scorecardresearch.com

Dik dur eğilme, paralar arka cebinde

Eyy Hakan Fidan Eyy Davutoğlu ve Eyy Egemen Bağış! Saf Başbakanımızı Mısır'la korkutmak yerine Çek Cumhuriyeti'nde olanlardan neden bahsetmediniz.

Gezi protestoları esnasında Erdoğan kendisine Mısır’daki gibi bir darbe yapılacağından çok korktu. Hakkını yemeyelim belki de korkutuldu. Kaç sene beraber iş tuttuğu cemaatin kendisini kandırdığını yeni fark ettiğini söyleyen birinden bahsediyoruz neticede. 

Erdoğan saf bir insan. Hep 'iyi niyetinden kaybediyor', hep 'herkesi kendisi gibi zannediyor'. 

Gerçi mesela cemaat de aynı karakterde. Dershanelerine falan dokunulmadan önce onca sene yolsuzluktan bahsetmek aklına bile gelmiyor. Neden gelmiyor? Çünkü 'sevdiğine konduramıyor.' 

Neyse Başbakan korktu ya da korkutuldu. Ancak sokağa çıkanların büyük bir kısmının darbe yapma gibi bir talebi yoktu. Özlemle darbe bekleyen bir iki şaşkın da jandarma TOMA'sından tazyikli suyu yiyerek ekşi hülyalarından uyanıverdi.

Saf ve iyiniyetli Başbakan, onun stratejik derinliklerde vurgun yemelere doyamayan bakanı Davutoğlu ve Erdoğan’ın sırdaşı Hakan Fidan’ın gözleri sadece Mısır, Suriye ve İran’ı gördüğünden asıl neden korkmaları gerektiğini anlayamadılar.

Oysa gözlerini çoktan unuttukları Avrupa’ya çevirseler tehlikeyi fark edeceklerdi. Gezi protestolarının en civcivli vakitlerinde 13 Haziran günü Çek Cumhuriyeti’nde Başbakan'ın en yakın danışmanları gözaltına alındı. Sadece onlar da değil. Bir eski bakanla, istihbarat teşkilatının başkanı da gözaltına alınanlar arasındaydı.

Bazı üst düzey bürokratların evlerinde 8 milyon dolar nakit para bulundu. Gerçi paraları dolar olarak değil Çek Kronu olarak saklayarak milli ekonomiye güvenlerini göstermişlerdi, tebrik etmek gerek. Paraların ne kutusundan çıktığına dair bir bilgim yok. Ancak bizim de siyasi geleneğimizden hatırlayacağımız şekilde yüzlerce kilo olmasa da onlarca kilo altın da ele geçirilenler arasındaydı.

Başbakan Petr Necas’dan bizim Başbakanımız pek hoşlanmaz herhalde. Zira çocuğu yok. Yetmemiş gibi bir de boşanmış. Ama boşanmadan evvel istihbarat teşkilatına karısını dinlettiği iddia ediliyor.

Bir de danışmanlar, bürokratlar falan rüşvet ve yolsuzluk yaptıkları söyleniyor. Ama biraz inceledim çok amatör bir seviyede.
Neticede ufak bir Orta Avrupa devleti. Altınlar yüzlerce değil onlarca kilo. Yolsuzluk milyonlarca değil 8 milyon dolarcık. Bırakın üzeriyle bir villa almayı hepsi bilmem ne konaklarından bir villacığa ancak yeter.

Çek Başbakanı bu skandal üzerine önce dik durup eğilmemeye çalıştı. "Vallahi olan bitenden haberim yoktu" dedi. 
Kimse kefen giyip sokaklara dökülmediği için çok ciddiye alınmadı. Çeklerin maneviyatı biraz eksik malumunuz. 2001 senesindeki bir ankete göre halkın neredeyse yüzde 60’ı dinsiz. Vaziyet öyle olunca da milli iradeye hemen operasyon çekilebiliyor. Adamcağızın arkasında kimse durmuyor. 

Ahali “Dik dur eğilme, paralar arka cebinde” diye bir de sarakaya alıyorlar koca milli iradeyi. 

Neyse, Başbakan Necas çok direnemedi ve gözaltılardan dört gün sonra istifa etti.
Daha sonra bazı 'tapeler' medyaya sızdı. Buna göre Başbakan'ın boşanmak üzere olduğu karısını dinleten, Başbakan'ın bir danışmanıydı. Başbakan da daha sonra madem istifa ettim gerisi umurumda değil diye düşündüğünden zaar bu danışmanla evlendi. 

