Dolmabahçe'de neler yaşandı?

Pazar geceyarısını biraz geçe, bir grup arkadaşımla Dolmabahçe’ye gittim. 10 bine yakın insan Gümüşsuyu ve Kabataş üzerinden gelmişti. Polis İnönü Stadyumu’nun Beşiktaş istikametine doğru biraz ilerisinde barikat kurmuştu. Protestocular şiddetli gaz bombardımanı altında pozisyonlarını korumaya çalışıyordu.

Zaman zaman polis 100-150 metre ilerleyip geriliyordu. Gaz kapsülleri insanları çeşitli yerlerinden ama özelikle başlarından yaralıyordu. Dolmabahçe’de bulunan camide gönüllü doktorların çalıştığı revire yaklaşık 10 dakikada bir yaralı taşınıyordu. Bazı yaralıların durumunun ağır olduğunu gözlemledim.

Bir süre sonra Gümüşsuyu yönünden protestocuların ele geçirdiği bir iş makinası polis barikatının önüne getirildi. Göstericiler birkaç defa işaret fişeği ve havaifişek attılar. Ancak görebildiğim kadarıyla hepsini havaya atıyorlardı. Polise doğrudan yöneltmediler.

Geç saatte Gümüşsuyu’ndan ayrıldım. Ayrılmamdan kısa bir süre sonra polisin protestocuları dağıttığı ve şiddet uyguladığı bilgileri geldi.
Protestocular örgütsüz ve kendiliğinden bir görünümdeydi. Çoğu aslında Taksim’den Beşiktaş’a gidip karşıya geçmeye çalışanlardan oluşuyordu. Atılan her gaz bombasının ve yaralanan her göstericinin herkesi daha da kararlı kıldığını ve öfkelendirdiğini görmemek imkansızdı.

Hemen önümde bir kişi başına isabet eden kapsülle başından yaralandı. Bir diğeri kapsülden kaçarken düşüp başını sert bir şekilde zemine vurdu. Başkası astım krizi geçiriyordu, kimileri kusuyordu.

Birbirini tanımayan protestocuların birbirine yardım etmesi, insanların özel araçlarıyla yaralıları hastanelere taşımaları ve gönüllü doktorların cansiperane çalışması bu eylemlerin hâkim karakterini de gösteriyordu.