrupa ülkelerine bakıldığı zaman ret gerekçelerinin dini ya da dini nitelikte olmayan kişisel inançlara da dayanabileceği anlaşılıyor.
Milli Gazete, Diyarbakır Askeri Mahkemesi’nin vermiş olduğu “İslam’da vicdani ret yoktur” kararı üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva servisine başvurup, bir görüş almış. Geçen pazar günü yayımlanan fetva İslam’ın vicdani ret hakkını tanımadığını belirtiyor:
“Dinimize göre akıl ve baliğ olan her kimse, ibadetlerinin yanı sıra ailesine karşı (nafaka, himaye, terbiye vs görevlerle), devletine karşı (vergi, askerlik vs ile) yükümlüdür.”
Fetvanın dini kısmı bundan ibaret, geri kalanı bir devlet ve ordu güzellemesi. Şöyle mesela:
“İnsan sosyal ve medeni bir varlık olduğundan bir arada yaşamak zorundadır. Bir arada yaşamanın kuralları da ahlak ve kanunla belirlenir. Bunun uygulanması için de bir devlet olma gereği ortaya çıkar. Devletin yani kanunun, adalet ve hukukun olmadığı bir yerde terör ve anarşi hâkim olur.”
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendi görüşünü bütün bir İslam âleminin hepsi için geçerliymişçesine belirtmesi bir sorun. Başka bir sorun ise Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva servisinin bu kadar harcıâlem yorumları dini görüş kılıfında sunması.
Vicdani ret hakkı bireysel olarak dini ya da ideolojik gerekçelerle tasvip edilmeyebilir. Ancak neticede bir insan hakkıdır. Bu sebeple tanınması ve uyulması gereken. Hakkın tanınmaması vicdan özgürlüğünün ihlal edilmesi anlamına geliyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı herhalde İslam’ın yorumlanması konusunda son sözü söyleyecek makam değil. Bazı Müslümanların İslam’ı vicdani ret hakkını içerecek şekilde yorumlaması da saygı gösterilmesi gereken bir durum. 

Türkiye’nin pozisyonu
Israrla vicdani ret hakkının düzenlenmesinden kaçınılması, Avrupa Konseyi üyeleri arasında insan haklarına saygı konusunda Türkiye’yi iyi bir pozisyona yerleştirmiyor. İleri demokrasi her ne ise zannederim ona da hak tanımayarak ulaşmak pek mümkün değil.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva servisine ben de bir soru yönelteyim: Gayrimüslimlerin, Alevilerin, dinsizlerin, agnostiklerin vergileriyle din hizmeti vermek caiz midir?