Necip Fazıl'ın genç adamı: Erdoğan

Dava taşı gediğine oturacak. Gelecek öyle inşa edilecek. Necip Fazıl'ın genç adamı Erdoğan, Necip Fazıl'ın izinde bir format atma peşinde.

İlkokullarda her sabah tekrar edilen andın kaldırılması pek iyidir. Andın kaldırılmasına karşı çıkarak yapılacak muhalefet ise manasız ve gereksizdir.
İlkokul çocuklarından her sabah varlıklarını Türk varlığına armağan ettiklerine dair yemin etmelerini istemek cumhuriyetçilik değil.
1930’larda dünya fena halde sağa çekerken bulunmuş özgürlükçü demokratik rejimle bağdaşmayan tuhaf ve kimsenin de ciddiye almadığı bir ritüeldi. Gitmesi hayırlı oldu.
Başbakan Erdoğan da bunu “Devlet çocuğa format atmaz” diyerek savundu.
Haklı.
Haklı haklı olmasına ancak kendisi başka bir formatın peşinde.
Format karşıtı konuşmasında geleceğe dair planlarını anlatırken şu ifadeyi kullanıyor Erdoğan: “Dava taşını gediğine koyana kadar mücadele edeceğiz.”
İlginç bir deyim değil mi? Edebi bir zenginlik taşıyan ve gündelik dilde karşılığı olmayan özgün bir deyiş.
Öyle, çünkü bildiğim kadarıyla ‘dava taşını gediğine koymak’ Başbakan’ın siyasi ve edebi rehberi Necip Fazıl Kısakürek’in icat ettiği bir ifade.
Nerede geçiyor bu ifade?
Şairin meşhur gençliğe hitabesinde. Bu hitabede Kısakürek, milletin geçirdiği evreleri sayar ve cumhuriyet dönemini şöyle tanımlar:
“İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet.”
Aralarında Erdoğan’ın da bulunduğu kendini takip eden gençleri ise şöyle tasvir eder: “Nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...” İçinden güzel gazete, dergi ismi çıkacak bir cümle.
Gelelim dava taşını gediğe koymaya. Necip Fazıl Kısakürek hitabesinin sonunda bir vasiyette bulunur. Der ki:
“Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!”
O genç adamlardan biri Recep Tayyip Erdoğan’dır. Birçok kritik konuşmasında Kısakürek’e sıklıkla atıf yapması gözlerden kaçmasın.
Demokratikleşme paketiyle ilgili konuştuğunda ileride yapacaklarını anlatırken ‘dava taşını gediğine koyana kadar’ mücadele edeceklerini söylemesi hitabetini kuvvetlendirmekten ziyade açık bir hedefe işaret etmekte.
Devlet format atmaz derken sadece belli bir format tarzına, Necip Fazıl’ın hitabesindeki cumhuriyete denk gelen dönemin formatına bir karşı çıkış var. O hitabede bir sonraki dönem tarif edilip genç adamlara o evreye geçme vazifesi veriliyor. Kim geçecek o yeni döneme:
“Destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...”
Kimdir bu gençlik? “Halka değil, Hakk’a inanan; meclisinin duvarında ‘Hâkimiyet Hakk’ındır’ düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakk’a kölelikte bilen bir gençlik...”
Yetmez, aynı zamanda: “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...”
Ne dedi AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu: “10 yıllık iktidar dönemimizde şu ya da bu şekilde bizimle paydaş olanlar, gelecek 10 yılda bizimle paydaş olmayacaklar. Onlar da şu ya da bu şekilde her ne kadar bizi hazmedemeseler de diyelim ki liberal kesimler, şu ya da bu şekilde bu süreçte bir şekilde paydaş oldular ancak gelecek inşa dönemidir. İnşa dönemi onların arzu ettiği gibi olmayacak.”
Dava taşı gediğine oturacak. Gelecek öyle inşa edilecek.
Necip Fazıl’ın genç adamı Erdoğan, Necip Fazıl’ın izinde bir format atma peşinde.
Kamuda kıyafet serbestliğine ya da andımızın kaldırılmasına karşı çıkmak ise sadece bu format atma işlemini kolaylaştırır.
Tek çare, özgürlükçü ve çoğulcu bir demokrasiyi her formata karşı savunmak.
Necip Fazıl’ın genç adamlarının gelecek 10 yılında atmaya çalışacakları formatın çaresi her özgürlük alanını genişletmek için uğraşmak.
Her ‘demokrasi paketi’ hamlesine ‘görüyor ve arttırıyorum’ demek surlarda gedik açıp o gediğe taş koymaya odaklananları şaşırtır.
Çünkü o dava taşı gedik çok genişlerse gediğe ufak gelir ve yere düşüp yuvarlanıverir.