Söz konusu barışsa demokrasi teferruattır mıdır?

Farkli siyasi çizgilerden gelen insanların imzaladığı bir metin barış ve demokrasinin beraber gelişmesi için verimli bir fikri temel sağlıyor.

Kürt meselesinin çözüm süreciyle birlikte bir tartışma başladı. Kürt siyasi hareketi elde edeceği haklar karşılığında otoriter bir başkanlık rejimi için AKP’nin yapacağı bir anayasa değişikliğine onay verir mi?
 
Yani Midyat’a barışa giderken eldeki demokrasiden olur muyuz? Bazı mahfillerde bu tartışma çok ciddi boyutlara erişti. Aslında bu çok anlam taşımayan bir tartışma çünkü demokrasi olmadan kâğıt üzerinde elde edilecek haklar, geldikleri gibi giderler. 1970’lerde Irak Kürtleri bunu yaşayarak tecrübe etti. 

Bu dönemde hem barışı hem de demokrasiyi beraber sağlamak bir zorunluluk. Barışsız demokrasi ve demokrasisiz barış olmaz. Otoriter bir rejimi barışın önüne sürmek hem barışı hem de demokrasiyi baltalamak anlamına gelir.
 
Bu sebeple bir imza metni kamuoyuna sunuldu. Amaç, bunun alışılagelmiş bir imza metni olmakla sınırlı kalmaması. Özelde Kürt meselesinin, genelde ise demokrasi meselelerinin serinkanlılıkla tartışılacağı bir platforma ihtiyaç olduğu kuşkusuz.
 
Kürt sorununun çözümü
‘Barış için Özgürlükçü Demokrasi’ başlıklı metnin satırbaşları şöyle:
 
“Kamuoyunda ‘Barış Süreci’ olarak bilinen görüşmeler Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlerle değil siyasi yöntemlerle sağlanabileceğinin anlaşılması açısından önemli bir adımdır.” 

“Anayasal uzlaşının sağlanmasına kolaylık sağlayacak, yol temizliği niteliğinde kısa vadede de atılabilecek birçok adım vardır. (...) Bu adımların hepsi temel hak ve özgürlükleri ilgilendirmektedir. Temel hak ve özgürlükler al-ver konusu yapılamayacak, müzakere malzemesi edilemeyecek hususlardır.” 

“Kürt sorununun çözümü ile doğrudan bir ilişkisi olmayan (...) başkanlık sistemi tartışmalarının bu sürece dahil edilmesi yukarıda bahsedilen geniş anayasal uzlaşının sağlanması önünde tıkayıcı bir unsurdur.” 

“Şeffaf bir şekilde halkın önünde yapılması gereken anayasal hazırlıkların gizli yürütüldüğü ve bir emrivaki ile halkın önüne sunulacağı izlenimi veren her türlü adım da sürece zarar verecektir. Dolayısıyla anayasaya ilişkin tüm görüşmeler TBMM çatısı altında kurulmuş olan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda yürütülmelidir.” 

“Türkiye’de barış ile demokrasiyi karşı karşıya getirmek kimseye yarar sağlamayacaktır.” 

Teminatı demokrasi “Kürt sorununun çözümü için gereken barış dili hiçbir etnik ve inanç grubunu ötekileştirmemelidir. (...) Barış dili içte de dışta da ötekileştirici olmamalıdır. Yurtta barış, bölgede barışla beraber düşünülmelidir. Türkiye’nin Ortadoğu politikasının emperyal ve mezhepsel saiklerle belirlenmesine son verilmelidir.” 

Farklı siyasi çizgilerden gelen insanların imzaladığı bu metin, barış ve demokrasinin beraber gelişmesi için verimli bir fikri temel sağlıyor. 

“Söz konusu barışsa demokrasi teferruattır” yaklaşımı barışın önündeki en büyük engellerden biri. 

Kürt meselesi bir demokrasi meselesi. 

Kürt meselesinin çözümüne mesafeli durarak demokrasiye ulaşılamayacağı gibi, “Sorun çözülüyor” zannıyla demokrasinin sekteye uğratılmasına göz yummakla da barışa ulaşılmaz. 

Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemlerinden birinden geçerken imza metninin son cümlesi unutulmaması gereken bir rehber ilkeyi ortaya koymakta:
“Barışın teminatı, çoğulcu, özgürlükçü, eşitlikçi demokrasidir.”