scorecardresearch.com

Herkes işine baksın

28/04/2011
Kamera bozuk, gömlek kayıp, sanık görevinin başında, Festus Okey ölü, işin peşine düşenler hakkında soruşturma açılmış.

21 Ağustos 2007 günü, akşamüstü saatlerinde polis İstanbul Beyoğlu’nda sokakta yürüyen iki siyahtan şüphelendi. İkisini de durdurup üstlerini aradılar. Birinin üzerinde uyuşturucu bulununca, ikili Beyoğlu Emniyeti’ne götürüldü.
Üzerinde uyuşturucu bulunan kişi, detaylı araması bittikten sonra polislerin ifadesine göre odadaki polisin silahına hamle etti. Yine polis tutanağına göre polis memuru ile arasındaki boğuşmada silah ateş alınca, Nijeryalı mülteci öldü.
Adı Festus Okey’di.
Festus Okey’i vuran polis hakkında kasten adam öldürmekten dava açıldı.
Üst aramasının yapıldığı odadaki kameranın çalışmadığı anlaşıldı. Bu durumda kesin atış mesafesinin tespiti için Okey’in kıyafetlerinin incelenmesi gerektiği ortaya çıktı. Ancak vurulduğu sırada üzerinde olan gömlek kaybolmuştu.
Yargılama bu nokta dondu. Çünkü sanık avukatı Festus Okey’in gerçekten Festus Okey olup olmadığının sorgulanmasını istedi. 

Gelmeyen kimlik
Mahkeme 13 Mayıs 2008 tarihindeki duruşmada Okey’in kimlik bilgilerinin Nijerya’dan sorulması için Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazdı.
Daha sonraki duruşmaların neredeyse hepsi bu yazıya cevap bekleyerek geçti. Son duruşma bu salı gerçekleşti. Festus Okey’in kimliği yine tespit edilemedi. Nijerya ile Türkiye arasındaki yazışmalar neredeyse üç buçuk yıldır sürüyor.
Maktulün kaybolan gömleği hakkında ise yargı daha hızlı davrandı. Soruşturma hakkında takipsizlik kararı verildi.
Yani bir polis memuru birini kazayla, taksirle ya da kasıtla öldürdü. Ancak öldürülenin kimliğinin tespit edilememesi gerekçesiyle dava yıllardır devam ediyor.
Festus Okey’in üzerinden çıkan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından düzenlenmiş kimlik ise pek dikkate alınmamışa benziyor.
Bu manzara karşısında, davanın gidişatından endişelenenler davaya müdahil olmak istedi. Ancak talepleri mahkeme tarafından reddedildi.
Bir de üzerine mahkeme, müdahil olmak isteyen kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu. Taleplerinin ‘mahkeme heyetine hakaret içeren tabirler’ içerdiği gerekçesiyle... 

Rivayet sanılır belki
Müdahillik dilekçesi, Okey’in önemli bir delil olan gömleğinin kaybedilmesi, polis memurunun tutuksuz yargılanması ve kimlik tespiti nedeniyle bir türlü davanın esasına girilememesi sebebiyle ‘kamuoyunda (...) etkili, bağımsız ve tarafsız bir yargılama yürütülemediğine ilişkin inancın’ yerleştiği ve bunun ‘adalet ve güvenlik duygusunun tahrip olmasına’ yol açtığını söylemekte.
Belki dünkü Radikal’de İsmail Saymaz’ın haberinde okumuşsunuzdur. Bu dilekçeyi mahkemeye verenler arasında biri var. Gazeteci Reyan Tuvi. İstanbul’da bir takıma transfer olmak için futbol oynayan Afrikalı mülteciler üzerine bir belgesel yaparken Okey’i kameraya kaydeden kişi. Aynı zamanda diğer mültecilerden öğrendiği Festus Okey cinayetinin kamuoyunda duyulmasını sağlayan kişi.
İşte salı günü hakkında soruşturma başlatılan 121 kişi arasında o da var.
Kamera bozuk, gömlek kayıp, sanık görevinin başında, Festus Okey ölü, işin peşine düşenler hakkında soruşturma açılmış.
Yani kısaca, sana ne efendi, elin uyuşturucu kaçakçısı Afrikalısından!
Not: Bu 1 Mayıs’ta Taksim’e kimsenin öğrenci milislerini, bozkurtlarını ya da alperenlerini salmamasını rica ediyorum. Anladık çok adamınız var, ispatlamasanız da olur.

