Megaloman, muhteris, yalancı pehlivan

İkbal peşinde bir ihtirası, ahmak bir megalomaniyi, yalancı bir pehlivanlığı ne ile tartabilirsiniz? Ya lideri vişne çürüğü don giy dese bu talimatı ilahi bir emir kabul edecekleri hangi terazi tartar?

Şüphesiz Refik Halid Karay fıkra yazarlığında Türkçeyi en ustalıkla kullananlardandır. Gazetelerde köşe yazısı kaleme alacaklara okumaları ilk tavsiye edilenlerden olması boşuna değil.

Geçenlerde Refik Halid’in İkinci Dünya Savaşı esnasında yazdıklarına göz atıyordum. Almanya, Japonya ve İtalya’yı destekleyenleri tahlil ettiği bir makalesine rastladım. Bu şahısları bazı sınıflandırmalara tabi tutmuş. Özellikle de iki grubun üzerinde duruyor:

“Kendilerini dev aynasında görenler ve devcesine iş göreceklerini sananlar, megalomanlar” ve “Bugünkü mevkilerini az bulup göz diktikleri, imrendikleri yerlere bir rejim değişikliği ümidine bağlayanlar, muhterisler.”

Bu destekçiler ve onların liderlerini ise şöyle tasvir ediyor:

“Halka daha büyük, daha geniş, daha refahlı, daha şanlı, pek saltanatlı ve fütuhatlı, yağmacı bir geleceği yalancıktan vaadederek ve inanmış görünerek başa geçmek hırsına tutulmuş yalancı pehlivanlar.”

Bunların yanısıra her bağırıp çağıranın peşinden gidenlerden de bahsediyor aynı makalede. Refik Halid’e göre bunlar “dünyaya cahil gelip gitmek için yaratılmıştır” ve “Yarın vişne çürüğü don giyip kafasına oturak geçirecek bir başka çeşit faşistin veya haşistin de arkasına takılır.”

Hemen Refik Halid’e milletin değerlerini aşağıladı diye celallennmeye gerek yok çünkü kendisi Hürriyet ve İtilaf Fırkası üyesi olup mütareke zamanı Posta ve Telgraf Müdürlüğü görevinde bulunmuştur. Bundan dolayı da 150’likler listesine alınıp sürgüne gönderilmiş memlekete ancak uzun bir süre sonra afla dönmüştür.

Her neyse.

Bu makaleyi okuyalı beri etrafıma başka bir gözle bakmaya başladım. Kim mesela kendini dev aynasında görenler ya da mevki peşinde geleceklerini bazı liderlere bağlayan muhterisler.

Kim bu insanlara pek saltanatlı ve fütuhatlı gelecek vaad edenler? Her güçlünün peşinden gitmeyi kendine vazife bilen cahiller sürüsü kim?

Önümüz cumhurbaşkanlığı seçimleri. Adaylar belirlendi. Bakıyorum adayların konuşmalarına. Sonra gazetede yazanları ekranlarda konuşanları takip ediyorum. Aklımda tek bir terazi.

Ahmak megalomanları, kifayetsiz muhterisleri ve yalancı pehlivanları tartacak bir terazi. Elbette önce onlardan biri olmadığıma kendimi ikna etmem gerekiyor. Allah’tan işin o kısmı kolay. Kim kendinin bu fena özellikleri taşıdığına inanır ki. O imtihanı hızla geçtikten sonra terazinin diğer kefesine ne koyacağımı düşünüyorum.

İkbal peşinde bir ihtirası, ahmak bir megalomaniyi, yalancı bir pehlivanlığı ne ile tartabilirsiniz? Ya lideri vişne çürüğü don giy dese bu talimatı ilahi bir emir kabul edecekleri hangi terazi tartar?

Hadi diyelim ki terazimin kefesine ölçü için bir ağırlık buldum. Kendimce tarttım, ölçtüm, biçtim ve bu megalomanlarla muhterisleri, yalancı pehlivanlarla cahilleri tespit etim.

Terazimin ne kadar hassas olduğu belirsiz. Hatta belki megaloman ve muhteris olan benim ve iyiniyetli zavallı insanları suçlamaktayım. Zor iş yani.

Bu zor işin ağırlığı omuzlarımda kendi kendime bunalıyorum. Sonra bir daha bakıyorum adayların konuşmalarına ve onların destekçilerine. Anlamaya çalışıyorum kim megaloman kim muhteris kim yalancı pehlivan kim sahte gelecek palavraları saçmakta?

Dur yahu. İş biraz kolaylaşıyor mu ne?

Nereden okuduysam Refik Halid’in makalesini. İş işte.