Paris cinayetleri ve İran-Suriye ekseni

İran, Suriye ve belki de müzakerelere karşı olan PKK içinde bir kanadın ortak operasyonu olabileceğine ilişkin yorumlar revaçta.

Paris cinayetleri hakkında çok ihtimal hesabı var. Bu sebeple günlerdir medyada dedektiflikten geniş uluslararası ilişkiler analizine uzanan bir fikir tayfında spekülasyonlar yapılmakta.

Derin devlet mi yaptı, PKK içinde bir hesaplaşma mı yoksa yabancı bir istihbarat örgütünün eylemi mi henüz belli değil. Bu üç senaryo çerçevesinde yapılan yorumlar ise envai çeşit. Sadece bizde değil, yabancı basında da çeşitli ihtimalleri değerlendiren analizler yer almakta.

Myeurop.info sitesinde Christophe Chiclet imzasıyla çıkan kapsamlı bir analiz de bunlara dahil. Chiclet, Sakine Cansız’ın korumalarının yanında bulunmaması ve katillerin bir direnişle karşılaştığına dair işaret olmamasını Cansız ve yanındakilerin, Lafayette Sokağı’nda bulunan Kürdistan Enformasyon Merkezi’nde bir toplantı yapacaklarına yormakta.

Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezdan da 1989 senesinde İran gizli servisinin Viyana’da İran Kürtleriyle görüşmeler sürdürürken istihbarat elemanlarının dördüncü toplantıda İranlı Kürdistan Demokratik Partisi Genel Sekreteri Abdurrahman Kasemlu ve yanındaki iki kişiyi öldürmelerini örnek veriyor.

Nezdan iki cinayetin benzer şekilde işlendiğine işaret ediyor ancak muhtemel toplantının kiminle olduğunun bilinmediğini de söylüyor. Yapılan birçok analiz ise benzer taraflarının olmasına rağmen cinayetin derin devlet tarafından işlenmesine pek ihtimal vermiyor.

Benzer bir eylemin daha önce İran gizli servisi tarafından yapılmış olması elbette akıllara bu operasyonun arkasında da İran’ın olup olmadığını getirebilir. Hele 1992’de Kasemlu’nun halefi Sadık Şerefkendi’nin de Berlin’de bir Yunan lokantasında bir İranlı tarafından öldürüldüğü ve 1997’de Alman yargısının cinayetten İran gizli servisini sorumlu tuttuğu düşünülürse en azından İran’ın böylesine bir operasyon düzenleyecek bir kapasiteye sahip olduğu söylenebilir.

Ahmet Türk gibi temsil gücü yüksek birinin cinayetin arkasında İran’ın olabileceğini söylemesi de bu ihtimali güçlendirmekte.

Bu sebeple İran, Suriye ve belki de müzakerelere karşı olan PKK içinde bir kanadın ortak operasyonu olabileceğine ilişkin yorumlar revaçta.

Gelgelelim, ilk analizlerde aşikâr gibi görünen bu çıkarımı hemen sahiplenmek sakıncalı. İran ve Suriye’nin Esad muhaliflerine destek veren Fransa ve Türkiye’nin yanı sıra Türkiye ile müzakere masasına oturan PKK’ya gözdağı verip, barış sürecini kesmek için bu operasyonu tezgâhladığı fikri biraz fazla kolay görünüyor.

İran servisinin daha önce benzer eylemler yapmış olması bu eylemi de onun yapacağı anlamına gelmiyor.

Bu tarz uluslararası boyutlu eylemlerde hemen ‘olağan şüpheliler’den şüphelenmeden önce elimizde yeterli bilgi olması gerekiyor.

Elbette işin arkasında İran-Suriye ekseni olabilir. Ancak işin arkasında İran-Suriye ekseninin olduğu yargısına hemen varmamız da isteniyor olabilir.

İran-Suriye tezi ağırlık kazanmış gözükse de henüz diğer ihtimallerin tamamen geçersiz olduğunu ileri sürebilecek kadar açık bilgilere sahip değiliz.

Bu sebeple ilk yapılacak olan bugünkü cenaze töreninin olaysız geçmesini sağlamak ve sonrasında da müzakerelere başlamak. Taraflar arasında güvensizlik yaratmaya yönelik bu eylemin failinin beklediği etki ancak bu şekilde bertaraf edilebilir.