scorecardresearch.com

İmamlar yarışıyor

15/11/2010
Diyanet'teki gelişmelere bakınca 2011 imamların yılı olacağa benziyor. Orası tamam. Sorun hangi imamların yılı olacağında.

PKK’nın seçimlere kadar eylemsizlik kararı almasıyla iktidarın Kürt meselesi hakkında ne gibi adımlar atacağı merak edilirken ilk adımın en iyi bildikleri konudan yani dinden atılacağı görüldü. Belki takip etmişsinizdir. Diyanet İşleri Başkanlığı son zamanlarda bir değişiklik geçiriyor. Önce Teşkilat Kanunu değiştirildi. Başkanlık ‘hatalı ve eksik dini yayınlar’ üzerinde sansüre benzer bir yetkinin verilmesi de dahil olmak üzere kuvvetlendirildi ve bütçesi de irileşti. Geçen hafta da teşkilata yeni bir başkan atandı.
Eski Başkan Bardakoğlu yerine Mehmet Görmez’in atanmasında daha çok iki sebep dillendiriliyor. Bardakoğlu’nun başörtüsü konusunda Başbakan’ın arzu ettiği şekilde bir ulemalık görevi üstlenmeye razı olmaması ve Diyanet’in Kürt açılımından yana olmaması. Görmez’in görevi devralmasının Taraf gazetesinde “Diyanet artık Kürtçe biliyor” şeklinde duyurulması da biraz buna işaret ediyor. 

İrşat takımı
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2011 bütçe taslağının basına yansımasıyla bu kanı daha da pekişti. Taslakta ‘Ülkemizin birlik ve beraberliğinin korunması, bölücü ve yıkıcı faaliyetlere karşı’ irşat ekipleri kurulması öngörülüyor. Devletin bölünmez bütünlüğünün din ile harmanlanması burada da kalmıyor. Aynı taslakta Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya acilen 1364 adet cami yapılması için de bütçe ayrılıyor.
Öteden beri Diyanet’in imamlarıyla PKK arasında bir sürtüşme yaşandığı bilinen bir durum. Referandum öncesinde Hakkâri’de İmam Aziz Tan’ın öldürülmesiyle yakın zamanda konu gündeme gelmişti.
PKK, bölgedeki Diyanet faaliyetini en son Duran Kalkan’ın açıklamalarıyla eleştirmişti. Kalkan’a göre devlet halkın ibadetini gasp ederek bölgedeki cemaatleri devlet ideolojisine göre şekillendirmek istiyor. 

Bana imamını söyle
Abdullah Öcalan da son açıklamasında konudan şikâyetçiydi. İmamların halkı kandırdığını söyleyen Öcalan’ın “Kürtler de buna karşı kendi İslami anlayışını geliştirmelidir. Kendi imamları olmalı” dediği biliniyor. Kaldı ki daha önce de PKK’nın benzer çabaları olmuştu.
Kalkan ve Öcalan, devletin ideolojik şekillendirmesi konusunda sadece Diyanet İşleri’ni değil aynı zamanda ‘Gülen Cemaati’ni de suçluyor.
Tüm bu denklemde, Öcalan’ın AKP’nin bölgede kendi Hamas’ını yarattığı iddiasını ve Başbakan’ı bu yaratılan Hamas’ın PKK’yla beraber iktidarı da tasfiye edebileceği konusunda uyarmasını da hatırlamak gerek. 

Hamas derken?
Hamas’tan kastedilenin bölgede özellikle 90’lı yıllar boyunca devlet tarafından da desteklendiği ileri sürülen Hizbullah örgütü ya da ona yakın güçler olduğunu farz edersek, bu imamlar kavgası biraz daha karışıklaşıyor. Çünkü ilköğretimde başörtüsü tartışmasında Hizbullahi görüş iktidarın en azından bu konuda net bir fikir beyan edenlerin görüşüyle çatışıyor. İlköğretimde başörtüsü taleplerinin iktidar tarafından provokasyon olarak değerlendirilmesi hakkında Mustazaf-der’in son basın açıklamasında bu açıkça görülüyor. Açıklamadaki “İnananları provoke etmeyin, hak arama mücadelesi verenleri de provokatör ilan etmekten vazgeçin” ve “Meclis’e çağrımız şudur: Bir araya gelip, bu sorunu bir an önce çözün. Yoksa halk/sivil toplum kendi yöntemiyle bu sorunu çözecektir. Halkın çözüm şekline/şekillerine de engel olmaya kalkmayın” ifadeleri de dikkat çekici.
Velhasıl, bölgede bir imamlar yarışı yaşanıyor: Diyanet’in irşat ekibiyle güçlendirilecek imamları, Gülen hareketine yakın imamlar, PKK’nın imamları, Hizbullahi imamlar... Güneydoğu Anadolu, dinin en çok siyasallaştığı bölge olarak beliriyor.
Bu siyasallaşma sadece Türkiye’yle sınırlı kalmayacak gibi. Dışişleri Bakanı’nın ‘Stratejik Derinlik’ kitabını hatmetmişe benzeyen yeni Diyanet İşleri Başkanı cüppe devir teslim töreninde çalışmalarında sadece Türkiye’yi düşünerek değil, ‘dünyadaki tüm Müslümanlara, yeryüzünün tüm mazlum milletlerine, tüm Müslüman azınlıklara hizmet ilkesinden hareket edeceğini’ muştuluyordu.
2011 imamların yılı olacağa benziyor. Orası tamam. Sorun hangi imamların yılı olacağında.

