Uzun bıçaklar bilenirken

Amacı iktidarı tek elde toplamak olan her lider eninde sonunda eskiden işine yarasa da ortaklarını kapının önüne koyar. O iktidara hizmet edecek yeni odakların bulunması ise kolaydır.
Uzun bıçaklar bilenirken

Otoriter liderler yeri geldi mi kıyıcı olur. Bu kıyıcılıkları en net bir zamanlar beraber iş tutuuklarına karşı gösterildiğinde anlaşılır. İktidar varsa orada birbirleriyle mücadele eden iktidar klikleri de vardır. Ortak düşmanları varken kenetlenseler de, düşman etkisiz hale getirilince birbirleriyle hesaplaşmaları bazen kaçınılmazdır. Malum “kurtlukta düşeni yemek kanundur.” Yeri geldiğinde düşürmek de.

Adolf Hitler’e iktidar yolunu açanların başında Ernst Roehm ve onun başında olduğu paramiliter S.A. teşkilatı gelir. Teşkilat sokak hakimiyetinin ve zamanla siyasi iktidarın Hitler’in eline geçmesi için elzemdir. Bunu sağladığı için de kendini yenilmez ve güçlü hissetmektedir.

İktidar artık iyice pekişmiş ve hükmetme şekli değişmiştir. S.A. teşkilatı ve onun lideri Roehm bunu göremez. Kendine sahip olduğundan fazla güç atfeder. Alman ordusunun yerine 2 milyon üyesi olan S.A.’nın geçmesinin hayallerini kurmaktadır.

O bu hayalleri kuradursun S.A.’nın iktidara ortak olmaya çalışması hem Hitler’in yakın çevresini hem de ordunun gelenekçi kanadını müthiş rahatsız etmektedir.

Bu sebeple aslında başlangıçta Hitler’den hazzetmeyen ordunun ağır toplarıyla Hitler’in yakın çevresi beklenmedik bir ittifak kurarak, Roehm ve onun giderek devletin her yerine sızan örgütünü ortadan kaldırmaya karar verir.

Oysa Roehm, Hitler siyasi muhaliflerini cezalandırabilsin diye ilk toplama kamplarını kurarak daha sonrası için bir model de oluşturmaya çalışmıştı. Hem Hitler’e “sen” diye hitap edebilecek yakınlıkta tek kişiydi. Hitler’i bu yakın arkadaşını imha etmeye ikna etmek çok kolay olmadı. Önce sahte delillerle bir rapor hazırlanarak Führer’e sunuldu. Raporda Roehm’ün yabancılardan para aldığı ve Hitler’i devirmek istediği yazılıydı. Başta Hitler bu rapora pek ikna olmasa da giderek aklı operasyona yatmaya başladı.

Nazi liderinin aklının buna yatmasındaki en büyük etken ise eski ortaklık ve dostluğun artık işe yaramaz hale gelmesiydi. Roehm’ün varlığını Hitler bir tehdit olarak algılamaya başlamıştı. Kendisine karşı bir darbe planlandığına ikna oldu ve tarihe Uzun Bıçaklar Gecesi olarak geçen hadise yaşandı. İki yüze yakın S.A. yöneticisi tutuklandı. Roehm’ün de dahil olduğu onlarcası ise öldürüldü. Elleri değmişken Nazilerle bağlantısı olmayan bazı siyasi muhalifler de aradan çıkartılıverdi.

Fransız gazeteci Jacques Mallet du Pan’ın Fransız ihtilalinden sonra dediği gibi “devrim, Satürn gibi kendi çocuklarından bir kısmını yemişti.” Devrim, Nazi Devrimi bile olsa netice değişmemişti.

Hitler, S.A.’yı tasfiye ettikten sonra güç kaybetmedi aksine giderek iktidarını yoğunlaştırdı. Kendini güçlü ve vazgeçilemez zanneden teşkilat ise yerini yeni Nazi Almanyası’nın ihtiyaçlarına daha uygun olan S.S.’e bıraktı.

Amacı iktidarı tek elde toplamak olan her lider eninde sonunda eskiden işine yarasa da ortaklarını kapının önüne koyar. O iktidara hizmet edecek yeni odakların bulunması ise kolaydır.

Demokrasinin işlemediği, siyasetin sadece ne pahasına olursa olsun mutlak iktidarı ele geçirmek olarak anlaşıldığı, paranoyak ve kronik yalancı liderlerin başta olduğu rejimlerde böyledir.

Böyledir böyle olmasına da bu iktidar kavgalarından halkın pek faydalı çıktığı söylenemez. Eninde sonunda “kan, ter ve gözyaşı” onların hanesine yazılır.

Hitler artık karikatüre dönüşmüş ve kötülüğün saf hali olarak resmedilmiş bir figür olduğu için Hitler benzetmeleri genelde benzetme yapanın aşırıya kaçtığı izlenimini doğurur.
Hitler’e özenenler aşırıya kaçacağına, benzetmeyi yapanlar aşırıya kaçmış sayılsın, ne yapalım.