Ama hâlâ yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarıyla yargılanıyor.
Dosya savcılardan alınmadı. Polislerin yeri değiştirilmedi. Kefenler giyinilmedi. HSYK ve istihbarat teşkilatı Başbakan'a bağlanmadı. İnternet zapturapta alınmadı. Paralel yapıdan bahsedilmedi. Nedeni belli. Bunların hiçbiri yapılmadı çünkü Çekler ATEİST!

Var mı başka bir izahı. 
Eyy Hakan Fidan Eyy Davutoğlu ve Eyy Egemen Bağış! Saf ve iyiniyetli Başbakanımızı Mısır’la korkutmak yerine Çek Cumhuriyeti’nde olanlardan neden bahsetmediniz.

Ve Eyy Çek Cumhuriyeti! Neden milli iradene sahip çıkmadın.
Ama benim milletim artık bunları yemiyor. Çünkü milletim âlicenaptır. 
Kendi yemez ama yedirir. 

http://www.radikal.com.tr/117957711795777

YORUMLAR
(7 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Yazının başlığını okumak yeterli - enver altın

Ne niyette olduğunu, ne dediğini anlamak için. Fakat geçmiş yazılarında, yani 17 Aralık'tan önce, iktidarı yolsuzluk-rüşvet üzerinden hiç karalamış mıydı yazar, hatırlamıyorum öyle bir yazısını. O grup ona da malzeme vermiş oldu, onu da ikna etti demek olur daha önce öyle bir şey düşünmemiş, aksettirmemiş idiyse. O da sarılanlardan onların uzattığı ipe diye düşünürüz o zaman. Hepiniz birden yüklenin bakalım, fırsat bu fırsat. Ama en önemlisi halkın ne diyeceği. İnandı mı, inanmadı mı halk çoğunluğu, göreceğiz. Çünkü halk bir hükümetin yolsuzluğa bulaştığına inanırsa kesinlikle desteklemez onu. İnanmadığı zaman da bu kadar geniş bir cephe de dillendirse yolsuzluk iddiasını, inanmaz; güvendiği iktidarı desteklemeye devam eder.

Sorun - user390968

Demek ki sorun halkta değil, sorun sende ve senin gibi düşünenlerde olmasın?

prevultion - momentum

Hakikaten öyle. Gördüğün rağbet, bu memlekette insanların belli bir konuya odaklanma yeteneklerinin olmadığının tipik bir göstergesi. Evet, ortada bir sorun var, ama, insanların bildikleri tartışma kalıplarının dışına çıkma yetenekleri yok. Özgür Mumcu'nun niye olsun? Neymiş, onlar ateistmiş. Tamam tartışma bitti. Sorun çözüldü bizim için, fazlası istemez. Bu ateist Çek Cumhuriyeti (48 puan), Transparency Index'te, Türkiye'nin (50 puan) az da olsa altında. Diğer ex-komünist, canımın içi inançsız orta avrupa toplumları da aynı hizalarda yeralıyor: Macaristan 54 puan, Slovakya 47 puan. Diğer canımın içi aydınlanmış rejimler hele ki sorma gitsin: Kuzey Kore 8 puan, Suriye 17 puan, Venezuela 20 puan, Klombiya 36 puan. Haydi İslam cumhuriyeti geçinenleri de koyun bu aralıklara: Afganistan, Sudan... Hakikaten bu memleketin okumuşları, "causality" özürlü... En karmaşık sosyal meselelerde bile arkadaşların sosyoloji, antropolji, sosyal psikoloji, siyasetbilim falan ihtiyaçları yok. Kim iyi adam bu filmde, kim kötü adam? O kadarı yetiyor.

İyide.. - AhmetYozgatli

'Halk yemez yedirir' mi? Bence hayır. Halk muhalefettikilerde yiyecek bir şey bulsa onlarıda seçer. Halk AKP yi tayyibin kaşı gözü, Bilal ın sakalı için sevmiyor. Bundan 10 sene önce anadoluda sokaklarda nadiren otomobil bulunurdu, şimdi park etmek için yer bulunamıyor. Hastanelerin durumunu herkes hatırlıyor.. Halkın gündeminde birinin evinden çıkan ayakkabı kutuları değil, evlerinin önündeki otomobiller, gittikleri hastaneler, yapılan yollar vs. var. Bundan dolayıda gezi, mezi, ayakkabı kutusu, tapeler kimseyi ilgilendirmiyor. Halk kendine yemek ve iş vereni seçer, yapılan her şeye 'hayır' demekten başka söylecek bir şeyleri olmayanları değil.