http://www.radikal.com.tr/102901210290125

YORUMLAR
(5 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

din - subvecto

inanc kul ile tanri arasinda ama devlet kurumu tarafindan 'cerceve'si ciziliyor... kisi(ler) neye nasil inanmak veya inanmamak istiyorsa o sekilde hareket etmeli, Diyanet devlet ile iliskili bir kurum olmamali, turkiyede olan butun din, mehzep ve inanc sekillerine ayni uzaklikta olmasi icin devlet kendini bu kurumdan ayirmali eger Dogu veya G.Doguda yasayanlar camler vb ibadet yerleri istiyorlarsa ortaklasa katkilari ile yapabilirler, din gorevlisinin masraflarini ayni sekilde paylasabilirler, yasayanlar istemiyorlarsa bu dayatma olmazmi? Din siyasi amac icin kullanildigi surece bu alanda degisim beklemek kendimi kandirmaktan oteye gitmeyecek, bir gun camilerin yerlerinde okullar, kultur merkezleri gorme hayalim ise bos bir bekletim...

Bir ilan - ozerdek

VEKALET ile hac servisi. Diyanet işlerinden ve imamlardan onaylı uzman kadromuzla hizmetindeyiz. Başvuru: VEKALET Turizm, Ticaret, Din ve Devlet A. Ş. Tel. 0312-VEKALET (0312-8352538). NOT: Milletin vekillerine toplu indirim fırsatları, özel paketler ve daha neler neler...

Gerisi Geyik. - Su Cemre Sim

''Yaşamda en gerçek yol gösterici ilimdir'',gerisi zırvadır,büyücülere,çobanlara,ağalara,çete başkanlarına uymaktan bu halk bir yere varamadı.

Ne güzel bir saptama - sth2050

Sevgili Özgür, son derece düzeyli ifade edilmiş, gerçekçi bir saptama. Ne yazık ki kör gözüm parmağıma hükümet siyasal dinden medet umar vaziyette pusuda bekliyor. Kanımca ateşle oynuyor. İslamın siyasallaştığı her ülke barut fıçısı. Dokunanın canı yanar. Var mı hiç bir ülke ki İslamı bir üst kimlik olarak kullanmış ve selamete kavuşmuş. Çok kısa zamanda kendi aralarında korkunç bir savaş başlar. Bu bir rant meselesi. Olan yine bu oyunları anlamayıp körü körüne rantçıların arkasından giden zavallılara ve tabi gerçekleri başından beri gören biz aydınlara olur.

simdi de imam ordusu!!! - radi11

imam ordusu kislasina yani camiine donmeden, DIB kaldirilip, imamlar ve muftuluklerin devlet memurluguna son verilmeden, ne demokrasiden, ne laiklikten ne de inanc ozgurlugunden soz edebiliriz. DIB, 12 Eylulden sonra tam bir orduya dvletin din ordusuna donustu. Bu misyon, AKP doneminde hizlandi ve geniledi. Simdi, sanki Dogu ve Gney Dogu'a hic cami yokmus, DIB oraya acilen bu kadar camii yapimi, imamlar gondermeyi, ve de TSK'li JITEMin bir versiyonu olan "irsat birlikleri" hazirliyormus, hem de acil be buyuk bir butce ile. Bu dinin dinlikten coktan cikmais demektir. Muslumanlar uyuyor olmlai yada islerine oyle geliyor. DIB'in artik develtin bir din ordusu haline geldigini su iki ornekten de analaybiliriz: 1) develtin alevileri asimile edip yok etmeleri DIB tarafindan gonulluce yurutuldu. alevilik rededildi bir din ya da innac olarak. ceevi sttautus yine red edildi. buna karsin DIN alevil bolgelerine, mahallerine ve koylerine hile ile camii yapoip imma gonderip ezan okuttu okutuypor. 2) Kurtlerin dilleri ve kulturlerini yok sayip, tamam ile asimile progarmi da yine DIB cok buyuk rol aldi. DIB'in bu cabasi zaten asker destkeli idi, Basbug, ornegin, bunu AKP'de bile resmen istedi. Simdi DIB'in Dogu ve Geny Dogu'daki ayelemeleri ve planlari bu sinsice yurutulen buyuk bir planin parcalariodir. Hic kimse de cikip bir sey soyleyemiyor. Bence, bu gazetenion, ve basinin ustunde en cok durmasi gereken konularin en basinda gelir. DIB, Imam ordusu ksilasina donmelidir!