Evreni ayağa kaldıralım

Göktürkler uzaydan geldiği için biz de uzaydan gelmiş sayılıyoruz. Haliyle bu durumda evreni ayağa kaldırmamız işten değil.

Sınır ihlali yapan Suriye helikopterinin düşürülmesinden sonra Dışişleri Bakanımızın açıklaması üzerinde ciddiyetle düşünmek gerek. Uzunca bir açıklama, sadece basına yansıyan kısmının son bölümüne odaklanmak dahi kâfi gelecektir:
“Eğer Türkiye’nin çıkarı söz konusuysa dünyayı da evreni de ayağa kaldırırız.”
Aslında açıklamadan çok bir veciz sözle karşı karşıyayız. Dışişleri Bakanlığı’nın “Yurtta sulh, cihanda sulh” sloganına nazaran dertlere daha derman. Motto gibi motto.
Bir defa Davutoğlu’nun stratejik derinlik konseptini haksız bir şekilde eleştirenleri mahcup edecek bir çokboyutluluk söz konusu. Yerkürenin sınırlarını aşan bir anlayış. Cihanşümulluk bu değilse nedir?
İşin materyalist felsefeye isyan eden çoklu bir okuması da mümkün. Davutoğlu’nun manevi evrenden bahsetmiş olması ihtimal dahilinde. Mesela Çanakkale savaşını erenler ve evliyalarla kazandığımıza ve icabı halinde yine onların desteğiyle her düşmanı alt edebileceğimize kati bir inanç süzülüyor bu özlü sözden.
Ancak manevi evrenden çekinen sözgelimi cinlerden bahis açmanın tekinsiz bir meşgale olduğunu düşünenler için de bu sözde çok erdem var.
Davutoğlu’nun uluslararası camiadaki bütün gelişmeleri anbean takip ettiğinin işaretlerini görmek isteyenlere ‘evreni ayağa kaldırmak’tan çıkarılacak çok ders var.
Ne yalan söyleyeyim, Pennsylvania Üniversitesi mensubu, NASA ile de çalışan üç bilim adamının bir makalesi Sayın Davutoğlu’nun gözünden kaçmış olabilir diye düşünüyordum.
Yanılmışım.
Makale, Acta Astronautica dergisinde 2011 senesinde yayımlandı. Makale, ‘Uzaylılarla Temas İnsanlığın Yararına mı Zararına mı? Bir Senaryo Analizi’ başlığını taşıyor.
NASA’nın gezegen bilimleri departmanı başkanı Shawn Domagal-Goldman ve iki meslektaşına göre çeşitli senaryolar mevcut.
Olumsuz senaryoların başında düşman bir uzaylı medeniyetinin insanlığı yok etmesi, dünya dışı virüslerin gezegenimizde yaşamı sona erdirmesi gibi felaketler var.
Ancak iyimserliği gülümsemesine yansımış Dışişleri Bakanımızın belli ki benimsediği birçok olumlu senaryo da mevcut.
Mesela iyi niyetli uzaylı medeniyetleri, hastalıklar, açlıklar ya da yoksullukla mücadele için bize yardımcı olabilir.
Düşman uzaylılarla savaşırken dost uzaylılar onları yenmemizde yardımcı olabilir ve neticesinde çok gelişmiş silah teknolojileri de dahil birçok uzay kökenli cihaza sahip olabiliriz.
Elbette bu makalede yer alanlar hep ihtimal hesapları.
Bir de 2008’de Los Angeles’ta düzenlenen bir UFO kongresinde Farah Yurdözü’nün ortaya attığı bir tez var. Buna göre Göktürkler uzaydan geldiği için biz de uzaydan gelmiş sayılıyoruz. Haliyle bu durumda evreni ayağa kaldırmamız işten değil. Neticede evrene yayılmış uzaylılar hısım akraba sayılıyor.
O da olmazsa, uzaya giden üçüncü kozmonot Andrian Nikolayev’in bir Çuvaş Türkü olduğu hakikatini herhalde yabana atamayız.
Kazım Mirşan’ın 1990’da yazdığı ve hak ettiği ilgiyi görememiş olan ‘Prototürk Bilginlerine göre Astrofizik’ kitabı da ‘Stratejik Derinlik’te kendine bir yer bulacaktır diye umuyorum.
Görüldüğü üzere Çuvaş kozmonot ve Göktürkler vesilesiyle soydaşlarımıza, Prototürkler ile tarihteki kadimliğimize, NASA bağlantılı makaleye atfıyla bilimselliğe, Çanakkale’deki evliyaları hatırlatmasıyla manevi köklerimize değen bir özlü söz bu.
Tarih yazacaktır, unutmayalım: “Eğer Türkiye’nin çıkarı söz konusuysa dünyayı da evreni de ayağa kaldırırız.”