Kendileri hapiste, fikirleri iktidarda mı?

Zamanında Rusya ve İran'la ittifak kurulması gerektiğini söyleyen Orgeneral Tuncer Kılınç Ergenekon'dan hapiste. Acaba fikirleri iktidarda mı?

Büyük savaşlardan sonra dünya bir nekahat dönemine girer. Bu nekahat dönemini geçirmek için de savaşların galipleri yeni bir uluslararası düzen oluşturur.

Avrupa’yı neredeyse bir yüzyıl boyunca kasıp kavuran mezhep savaşları 1648 Westfalya Barışı ile sonlanır. Modern anlamıyla devlet ve egemenlik kavramlarının esaslı temelleri atılır.

Fransız devriminden sonra Napolyon bütün Avrupa’yı altüst eder. Napolyon savaşları adı verilen bir dönem yaşanır. Neticede yenilir. 1815’te Viyana Kongresi toplanır. Avrupa’nın muhafazakâr monarşileri bir süreliğine Fransız ve Amerikan devrimlerinin fikirlerine karşı eski düzeni sağlamlaştırır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda Milletler Cemiyeti kurulur. Kalıcı bir uluslararası örgüt aracılığıyla çatışmaların dünya savaşına dönüşmesini engellemek amaçlanır.

İşe yaramaz ki İkinci Dünya Savaşı çıkar.

Bunun ertesinde Birleşmiş Milletler kurulur. Elbette yeni dünya düzenini savaşın galipleri kuracaktır.
Örgütün diğer devletleri bağlayıcı kararlar alabilen ve gerektiğinde kuvvet kullanılmasına dahi izin verebilen Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi savaşın muzafferleridir.

ABD, Sovyetler Birliği, Çin, İngiltere ve İngiltere’nin Avrupa çok güçsüz kaldı diye yanına aldığı Fransa.
İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra ise savaşın galipleri birbirine girer ve uzun sürecek Soğuk Savaş dönemi başlar.
Afganistan, Kore ve Vietnam gibi istisnalar dışında iki kutbun liderlerinin savaşmayıp işi taşeronlarına bıraktığı Soğuk Savaş’ta, ABD ve Sovyetler Birliği’nin birbirleriyle doğrudan savaşmasını nükleer silahlar engeller.

Muhtemel bir savaş halinde dünya nükleer bir felaketle yok olacağı için sıcak savaş göze alınamaz ve çoğunlukla soğuk kalır. Sonrası,
komünist blokun yıkılması ve Soğuk Savaş’ın bitmesi.

Ancak Soğuk Savaş sonrası Birleşmiş Milletler yerini yeni bir örgüte bırakmadı. Yani İkinci Dünya Savaşı sonrasına göre tasarlanmış bir Güvenlik Konseyi ile Soğuk Savaş sonrası yeni düzene girildi.

Paradoksal bir şekilde Soğuk Savaş boyunca kutuplar arası veto savaşları sebebiyle kilitlenen Konsey, Soğuk Savaş’tan sonra az da olsa bir etkinlik gösterebildi. Ancak birçok örnekte görüldü ki Güvenlik Konseyi, isteksizlik, siyasi çıkarlar ve çifte standartlar sebebiyle çoğu zaman etkisiz.

Aşikâr olan şu: Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri günümüz dünyasını yansıtmıyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın cezalıları Almanya ve Japonya orada olmak istiyor. Birleşmiş Milletler kurulduğunda dünyanın çoğu sömürgeydi. O eski sömürgelerden çıkanların kuvvetlileri de Konsey’de daimi bir yer edinmek talebinde.

Kendini toplayan Güney Amerika’nın da gözü orada, önemli uluslararası krizlerin çoğuna bir şekilde dahil olan Arap ve İslam dünyasının devletlerinin de.

Türkiye de Erdoğan’ın bir süre önce beş daimi üyeye atıf yaptığı ‘Dünya Beşten Büyüktür’ sloganıyla duruma dikkat çeken devletlerden.
Fakat tartışmayı tekrar gündeme oturtan, ayın 18’inde Suudi Arabistan’ın geçici üye olarak seçildiği Güvenlik Konseyi üyeliğini reddetmesi oldu.

Uluslararası düzenin adaletsizliğine dikkati çekenin Suudi Arabistan olması elbette büyük bir talihsizlik.
El Hayat gazetesinde Halit el Dahil imzalı bir makale Suudi Arabistan’ın bu çıkışının adaletsizlik ve çifte standarda tepkinin dışındaki sebeplerini ele alıyor.

Buna göre Riyad’ın kararında, ABD’nin İran’la yakınlaşması ve Suriye yönetimine karşı yumuşak tutumu önemli bir rol oynamış.
El Dahil, ABD dış politikasının odağının Ortadoğu’dan Pasifik Okyanusu ve Asya’ya kaydığını söylüyor ve Suudi Arabistan’ın sadece ABD’nin müttefiki olarak devam edemeyeceğini belirtiyor.

Türkiye’nin de bunu gördüğü, İran’la arasını iyi tutması ve mesela nükleer reaktör ihalesini Rusya’ya ve hava savunma sistemini Çin füzelerine vermesi bu gözle okunabilir mi?

Peki, son günlerde ABD basınında Hakan Fidan hakkında çıkan haberleri hangi gözle okumalı?

Zamanında Rusya ve İran’la ittifak kurulması gerektiğini söyleyen Orgeneral Tuncer Kılınç Ergenekon’dan hapiste. Acaba fikirleri iktidarda mı?

Net bir cevap vermek zor.