Erdoğan Rejimi

Bakın İstanbul'un ortasına bırakın cami yapılmasına, caminin nasıl yapılacağına da o karar veriyor.

Önünde duramazsınız. İcraat yapmak istiyor. Aklındakinin gerçekten herkes için en doğrusu olduğuna inanıyor. Engellenmeye tahammülü yok. Marmaray kazısını geciktiren arkeolojik kalıntılardan ‘çanak, çömlek’ diye bahsetmesi bundan. İstediği anayasayı elde etmesini engelleyecek herkesi de ‘çanak, çömlek’ olarak görüyor. Sokaktan geldiği için de bıçak kemiğe dayandığında ‘çanak, çömleğin’ patlayacağını ve bu patlamadan kendisinin kazançlı çıkacağını biliyor.

Taksim inşaatı koca memleket için fazla öneme sahip olmayan, ufak bir mesele olarak görülebilir. Ancak Taksim inşaatına Başbakan’ın yaklaşımı anayasanın nasıl kotarılacağının ve daha önemlisi yeni anayasa sonrası nasıl yaşayacağımızın ipuçlarını veriyor.

Malum Taksim Meydanına eski Topçu Kışlası’nın bir kopyası yapılacak, içinde buz pateni, alışveriş merkezi, otel vs. olacak. İstanbul  II Numaralı Koruma Kurulu ise yetkisi dahilindeki bu işe bakarak, Topçu Kışlası’nın kopyasının inşasını reddetti. Sebep olarak ise Gezi Parkı’na dikkat edilmesini ve kopya inşaatın mimari projesinin kışlanın ‘özgün mimarisine dair yeterli bilgi ve belge’ içermemesini gösterdi.

Başbakan Erdoğan bu tür kurulların kendi aklına gelen şahane projeleri engellemesini bir tür vesayet rejiminin ispatı olarak algılıyor. O nedenle de Koruma Kurulu’nun kararını reddedeceğini şu sözlerle ilan etti: “Topçu Kışlası’nı yapacağız. Üst kurul reddetmiş. Biz de reddi reddedeceğiz.”

Taksim Meydanı’na cami de yapılacak biliyorsunuz. Meşhur mimar Ahmet Vefik Alp’in hazırladığı bir proje mevcut. Başbakan o projeyi fazla modern bulduğu için reddetti. Sayın Alp projesini geleneksel Osmanlı cami mimarisini göz önünde bulundurarak elden geçirecek.

Bu Taksim meselesi Erdo-ğan’ın nasıl düşünüp ne şekilde hareket ettiğinin küçük bir örneği.  Erdoğan’ın icraatları hiçbir surette
engellenemez. Engellemeye çalışanın kararı reddedilir.

Yargı ya da özerk kurumların yürütme üzerindeki denetimi asgariye indirilmeli ve hatta pratikte ortadan kaldırılmalıdır. Zira en demokratik çözüm milli iradeye dayanmaktadır. Mahkemeler de halkoyuyla seçilmediğine göre Başbakan’ın kararları mahkeme ve kurulların kararlarından daha demokratiktir. Zaten seçim yoluyla iktidarı ele geçiremeyen odaklar yargı ve özerk kurumlar aracılığıyla her şeye rağmen iktidara ortak olmaya çalışmaktadır. Bu yüzden yeni anayasada başkanlık rejimi getirilmeli ve yargı mensuplarını da demokratik iradenin tecelligâhı olan başkan ve adamları belirlemelidir.

Bu gidişata karşı olanlar ise şabloncu ezberciler tarafından vesayetçi, darbeci diye biraz aklı çalışanlar tarafından ise korporatist diye suçlanacak.

Fakat gidişat her şeye Erdoğan’ın karar verdiği çünkü her şeyin iyisini onun bildiği bir rejimdir. Bakın İstanbul’un ortasına bırakın cami yapılmasına, caminin nasıl yapılacağına da o karar veriyor. Kişiler, kurullar, kendi partisi,  sivil toplum örgütleri, İstanbul Belediyesi, milletvekilleri vesairenin katkısını aramayın. Bizzat o karar veriyor.

Yeni rejimin adını ne koyarsanız koyun. Yeni rejim Erdoğan rejimidir.

Neden bakanlardan benim bakanım diye bahsettiğini zannediyorsunuz? Biz de onun vatandaşlarıyız. Eğer şahane fikirlerini onaylar ve ses çıkartmazsak hep beraber büyüyeceğiz. Kendisine direnilmesine bu denli kızması ve her fikrine katılmayanda bir nankör görmesi bundan.

Şimdiden herkese hayırlı olsun.