Gülünçlere gülememek

Memlekette daha önce hedef gösterilenlerin başına gelenleri bilmesek sadece gülünecek bir hal.

Gezi’de olan biteni anlayamayıp çareyi akıl almaz komplolara sarılmakta bulan iktidar çevrelerinin ateşi biraz düşmüştü. Başbakan hep aynı nutku attığı seri mitinglerine nedense son vermiş, iktidar yanlısı basının hayal gücü herhalde sınırlarına ulaştığı için komplo teorileri azalmıştı.
Ancak komploların ve hedef göstermelerin yapışkan lezzeti bağımlılık yaptığından olsa gerek, işler hafiften yeniden alevleniverdi.
İktidarın muzip uçbeyi Melih Gökçek, oyuncu Memet Ali Alabora’yı sosyal medyadan hedef gösteriverdi. Ardından Sayın Gökçek’i önder bellemiş bir kitle sosyal lince başladı.

Alabora, Gezi eylemlerinin başından beri bu lince alışık. Erdoğan yüz binlerin toplandığı meydanlarda kendisini arenada aslanların önüne atma cesaretini göstererek nasıl yiğit bir siyasetçi olduğunu zaten ispat etmişti.
Yeni Şafak hiç durur mu, o da yapıştırmıştı ardı ardına haberleri. Mısır’da işler mi karıştı? Alabora zamanında Mısır’da tatile gitmişti, demek ki hep onun başının altından çıkmaydı bu işler. Hem bir ara İngiltere’ye de gitmişti. Baksanıza, bir oyununda otoriter rejimleri eleştirmişti.
Yeni Şafak malum. Zello diye bir cep telefonu uygulamasıyla yüz binlerin tek merkezden örgütlendiğini de söyledi, daha artık insanın hatırlamaya üşeneceği bir dolu başka şeyi de. Nedense hiçbir haberlerinin devamı gelmedi. Zamanında Erke dönergeciyle dalga geçenler o dönergeç kadar akıl ve izan sahibi olduklarını ispatladılar.

Gezi’den gazı alan Gökçek de ne yapsın! Baktı Başbakanına, baktı Yeni Şafak’a. Söyleyecek sözü bittiğinde tekrar abandı Memet Ali Alabora’ya.

Belediye başkanlığının başında “Tükürürüm böyle sanatın içine” diyerek tarihe geçen bir siyasetçiden bekleneni yapıyor. Tutarlılığına laf yok.
Gezi protestolarının en hararetli günlerinde sanki bütün bu olanlar İstanbul’da ve kendi kararlarıyla olmamış gibi sessiz sakin duran Belediye Başkanı Kadir Topbaş da mevzua dalmaya karar verdi bu hafta.

Ankara’da Melih Gökçek, İstanbul’da ise Vali Mutlu iktidarın Gezi sözcüsü oldu. Topbaş ise genel itibariyle ortada yoktu. Ama malum, önümüz yerel seçim. Kadir Bey’in tekrar aday olması için bu zayıf Gezi performansını unutturması lazımdı. Bu amaçla ilk salvoyu savurdu:
“Elimizde şubat ayında yapılan bir toplantının kayıtları var. Yani İstanbul’da hareketlerin nasıl başlatılacağı, ne yapılacağı ile ilgili. Şubat ayında başlatılan ve başlayan kayıtları var. Bu kadarını söylemekle yetiniyorum. Bizim elimizde bazı deliller var. Bunlar bir senaryo, bir farklı manipülasyon.”
Demek ki Gezi Parkı’nda çok az sayıdaki göstericinin üzerine defalarca saldırıp çadırlarını yakarak insanları tahrik etmeyi planlamış birileri. Hem de ta şubat ayında.

Hem de bu manipülasyon için belediyenin zabıtasını kullanmış. Birileri kendi halinde parkta oturanlara, basın açıklaması yapmak için toplananlara acımasızca saldırarak bir senaryo yazmış.

Herhalde Topbaş Başkan gereğini yapacaktır.

Gülen Cemaati dahi kendini komplo teorilerine karşı savunmak için bildiri yayımlayacak hale geldiyse.

Yiğit Bulut’un danışman, Melih Gökçek’in keskin sosyal nişancı, Kadir Topbaş’ın delil kasası, Yeni Şafak’ın haber kaynağı olduğu bu rejimde Memet Ali Alabora da başkaları da daha çok çeker.

Kendi kendilerine yarattıkları ve içinden çıkamadıkları siyasi bir krizden çıkmak için kurban arayanlar var.

Memlekette daha önce hedef gösterilenlerin başına gelenleri bilmesek, sadece gülünecek bir hal.

Ancak maalesef bu gülünçlüğe gülemeyecek kadar tecrübeliyiz.