Kubur fareleri

Başbakan küçük bir çevre protestosunu berbat bir yönetimle dev krize dönüştürdü. Herhalde bununla yüzleşemediği için suçlu arıyor.

Sokaklarda insanlar yürüyor, parklarda insanlar buluşup tartışıyor. Başbakan ise yel değirmenleriyle savaşına devam ediyor. Don Kişot sevimli ama trajik bir roman kahramanıydı. Başbakan’ın mitinglerde söyledikleri ise sadece trajik.

Don Kişot yeni dünyayı kavrayamamıştı. Erdoğan da eski bir dünyanın siyasetçisi olduğunu ispat etmek için özel bir çaba gösteriyor.
Kendi soğuk savaşına hapsolmuş halde. Zorlandıkça kendini iktidara getirdiğini düşündüğü eski ezberinden demetler sunuyor. Sorulan soruya cevap veremediği için en iyi bildiği konuyu anlatan tembel bir öğrenci gibi.

Seri mitingler yaparak neyle mücadele ettiği belirsiz. Karşısında miting yapan yok, söylediklerine meydanlarda laf yetiştiren yok. Tek başına nutuk üzerine nutuk atmakta. Söyleyecek yeni bir şeyi olmadığı için de her konuşması bir öncekinin kopyası.

İlk günlerde acaba ne diyecek merakıyla kendisini izleyenlerin çoğu konuşmalarıyla ilgilenmiyor. Herhalde en son Kenan Evren böyle bir yurt gezisine çıkmış ve tek başına benzer konulu nutuklar atmıştı. ‘Milli birlik ve beraberliğimize kastedenler’, ‘dış mihraklar’, ‘kandırılan masum gençler’ vs. vs.

Bu histeri sınırında gezinen seri mitinglerle General Evren’in konuşmaları arasında çok benzerlik var. Şunlar Kenan Evren’e ait mesela:

“Yalnız dış güçler değil, içimizde dolaşan ve bu dış güçlere yardakçılık yapanlar da az değildir. Bunlar müsait zaman kollarlar.”

“Milletimizin istikbali olan gençlerimizin ne kadar ihmal edildiği, ne derece kendi haline bırakıldığı, bunlardan bir kısmının maalesef nasıl iç ve dış düşmanlarımıza kaptırıldığı, şimdi artık hepimizin içini yakan bir acı olarak açıkça itiraf edilmelidir.”

“Bu hudutsuz hürriyetler, daha çok, kötü niyetlilerin işine yarayacak ve masum vatandaşların hürriyetlerine zarar verecektir.”

“İslam dini, aile hayatını da tanzim eden kurallar getirmiştir. O halde aile fertleri bütün diğer bağlara ilaveten, dini emirler ve dini duygular sebebiyle de birbirlerine bağlılık gösterirler.”

“Tam bir İslam kardeşliği içinde yaşayabilecek miyiz?”

Başbakan “bunlar şöyledir, bunlar böyledir” diyerek geniş halk kitlelerini kendi tabanının gözünde şeytanlaştırmaya çalışmakta.

Besmeleyi bile tekeline alarak toplumu bölmek yoluyla iktidarını pekiştirmeyi hedefliyor.

Bin defa yalanlanmış bayat hikâyelerle taraftarlarını gazaba getirmekten memnun.

Olmayan uluslararası komplolara karşı direnen bir başmağdur kıyafetine bürünmek derdinde.

Küçük bir çevre protestosunu berbat bir yönetimle dev bir krize dönüştürdü. Herhalde bununla yüzleşemediği için suçlu arıyor. Hayali düşmanlara miting meydanlarında bağırıp çağırıyor. Krizi derinleştirerek bir siyasi çıkış arayışına girdiği belli.

Bu yöntemleri kullanarak tarihe hayırla yâd edilerek geçen kaç lider biliyorsunuz?

Olayların nereye varabileceğini tahmin etmek için Başbakan’ın içinden bölümler okumayı çok sevdiği Necip Fazıl’ın Gençliğe Hitabesi’nden bir bölüm hatırlayalım. Erdoğan’ın gençken benimsediği çağrıyı unutmayalım. Nasıl bir gençlik istiyordu Necip Fazıl:

“O’ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik”.

‘Bunlar’ diye anılmayı öpüp de başımıza koyalım.