Dam ustunde saksagan vur beline kazmayi - prevultion

Disisleri bakani ve MIT mustesari, basbakani Misir'daki darbeyle korkuttu. Basbakan asil bakmasi gereken Cek Cumhuriyeti ornegini iskaladi. Halbuki Cek Cumhuriyetinde bizdekinden daha amatorce de olsa benzer olaylar vuku bulmus ama orda bizde yasanan rezilliklerin hic birisi yasanmamisti. Neden? Cunku Cekler Ateist!!! Birbirleriyle uzaktan yakindan alakasi olmayan sosyal olaylari sarkastik bir sekilde akillara ziyan ve genelde yanlis orneklerle birbirine baglama isini Yilmaz Ozdil gayet iyi yapiyor. Radikal'de de bir ilave Ozdil'e bence fazla gerek yok. Ozgur Bey dostumuz gibi, benim cevremdeki diger CHP'liler de ayni durumdalar; secimler yaklastigi icin olsa gerek, causality algisini yitirmeye basladilar. Secimden sonra gercek dunyaya donerler diye umit edelim bari...

DEVAMI -2 - mutluyucel

Çalmakta beis yoktur, aslı olan, kişinin kendini avutması, temize havale etmesinin yollarını bulmasıdır, Onu da hemen buluruz.Kanuni, İbrahim Paşayı öldürmek için şeyhülislamdan şeriata uygunluğu hakkında bilgi alır. Oda padişahın niyetini bildiğinden zorlamayla çözüm bulur. İşte der senin uykuda olduğun zaman öldürülmesinden sen sorumlu değilsin. Tabii ki o an padişahta bir esneme bir bir uyku bastırır ki sorma, mışıltıya başlayınca da, iş temize havale edilir.Onun gibi işte. Bu soygunda devlet soyulmuyor ki, müteahhitten alınıyor denir. Elimle almadım, cebime konmuş denir. Denir de, yinede aklımız almaz.Bu denli paraya pula tamah edilmez, bu işte bir iş vardır düşüncesine dalarız. Belki anlamadığımız, kendi kafasından kurguladığı bir hayır işi vardır, deriz. Şeytan bu sefer bizi dürter.Hayır işine dönük bir işin parası müteahhit sırtına çıkıp devlet kasasına uzanarak sağlanamaz ki.Bu iş İranlı tıfıl uşaklalar la da yapılmaz ki,deriz. Birileri bastı başbakanımızın boynuna da haydi, Bilal?e bir telefon aç ta, olmayan paraları sağa sola savursun mu dediler deriz?Başbakan çıksa da biz sade kullarını bir güzelce ikna edecek şekilde şu meseleleri bir anlatsa da anlasak.İhale yasasını elliyedi kez niye değiştirdiğini de anlatsa onu da anlasak,şek şüphemiz kalmasa.

NE VAR Kİ YA,KOCA TÜRKİYE?DE ÖVÜNECEĞİMİZ BİR SİYASİ PARTİ OLSUN - mutluyucel

Küfür değil fikir üreten olsun. İcraatı paldır küldür olmasın. Şangır şungur çalmasın. Sözü lângur langır lungur olmasın. Has söylesin. AB yasalarının aynısını getireceğim desin.Diğer partiler onun yanında it artığı kalsın. Düşünelim ki bir insan var özel, şeytanı da ona özel, işin ehli olsun. Namazda durduğunda hemen yerini alsın, şer işler düşündürüyor olsun. Bizde, fikir cimnastiği yapalım, şeytan ne işler düşündürdüğünü düşünelim. Soyguncuları, hırsızları, dolandırıcıları, paşaların, poşaların akılda kalan serüvenlerini, duyduklarımızı gördüklerimizin cümlesini bir edelim bir şerit gibi gözümüzün önünden geçirelim. Şimdi sorayım. Sizin düşünce bandınızdan, baba oğul beraber kaba hırsızlık yaptıkları geçti mi, duydunuz mu? Biliriz ki, oğul, babanın kuyumcu soygunundaki serüvenini annesinden duyar, bu gururu kendi de yaşamak ister, başka bir zamanda o da soyar. Baba oğul beraber soygun yapmaya utanır. Peki, onların utanıp yapmadığını bu milletin başbakanı yapar mı? Diyelim ki,devlet halka öyle uzaktır ki, hizmeti ve nimeti öyle adaletsiz dağıtır ki, onun malını yemeyene domuz denir. O her zaman birileri tarafından soyulur. Onu çalmak övünç meselesidir.