Üç kupona terör örgütü

Türkiye'de üç torba-dava bulunmaktadır. Bu davalar, tüm muhalifleri fiilen cezalandırmanın politik araçları olarak kullanılıyor.

Milyonlar Adalet İstiyor İnisiyatifi’nin memlekette devam eden siyasi davalar hakkında bir değerlendirmesi var. Bilmem katılır mısınız?
“Türkiye’de üç torba-dava bulunmaktadır. Bu torba davalar, hangi siyasi görüşte olurlarsa olsunlar tüm muhalifleri fiilen cezalandırmanın politik araçları olarak kullanılıyor. Davalardan biri, daha çok devlet içi iktidar mücadelesinde ulusalcı/statükocu kanatta yer alanları (ama aynı zamanda kimi demokrat yazar/aydınları da) içine alan Ergenekon davası. Diğeri Kürt siyasetçilerin içine doldurulduğu KCK davasıdır. Üçüncüsü ise sosyalist muhalifleri cezalandırmaya yönelik kullanılan Devrimci Karargâh (DK) davasıdır.”
Yarın bu davalardan Devrimci Karargâh davasının duruşması var. Yarınki davanın 6. duruşması. Her duruşmanın arası yaklaşık 3 buçuk ay sürüyor. Yani insanlar iki senedir tutuklu ve yaklaşık 100 günde bir hâkim karşısına çıkabiliyor.
Milyonlar Adalet İstiyor İnisiyatifi, Devrimci Karargâh davasını şöyle özetlemiş. Bilmem katılır mısınız?
“Devrimci Karargâh davası örnek bir torba-davadır. İçine çok farklı sosyalist örgütlerden insanlar sokulmuştur. Bu davada Devrimci Karargâh örgütünün görüşlerini ve yaptıklarını savunanlar da var ama bugün çeşitli tutuklama dalgalarıyla 50’yi aşan sanık grubu içinde çok sayıda ‘alakasız’ kişinin yanı sıra, evet sosyalist ama Devrimci Karargâh ile en ufak bir ilişkisi (ne örgütsel, ne ideolojik-politik) olmayan onlarca kişi de var.”
Elbette biz bilemeyiz. Polisimiz, savcılarımız, hâkimlerimiz bilir. Nasıl bildikleri de en iyi iddianamelerden anlaşılır. Mesela iki senedir tutuklu yargılanan Tuncay Yılmaz. Ne yapmış da terör örgütü üyesi olmuş. Mesela Ankara’da Tekel işçilerinin grevi sırasında şöyle bir telefon konuşması yapmış:
“TUNCAY : Siz nerdesiniz parti (anlaşılmadı)
MAHİR : Maydonoz da gel
TUNCAY : Maydonozdasınız
MAHİR : He he
TUNCAY : Haa MAHİR: BURASI DEVRİMCİ KARARGÂH yaa
TUNCAY : Tamam peki başka kim var orda, sizinle kim var
MAHİR : Gel tamam burdayız
TUNCAY : Hadi görüşürüz tamam”
İddianame bu görüşmeyi şöyle algılamış: “Şifreli yapılan konuşmalarında Devrimci Karargâh örgütünün isminin zikredildiği görülmüştür.” Hem şifreli konuşmuşlar hem de örgütün adını zikretmişler. Demek ki şifre üzerine şifre koymuşlar hemencecik yakalanıvermişler.
Görüşmede geçen Maydonoz, eylem alanının yakınındaki Maydonoz Cafe. Devrimci Karargâh ifadesinin kullanılması ise söz konusu kafede birçok farklı sol siyasetten insanın eylem sırasında çay içmesi nedeniyle yapılmış bir espri. Ama savcıdan kaçar mı? Kaçmaz. Yatarsın içeride iki sene.
Başka ne deliller var Tuncay Yılmaz hakkında? Katıldığı birçok yasal eylem iddianamede sıralanmış. Bir tanesine ben de katılmıştım. İyi ki tanımıyormuşum Tuncay Yılmaz’ı.
Başka ne delil var? Devrimci Karargâh üyesi Orhan Yılmazkaya’nın cenazesinde 19 kuruluşun ortak basın açıklamasını okumak. Hapishaneden yazdığı bir mektupta şöyle diyor Yılmaz:
“Oysa benim yaptığımı, açıklamayı düzenleyen 19 siyasi kurumdan herhangi birinin temsilcisi ya da açıklamaya katılan binin üzerinde insandan herhangi biri de yapabilirdi. Açıklamada okunan basın metni belli, açıklamayı düzenleyen yasal-demokratik kurumlar belli ama bizlerle Devrimci Karargâh arasında nasıl bir örgütsel bağ olduğu tam bir muamma.”
Telefonda Maydonoz Kafe’den bahsetmek, sosyalist grupların eylemlerine katılmak, basın açıklaması yapmak vs.
Terör örgütü üyesi olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı.