Kirli savaş 

Arjantin'de cunta dönemine kirli savaş denir. Türkiye'de de benzer bir kirli savaş yürütüldü.

Müstafi Papa göreve başladığında geçmişi araştırılmış ve Hitler gençliğine üye olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak dönemin Almanya’sında bu üyeliğin zorunlu tutulması ve genç Papa’nın örgüte üye yapıldığında henüz 14 yaşında olması sebebiyle mevzu çok büyümeden küllenmişti. 
Yeni seçilen Papa’nın geçmişi ise biraz daha sorunlu. Arjantinli Papa Francis, Arjantin’i yerle yeksan eden askeri hükümet zamanında üst düzey bir din adamıydı. 

Papa Francis’in 70’lerin sonundaki cunta iktidarı esnasında sol eğilimli bazı rahipleri korumadığı ve hatta kaçırılıp işkence gören iki rahibi tabiri caizse aslanların ağzına attığı ileri sürülüyor.

Papa’nın sicili

Kaçırılan rahiplerden biri 2000 senesinde ölmüş ve ölene kadar da yeni Papa’yı suçlamaya devam etmiş. Kız kardeşi mücadelesine hâlâ devam ediyor. Diğer rahip ise bugün Almanya’da bir manastırda inzivaya çekilmiş ve konunun kendi açısından kapandığını söylüyor.

Askeri dönemi yargılayan mahkemeler Papa Francis’i tanık olarak dinlemek istediklerinde bu talepleri iki defa reddedilmiş. 

Arjantin’de cunta döneminde muhaliflerin çocuklarının kaçırılıp rejim yanlısı ailelere verildiği biliniyor. Papa Francis ya da Papalık öncesi adıyla Jorge Mario Bergoglio, bu husustan haberi olmadığını ileri sürüyor. Ancak çocuğu kaçırılan ailelerden biri 1977 senesinde bizzat kendisine başvurduklarını söylemekte.

Bizzat cuntayla işbirliği yapıp yapmadığı belirsiz olan ama buna rağmen cuntanın yaptıklarını bilmesine karşın ses çıkarmayan birine benziyor yeni Papa. 

Toplu mezarlar, işkenceler, kaçırılan çocuklarla dolu bir tarihi var Arjantin cuntasının. Aralarında üst düzey din adamlarının da olduğu sorumlular bugün yargılanıp cezalandırılıyor.

Arjantin Katolik Kilisesi ise cunta döneminde generallerle yaptığı işbirliğinin ve sessizliğinin ağır suçluluğu altında. 2000’li yıllarda kilisenin iki defa af dilemesi dahi bu suçluluğu pek azaltmışa benzemiyor. 

Bugün birçok gözlemci darbe zamanı kilisenin darbecilere yakınlığı nedeniyle Arjantin halkının kiliseden uzaklaştığını söylüyor.
Halkın büyük çoğunluğunun kiliseye gitmemesi de buna kanıt olarak gösterilmekte.

Görünürdeki sebep Arjantin’de eşcinsel evliliğinin yasallaşması olsa da 2003’ten bu yana darbecilere dokunulmazlık sağlayan düzenlemelerin kaldırılması ve darbecilerin yargılanmasıyla beraber Katolik kilisesinin günahlarının tekrar gündeme gelmesi Papa Francis’in Arjantin hükümetine muhalefetinin en önemli sebebi olarak değerlendiriliyor.

Devlet destekli paramiliter örgüt Arjantin Antikomünist Birliği, cuntacı generaller ve onlarla iş tutan din adamları. Bu üçlü yapılanma, Soğuk Savaş döneminde ‘istikrar’ adına yaptırılan darbelerin aynı model üzerinden işlediğinin de işareti.

Arjantin’de cunta dönemine ‘kirli savaş’ da denmekte. Soğuk Savaş artığı bu yapılanmayla Türkiye’de de bir ‘kirli savaş’ yürütüldü.
Arjantin’deki Plaza de Mayo Anneleri’yle bizdeki Cumartesi Anneleri’nin benzerliği bundan.

Bu sebeple 12 Eylül yargılanması iki generalle sınırlı kalır ve kontrgerillanın Fırat’ın doğusunda yaptıkları yargılanmazsa savaş bitse de kiri kalır.