Komedyenler iktidarı

Grillo'ya göre 'Beş Yıldız Hareketi'nin ayakları halkta, başı internette. Ancak işin çoğu internet üzerinde olsa da çok önemli bir kısmı sokağa dayanıyor.

1981 senesinde bir Fransız komedyenin yapamadığını 2013 senesinde bir İtalyan komedyen başarmış olabilir mi? Bu pazartesi gerçekleşen İtalyan seçimlerinin sonucuna bakarsak, olabilir.

Kocaman yürekli ve kahkahalı Fransız komedyen Coluche, 1981’de Fransa’da başkanlık seçimlerine katılmaya karar vermişti. ‘Aylakların, müptelaların, eşcinsellerin, kadınların, parazitlerin, gençlerin, yaşlıların, sanatçıların, hapishane kaçkınlarının, travestilerin, delilerin, eski komünistlerin, siyahların, Arapların, Fransızların ve oy kullanmayanların’ adayı olduğunu söylüyordu.

Kamuoyu yoklamaları yüzde 15 civarı oy alabileceğini öngörüyordu. Kırmızı palyaço burnuyla “Siyaset basittir, iyi bir vicdanınız ve bunun için de zayıf bir hafızanız olması yeterli” diyerek seçim kampanyası yürüten Coluche, bütün Fransız siyaset sınıfını rahatsız etmişti.

Seçimlerden az evvel rejisörünün öldürülmesinden sonra seçimlerden çekildi.

Pazartesi İtalyan komedyen Beppe Grillo’nun liderliğini yaptığı ‘Beş Yıldız Hareketi’ oyların yüzde 25’ini alarak İtalya’nın üçüncü partisi oldu.
Meşhur teknoloji kültürü dergisi Wired seçim sonuçlarını bir internet blog’unun İtalya’nın üçüncü büyük partisine dönüşmesi olarak değerlendirdi.

Gerçekten de Grillo’nun kendi deyimiyle megafonu olduğu hareket, asıl olarak internet üzerinden örgütleniyor. Örgütlenmenin temelinde ise komedyenin kişisel blog’u var.

Grillo’ya göre ‘Beş Yıldız Hareketi’nin ayakları halkta, başı internette. Ancak işin çoğu internet üzerinde olsa da çok önemli bir kısmı sokağa dayanıyor. Zaten Beş Yıldız, kitlesel gücünün anlaşılmasını sokak eylemlerine, özellikle de ‘V-Günü Kutlamaları’na borçlu.

V-Günü ibaresindeki V’nin neye denk geldiğini yazmam hukuki sorun çıkartabilir, sadece o V’nin italyanca ‘vaffanculo’ sözcüğünün kısaltması olduğunu söylemekle yetineyim. Bize herhalde S-Günü olarak tercüme edilebilir.

İtalya’da görülen sistem karşıtı seçmenin bir kampta toplanması. Geleneksel partileri reddeden, belli bir ideolojik çizgisi olmayan popülist bir siyasi oluşum söz konusu. Ama gerçekten söz konusu. Seçim sonrası çıkan yönetim krizini aşmak için merkez sol ve merkez sağın büyük bir koalisyon kurması gündemde. Bu ihtimalde sistem karşıtlığının daha artacağı ve Grillo’nun partisinin oyların yarısını alabileceği belirtiliyor.
Yeni teknolojilerin ve sistem karşıtlığının bir sonucu İtalya’da yaşananlar.

Brezilya’da 2010 senesinde kongre seçimlerinde en çok oyu alan Tririca adında bir palyaçoydu. 1 milyon 300 bin oyla kongre üyesi olmuştu. Bir sirkte palyaçoluk yaparken maymunu zengin ve güçlü bir işadamının kızını ısırmıştı. Ertesi gece sirki işadamının adamları yakıp kül etmiş, Tririca da siyasete girip hesap sormaya yemin etmişti.

Seçildikten iki sene sonra izlenimleri şöyle: “Burası berbat bir yer, oturumlara bile katılmıyorlar, hiçbir şey işlemiyor,  belki aralarında iyi insanlar da var ama sistem çalışmıyor. Ne diyeyim, burası gerçek bir sirk.”

Yerleşik siyasi partilere ve düzene tepki İtalya’da bir komedyenin internet üzerinden başlattığı bir harekete yüzde 25 oy kazandırdı.
Şüphesiz bundan çıkarılacak çok sonuç var.

Düzen yanlıları bundan bir istikrarsızlık korkusu, sistem karşıtlarıysa bir devrim ümidi çıkartacaktır. Bunlar hep tartışılır. Ancak çok sevdiğim ve bu sistem karşıtı komedyenlerin öncüsü Coluche’ün bir sözü var ki akılda tutmalı: “Seçimleri hep sağ ya da sol kazandı, ne zaman Fransa kazanacak?”

Zannederim İtalya’da da aynı his hâkim. Her dile çevrilebilecek bu slogan, içinde tehlikeli popülist bir tepkiyi de hâkim iktidar çevrelerine karşı bir uyanışı da içeriyor.

Bakalım hangisi galebe çalacak?

Elbette mizaha ve komedyenlere inancım ikincisinin kazanmasından yana.