Her yer Gezi

Dünyaya eklemlenmiş ve kendi kuşağının evrensel kaygılarına sahip bir kuşağı ilk itirazlarında boğmak herkese kaybettirir.

Tuhaf ve hayali düşmanlarla kavga etmek yerine olan biteni anlamaya davet edenlere özetle şu cevap verildi: “Anladık, bunlar sivil darbe peşinde teröristlerdir.”

Görünen o ki bundan sonrası da bir cadı avı halinde devam edecek.

Oysa Gezi Parkı ile başlayan olaylar çok boyutlu yeni bir toplumun doğuşuna işaret ediyor.

Fransa’da bir süredir örgütlenen toplumsal bir hareket var. Farklı siyasi ve sosyal yerlerden gelenler hep beraber ‘Tepeden inme ve gereksiz büyük projelere’ karşı mücadele ediyor.

Kamu kaynaklarının dev ve firavunvari projelere harcanmasına karşılar. Havaalanlarından nükleer atık depolarına, devasa statlardan kitsch turistik eğlence parklarına yaklaşık 100 büyük kamu projesine karşılar. Bunları gereksiz ve buyurgan olarak değerlendiriyorlar.

Böyle düşünüyorlar çünkü eski siyaset ve toplum düzenine dahil değiller. Yeni bir dünya arayışındalar. Meşhur CNRS’in araştırma direktörlerinden sosyolog Jean Viard, Le Monde gazetesine verdiği mülakatta şöyle konuşuyor:

“Toplum çok daha yatay. Dikey olan patronun, rahibin, babanın, cumurbaşkanının ve bakanlar kuruluna hükmeden iyi okul mezunlarının iktidarıydı. Bir özgürlük ve ağ toplumunda yaşıyoruz. Bu yeni gerçekliğe iki büyük siyasi parti de uyum sağlayamadı.”

Viard’a göre ‘eski düzende’ insanlar devlet tarafından kendilerine empoze edilen büyük altyapı ve inşaat projelerini fazla sorgulamadan kabulleniyordu. Ancak özellikle gençlerin temsil ettiği yeni toplumsal yapı bunu kabul edilemez buluyor.

Büyük ve empoze edilen gereksiz projelere karşı çıkanların belirli bir siyasi hedefi bulunmuyor. Yine Viard’ın ifadesine göre ortak ve farklı mücadele alanları, gelişigüzel karşılaşıp buluşma anları var. Geleneksel sosyal sınıflar çözülürken irili ufaklı çoğul gruplar oluşmakta.
Herhalde tanıdık gelmiştir.

Sadece Jean Viard’ın analizi değil eylem biçimi de tanıdık gelecektir. Fransa Başbakanı Jean Marc Ayrault, Nantes şehrinin eski belediye başkanı. Ayrault, başbakan olunca Nantes yakınlarına bir havaalanı ve otoyol yapmaya karar verdi.

Proje, tarıma, arkeolojik buluntulara ve çevreye zarar vereceği ve halihazırdaki havaalanına ek yapılmasının yeterli olacağını ileri süren itirazlarla karşılaştı.

Sonunda ba(ğ)zı göstericiler ağaçların kesilmesini ve havaalanı inşaatını engellemek amacıyla, inşaat yapılacak bölgeyi işgal etti. İki seneye yakın bir süre boyunca bölgede Gezi Parkı’ndakine benzer bir çeşitlilikte bazı gözlemcilerin deyişiyle ‘post-kapitalist’ bir yaşam alanı kuruldu.

Sonunda Fransız polisinin müdahalesiyle alan boşaltıldı. Gaz da kullanıldı. Ancak ölü ve yaralılar değil biber gazının göstericilerin yetiştirdiği bostana zararları konuşuldu.

Kimse ‘faiz lobisi’nden ya da ‘Yahudi diyasporası’ndan bahsetmedi.

Bunun yerine tepeden inme projelere karşı yatay bir toplum modelinin tepkisinden, çoğulcu ağ toplumlarının ihtiyaçları, finans ve endüstri temelli ekonomiyle yerel tabanlı paylaşımcı bir ekonominin farkları tartışılıyor.

Kimi ekonomik kalkınmanın devamı için bu tarz projelerin gerekli olduğunu ve göstericilerin amaçsız olduğunu söylüyor. Kimi yeni bir ekonomik ve toplumsal düzenin kapıda olduğundan bahsediyor.

Gezi Parkı’nın ilk gününden itibaren günlerce göstericilere saldırarak, çadırlarını ateşe vererek, basın açıklaması için oturanları aralıksız gaza tutarak işleri çığrından çıkartmak ve herkesi sokaklara dökmek yerine tartışma ve diyalog yolu seçilebilirdi.

O vakit bugün bu deli saçması toplumsal ruh haliyle karşı karşıya olmazdık.

Dünyaya eklemlenmiş ve kendi kuşağının evrensel kaygılarına sahip bir kuşağı ilk itirazlarında boğmak herkese kaybettirir.