Halının altındaki pislik

Kalıcı bir barış, eski günahları halıların altına süpürerek gelmez. Çünkü bu kadar pisliği kaldıracak halı henüz dokunmadı.
Halının altındaki pislik

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanması elbette yürek soğutucu.

Ancak darbe sadece şu anda ikisi hayatta beş generalin yaptığı bir şey değil.

Darbeyi yapan örgütlü bir hareket.

Bu örgütün de darbe kararlarını yürütenlerden tutun da işkencecilerine kadar birçok üyesi var.

Oysa 12 Eylül yargılaması sadece iki kişiyle sınırlı.

İddianamede ayrıntılı bir şekilde 12 Eylül döneminde yapılan işkenceler aktarılsa da ne Evren ne de Şahinkaya işkenceyle suçlanıyor.

Şubat ayı sonunda gazetelerde çıkan bir haber: Askeri rejimin işkence ettiği emekli öğretmen Sait Dizman işkencecilerini yargılatmak için yargıya başvurmuş. Mahkeme zamanaşımı nedeniyle işkencecisini yargılamamış. Dava kapanmış.

Bu sadece bir örnek. Belli ki binlerce insanın işkencecileri asla yargılanmayacak.

Yine belli ki 12 Eylül yargılaması salt iki generalin anayasayı ihlal suçundan cezalandırılmasıyla sonuçlanacak.

Kürt meselesinin dallanıp budaklanmasında çok önemli rol sahibi olan Diyarbakır Cezaevi işkenceleri de diğer işlenceler gibi yargılanmayacak.

90’larda devletin bazı kesimlerinin işlediği cinayetler ve yaptıkları işkenceler de yargılanmayacak. Çoğu zamanaşımı kapsamında bir kısmı ise zamanaşımına girdi girecek.

Kapsamlı bir barış sürecinin başarıya ulaşması için o dönemin açığa çıkartılması gerekiyor. Aksi halde ne çözüm getirilirse getirilsin işkencelerin ve cinayetlerin gölgesinde kalacaktır.

Oysa zamanaşımına rağmen bu işkence ve cinayetlerin yargılanması mümkün.

Arjantin, cunta dönemindeki işkence ve cinayetlerde zamanaşımını tanımadı. Bunları insanlığa karşı suç olarak değerlendirdi ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı olmadığı için yargılayabildi.

Hem de suç işlendiği tarihte ceza kanununda henüz insanlığa karşı suç tanımlanmamışken.

Arjantin Yüksek Mahkemesi, insanlığa karşı suç uluslararası hukuktan kaynaklanır ve suç işlendiği tarihte suç ceza kanununda olmasa da suçu işleyenler yaptıklarının insanlığa karşı suç olduğunu bilmekteydi dedi.

Estonya ise ta 1949’da Sovyetler Birliği’nin emriyle insanları toplu sürgüne gönderen iki kişiyi yargıladı. O dönem ceza kanununda insanlığa karşı suç olmamasına rağmen. Bu iki kişinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurusu ise reddedildi.

Arjantin örneğinden ilhamla 12 Eylül işkencecileri yargılanabilir. Bundan hareketle de Kürt coğrafyasının işkenceci ve katilleri de yargılanabilir. Yargı yolu zamanaşımı nedeniyle tamamen kapanmış değil.

Emsal mahkeme kararları var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuya bakışı olumlu.

Uluslararası hukuku cesaretle iç hukukta uygulayacak bir savcı Türkiye’nin karanlık işkence ve cinayetler dönemini cezalandırmayı sağlayabilir.

Kalıcı bir barış, eski günahları halıların altına süpürerek gelmez. Çünkü bu kadar pisliği kaldıracak halı henüz dokunmadı.