1 Takım Kadınlar Âlemi'nin meselesi nedir?

Fazıl Say hani, beraberinde Hande Ataizi ya da (o kırsal alanda çekimdeyse) yalnızca onun güzel etkileri terkinde, birkaç röportajla ilgilere mazhar oldu ya.

Fazıl Say hani, beraberinde Hande Ataizi ya da (o kırsal alanda çekimdeyse) yalnızca onun güzel etkileri terkinde, birkaç röportajla ilgilere mazhar oldu ya.
"Magazin kanalizasyonunda birbirlerine sarılmış yüzen Kurşun Asker'le Kırık Bacaklı Balerin Kız gibi" filan diye rom(on)tik 1 benzetmeyle, Teşbihler Piyasası'ndaki yerimi, ben de elbette almak isterdim. Heyhat!
Ama 1 hastalık vasıl oldu; habire herkesi 7 Cüceler'e benzetiyorum. (Diyelim Shake İt Up Doğulu: 7 Cüceler'in Şirine'si, pardon Neşeli'si değilse aynen kimdir bu şahıs, bana söyler misiniz?) Balçiçek Pamir röportajında üstünde taba rengimsi baklavalı kazağı, altında tombul sıkı kiremit rengi pantolonuyla ne kadar cazipti özellikle gülen haliyle Fazıl Say; değil mi?
Birlikte Milano'da alışveriş yapmakla övündüğü harikûlâde sevgilisi Ataizi, keşke bir pantone kataloğu ve 'Doğru Bedende Pantolon Nasıl Satın Alınır?' kitapçığı hediye etse de, Fazıl Say'ın kiremit rengi külotlu çorabıyla, pardon pantoloncuğuyla filan ne kadar cazip 1 erkek olduğunu, kara(ra) kara(ra) düşünmek durumunda daha nispetli kalsak.
Beni bu Göz Karartma Anları'na (once again) 1 Takım Türk Kadınlar Âlemi sevk etti. Zira röportajlamasından öğreniyoruz ki, Ataizi'yle birlikte olmasının akabinde, En Seksi Erkekler Sıralaması'na girmiş Fazıl Say. O kadar zevklenip eğlenmiş ki, buzdolabının üstüne iliştirmiş bu gönendirici haberi. (Anlatırken de gül gül gül- ölmüş eminim.)
Biliyorsunuz Turgut Özal'ın altın/dolar/salkım saçak zamanlarında Özal'ı ennnn seksi bulmuştu Türk Kadınları. Depremin akabinde de Deprem Dede Işıkara'yı. Yani bu denli 'güç'le, 'erk'le kafayı bozmuş bi kadınlar milleti, dünya yüzünde zor bulunur hakikaten.
Diyelim IQ'larının bizlerden pek de aşağı kalmadığını Bush'u başkan yaparak kanıtlamış bulunan Amerika'nın kadınları; yine de kalkıp Bush'u En Seksi Erkek sıralamasına sokma edepsizliğine düşmüyor. Brad Pitt diyor, Justin Timberlake diyor; yani 'gönlü' kimi çekiyorsa (erk'in borusunun sesi kulağını çeliyorsa değil) onu seçiyor.
Sonuç olarak fiziksel cazibeden söz ediyoruz; kimi çekici buluyorsa cinsel olarak hakiki anlamda, genetik kodlamalarımız filan var; onu seçiyor.
Ama Türk Kadınları'nın tercihi Hande Ataizi gibi. İstiyor ki beş yıldızlı otellerde kafe late'sini böylesine büyük bir piano virtüözüyle içsin! Milano'dan onunla elbise/ayakkabı alabilsin.
Yani hep haute-couture kültür, deprem bilgisi, başbakanlık makamı: böyle ulvi değerler afrodizyak etkisi yaratıyor Türk kadınlarında. Ve hatta gözdönmesi (içeri doğru.)
İnandırıcılık Sorunu mevzubahis değil bu topraklarda. Ama HİÇBİR alanında hayatın. Diyelim ben Hande Ataizi'nde aradığı aşkı bulan, yılda 130-140 konser vermekle övünen, 'otistik deha' numerolarıyla ahhhlayıp ohhhlayarak pianoya kapaklanıp ansızın geri kaçarak filan sanatını bangırdatan Fazıl Say'dan konser salonunda azar işiteceğime, evimde koyarım Glenn Gould'u Bach'ı ondan dinlerim. Kesinlikle. Bach'a da saygıda kusur etmem yani.
Nasıl estetik ameliyatlanmak-tan suratını, 50'li yaşlarda mumyalanan Nişantaşı kadınlarına döndürmüş haliyle 'Kara Duvak' adlı kırsal alan dizisinde Ataizi'nin vahim 1 inandırıcılık sorunu var ise;
'Yılda 5-6 konser versem çok iyi para; ama ben 130-140 konser veriyorum, hesaplayın artık!" diye böbünen (e, o hesabı güzel zevklerin kadınına bırakıyoruz) Fazıl Say'ın 'Nâzım Hikmet Oratoryosu'nun DA inandırıcılık sorunu var kanaatimce.
Ama ne KonserAdam olarak, ne de (Hande'nin) Arzu Nesnesi; hiçbir inandırıcılık sorununu iplemiyor olsa ki 1 Kısım Kadınlar Âlemi, adamı o meşum kategoriye kaygısız ve saygısızca sokabiliyorlar.
Hande Ataizi'nin güzel etkileriyle cimrilikten paçayı (Gucci mi?) kurtaran ve Fenerbahçe Zangırtısı'nı kompoze etme yükseltisine erişen Fazıl Say (takım bestekârlığı konusunda Mehveş Emeç sanırım, tek rakibesi) çoğunlukla yurtdışında (harıl harıl) konser verdiğinden, bu kodlardan habersiz yurtdışı konser izleyicisi gidip dinleyebilirler kendisini. Afiyet olsun.
Ve fakat yıllardır magazin basınımıza ordan burdan sızmaya yeltenen Fazıl Say'ın Ataizi aşkıyla bombanın pimini ekmesiyle birlikte; nasıl ANSIZIN uyanıp da, bu gizli değeri dakkasında listelemesine alabildi 1 Kısım Türkiyeli Kadınlar Âlemi!
Ben süratlerine, cevvalliklerine de hastayım yani, Ataizi'nin şehadetini kaale almaktaki üstün atmacalıklarına olduğu kadar.
Ve fakat bu memleket daha ne ennn seksiler görür. Görecektir. Sırada daha Marmaray var. Ordaki mühendislerden biri, diyelim. Tam açılış döneminde şahane magazinsel kadınlarımızdan biriyle görüntülenirse sarmaş dolaş, anında Ennn Seksi kategorisini hak edecektir. İsmi Tavşan soyadı Kunduzoğlu olsa dahi fark etmez. Listeye kafadan girecektir.
Gönül bu: 1 Kısım Türk Kadınlar Âlemi'nin gönlü, mevki/şan şöhret ve en mühimi konjonktüre konkon-madan edemiyor da edemiyor.
Askeriyemizden 1 Kısım Âlemci Kadınlarımız'a; hakikaten de (haklılarmış yani) bu memlekette konjonktür fevkâlâde önemli.