.

http://www.radikal.com.tr/104760610476064

YORUMLAR
(4 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Rahat bırakın, işini görsün herkes - melom

Kumarhanelerde bir kural vardır: Yakalayamadığın şüpheliyi serbest bırakır hatta ona daha rahat hareket etmesi için fırsatlar sunarsın. Kendi kendine patlar sonunda. Kural hiç değişmez. Alacağın her türlü önlem, yapacağın her türlü uyarı onun daha dikkatli, daha kurnaz davranmasına yol açar sadece. Rahat bırakın da herkes işini görsün. Ne yazık ki en yavaş öğrenen canlı türüdür insan..

okey ! - PeAcE !

-Ben canımın istediği gibi davranırım arkadaş kime ne!- Artık haklı olduğunu düşündüklerimizi de savunamaz durumdayız. Bu zamanda gözaltına alınanın vay haline kimse arkadaşıma ne oldu diye soramaz. Ne zaman bırakırlarsa artık!

... - chuckytoy

Ben polisimi ezdirmem arkadaş. O kadar!!!

Olur böyle vakalar - ismail niyazi aksoy

" Festus Okey’in kimliği yine tespit edilemedi. Nijerya ile Türkiye arasındaki yazışmalar neredeyse üç buçuk yıldır sürüyor."... Yetkilerinin sınırları çizilmemiş olan adalet sektörümüz mensupları isterlerse, Festus'un kaza sonucu öldüğünü karara bağlayıp, davayı insanlık namına takip edenleri hapis cezasına mahkum edebilirler. Festus Okey’in kimliğinin tespiti için Nijerya ile Türkiye arasındaki yapılan yazışmaların üç buçuk yıl sürmesiyse, bizim adliyedelerde vaka-i adiyeden sayılır. Münevver Karabulut cinayetinde de öyle olmamış mıydı? Mahkeme, tutuklu Mehmet Garipoğlu'nu beklenmedik bir şekilde saldıktan sonra ince ayrıntılara yönelmiş: Hatta Münevver'in parçalara bölündüğü testereyi kimin, hangi yapı marketten aldığını araştırmak için harcanan sürenin uzunluğu aynı şekilde medyaya yansımıştı. Mehmet Garipoğlu'nun olaylı tahliyesinden tam bir yıl sonra Habertürk gazetesi, tahliyeye karar veren mahkeme başkanının, 17 yıl önce Mehmet ve Hayyam Garipoğlu kardeşleri ‘hileli iflas’ tan beraat ettiren başkan olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bir AB ülkesinde olsa, başkan, tahliye ettiği cinayete iştirak zanlısını daha önce diğer bir suçtan akladığını unutur mu? Unutmaz, unutamaz ama Türkiye'de unutur. Çünki böylesine bir unutkanlık, AB ülkelerinde davadan çekilmeyen yetkilinin kariyerini yok edecek, yetkilinin yargılanmasını gerektirecek bir hukuk ihlali iken, Türkiye'de bu ihlal basit bir unutkanlık olarak sınıflandırılacak: Hatalı davranışı medyaya yansımadan görevden çekilmeyen bu yetkili, görevini emeklilik günü gelene kadar aynen icra etmeyi sürdürecektir. Aynı şekilde Festus cinayeti on yıl daha sürüp zaman aşımına uğradığında da, yetkililerin herhangi bir ihmallerinin bulunup, bulunmadığı sorgulanmayacaktır bile. Atanmışlara tanınan bağımsızlık hudutsuz olduğunda, yetkilerinin sınırları çizilmediğinde böyle uygulamalar oluyor. Bu yüzden de gözü bantlı Adalet Tanrıçası Türkiye'de, kantarın ayarını bir türlü tutturamıyor...