İstifa ediniz

Nihat Ömeroğlu'nun muhalefetten sonra iktidar tarafından da kınanmasını müteakip istifa etmesi beklenir.

Nihat Ömeroğlu, anayasa referandumuyla getirilen kamu başdenetçiliğine yani ombudsmanlığa AKP milletvekillerinin oylarıyla seçilmiş eski bir hâkim. Ömeroğlu aynı zamanda Hrant Dink’i ‘Türklüğe hakaret ettiği’ gerekçesiyle mahkûm eden kararı onayan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun üyesiydi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun vermiş olduğu bu kararı Dink’in ölümüne yol açan sürecin bir parçası olarak değerlendirdiği malum.

Haliyle insan haklarının tescilli bir ihlalcisinin, kanunda yer aldığı şekliyle idarenin eylem ve işlemlerini ‘insan haklarına dayanan bir adalet anlayışıyla’ nasıl denetleyeceği soruldu.

Bu soruya Ömeroğlu, Dink hakkında verdiği kararın Dink hakkında olduğunu bilmediğini söyleyerek cevap verdi. Doğru mu söylüyordu? Muhtemelen hayır.

Aksini düşünmek, Ömeroğlu’nun ve hepimizin zekâsına saçma ve okkalı bir hakaret olur.

Kararın Hrant Dink hakkında olduğunu, bırakın Hrant Dink hakkında karar veren hâkim, o günlerde gazete okuyan herkes biliyordu. Kaldı ki kim olduğunun ne önemi var? Aynı satırları Dink değil başkası yazmış olsa başka bir karar mı verecekti Ömeroğlu?

Zaten çiçeği burnunda ombudsman da bu absürd savunmasından vazgeçerek hukuken mecbur olduğu için bu karara imza attığını ileri sürerek çark ediverdi. Yani gözümüzün içine baka baka, deneyimli bir yargı mensubu ve taze bir ombudsman olarak Dink kararının Dink hakkında olmadığını söylemesini unutmamızı istedi. Unutmadık.

Hukuken böyle bir karar vermeye mecbur muydu? Elbette değildi. AİHM bir yana, karara itiraz eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan karşıoy veren Yargıtay mensuplarına kadar birçok hukukçu, hukuka uygun kararın Ömeroğlu’nun verdiği karar olmadığını defalarca belirtmişti.

Karşımızda hepimizi aldatmaya çalışmış bir ombudsman var.

Peki, neden daha önce çok kere bahsettiğim bu kişiden yeniden bahsetme ihtiyacı hissettim. Sebep, AKP Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Hüseyin Çelik’in İMC TV’de yaptığı açıklama. Şöyle diyor Çelik: “Ben bilsem böyle bir adamı tercih etmezdim. Yani edilmemesi gerektiğini düşünüyorum... Hrant Dink meselesi bizim içimizde kanayan bir yaradır, bir utançtır.”

Çok güzel sözler. Peki, bu sözler gerçeği yansıtıyor mu? Çelik, Ömeroğlu’nun Dink kararını verenlerden biri olduğunu bilmiyor muydu? Zannetmem çünkü Sayın Ömeroğlu içki ve sigara içmediğini de belirttiği CV’sinde herhalde en son nerede görev aldığını da yazmıştı. Hadi onu geçelim, avukat Turgut Kazan’ın Ömeroğlu hakkındaki uyarıları ombudsman seçimlerinden önce çok satan gazetelerde yer almıştı. Hadi onu da atladı diyelim, CHP’li Sezgin Tanrıkulu Meclis’te “Kamu vicdanında büyük bir travma yaratmış bir sürece negatif katkısı olan bir adayın kamu denetçisi olması, üzerinde düşünmemiz gereken bir olaydır” diyerek konuya dikkat çekmişti.

Yani Çelik’in bilmiyordum açıklaması, Meclis’te konuşulanları, ombudsmanın CV’sini ve Kazan’ın uyarılarını okumadığı anlamına geliyor. Bu, Ömeroğlu’nun Dink kararının Dink hakkında olduğunu bilmediğini ileri sürmesi kadar inandırıcı. Ya da hükümetin AİHM’ye sunduğu utanç verici Hrant Dink savunmasını kimsenin sahiplenmemesi kadar gerçekçi. Diyelim ki bilmiyordu. Bilmemek bir bahane değildir. Bilip bilmeden neden iş yapıyorsunuz diye sorarlar.

Yine de Çelik’i kutlamak gerekir. Zararın neresinden dönülse kârdır.

Nihat Ömeroğlu’nun muhalefetten sonra iktidar tarafından da kınanmasını müteakip istifa etmesi beklenir. Elbette verdiği kararı okumamış gibi görünen birinden istifa erdemini beklemek belki de hayal.

Ancak açık ki Hüseyin Çelik’in açıklaması Ömeroğlu’nun hiçbir demokratik meşruiyeti kalmadığını iyice göstermektedir. Kendisinden geriye miras bu ve devam edecek benzer yazıları bırakmamak kendi elinde. İstifası eliyle...