Merhaba Hizbullah

Hizbullah meselesinde masum olmayanın sadece örgütün kendisi olmadığı anlaşılıyor.

16 Şubat 1992 tarihinde 2000’e Doğru dergisi ‘Hizbullah Çevik Kuvvet Merkezinde Eğitiliyor’ kapağıyla çıktı. Haberi yapan Halit Güngen derginin Diyarbakır temsilcisiydi. Hizbullah’ın MİT ve Emniyet’le bağlantılı olduğunu ve örgütün militanlarının Diyarbakır Çevik Kuvvet Merkezi’nde eğitildiklerini yazıyordu.
Halit Güngen haberinin yayımlanmasından sadece iki gün sonra derginin Diyarbakır temsilciliğinde öldürüldü.
Çok değil bir sene sonra dönemin Batman Emniyet Müdürü TBMM Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu’na şu beyanı veriyordu: “Ne yazık ki, Hizbullah örgütü mensupları bir dönem askerlerden yardım gördüler. Buradaki bazı askeri birliklerde silahlı eğitim yaptılar, lojistik destek gördüler.”
Habertürk gazetesinde Amberin Zaman imzasıyla yayımlanan habere göreyse yine 1993 senesinde Hizbullah’ın içinden bir ismin cumhurbaşkanlığına yaptığı ihbar üzerine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin ihbarın araştırılması talebine karşılık dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar’ın militanların yakalanmaması sadece izlenmesi gerektiğini söyleyen bir rapor yazdığı biliniyor. 

İzlerken
2007’de eski OHAL Valisi Hayri Kozakçıoğlu Zaman gazetesinde yayımlanan bir söyleşisinde JİTEM, MİT ve emniyetin Hizbullah’la istihbarat paylaştığı iddialarına şöyle açıklık getirmişti: “Bu, gayet doğal bir durum. Eğer Hizbullah PKK’nın yerlerini tespit konusunda bir adım öndeyse, onlardan istihbarat alınmasında bir sorun yok.”
1993-1997 seneleri arasında Şırnak’ta gerçekleşen faili meçhul cinayetlerle ilgili Albay Cemal Temizöz ve Cizre’nin eski Belediye Başkanı Kamil Atak’ın yargılandığı davada, Başkan Atak’ın kardeşi şu iddialarda bulunuyor:
“Boşaltılan Cizre’nin Kuştepe Köyü, Hizbullah’ın askeri merkezi haline gelmişti. (...) Benim de bulunduğum birçok arkadaşımız bu köye silah ve mühimmat götürdük.”
Dönemin MİT Müsteşarı Tümgeneral Teoman Koman ise kendisine Hizbullah hakkında soru soran gazetecilere şöyle yanıt veriyordu o yıllarda: “Hangi Hizbullah? Bir İran’daki Hizbullah vardır bir de PKK’nın baskılarına karşı kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar.”
Necmettin Erbakan başbakanken, Başbakanlık İdari ve Mali İşler Dairesi’nde çalışan bir bilgisayar operatörünün örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınması ise örgütün ilişkilerinin sadece JİTEM, Emniyet ve MİT eksenli olmadığı şüphesini uyandırmıştı. 

Öküz ölünce
Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının hemen ertesinde Hizbullah’a karşı devlet nihayet harekete geçti. Örgüt lideri Hüseyin Velioğlu Beykoz’da bir villada polisle çatışırken öldü. Örgüt sözümona hemen çöktü ve kurbanlarını duvarlara, binaların zeminlerine gömdükleri evleri ortaya çıktı.
Geçen günlerde tutukluluk sürelerindeki değişiklik sebebiyle tahliye edilen Hizbullah davası sanıkları işte bu örgütün mensupları oldukları ve onlarca insanı işkenceyle öldürdükleri için yargılanıyordu. Karar hâlâ temyiz aşamasında.
Hizbullah örgütü kendi internet sitesinde 90’lı yılların başında JİTEM ya da diğer devlet kurumlarıyla bir bağlantısı olduğunu ve PKK’ya karşı bu birimler tarafından desteklendiğini şiddetle yalanlıyor. Hatta PKK’nın devletle beraber Hizbullah’a saldırdığını ima ediyor.
Kim buna ne kadar ikna olur bilinmez. Ancak Hizbullah herhalde bu yargılanan 15 kişiden daha fazlasıydı ve örgütle iş tutanların büyük çoğunluğu büyük ihtimalle bugün hâlâ ya görev başında ya da sakin bir emeklilik geçiriyor.
Hizbullah meselesinde masum olmayanın sadece örgütün kendisi olmadığı anlaşılıyor.
Öcalan’ın bu tahliyelerden önce AKP’yi bölgede bir ‘Hamas’ kurmakla suçladığını bir yere not edelim. Tahliyeden sonra Öcalan’ın “Hizbullah eski tarzda devam edecekse, kendimizi savunuruz” demesini ve tahliye olanlardan Edip Gümüş’ün “Geçmişte Rabbimize kulluk görevlerimizi yerine getirdik, gelecekte de getireceğiz” açıklamasını da akılda tutalım.
Nasıl memnun muyuz? Şahane memleketimiz var.