Adamına göre adalet

Hukuk reformu, bu nedenle de gerekli: Bu ülkede adamına göre farklı bir adalet sistemi işlemekte.

Hukuk reformu, bu nedenle de gerekli: Bu ülkede adamına göre farklı bir adalet sistemi işlemekte.
İbrahim Tatlıses'in hayatının bitmek bilmez adli vakaları, hep tuhaf bir şekilde 'çözümleniveriyor'. Tatlıses, hep hukuk üstü: Adalet bir başka işliyor. Her seferinde sıyırtıyor.
Urfa'da çarşı içinde yürürken bir esnafla ağız dalaşına girmişti, hatırlarsınız.
Dan dan -esnaf vurulup öldürülüyor.
Bizzat Tatlıses'in ya da oğlunun öldürdüğü söyleniyor. Ama sonra esnafın ailesine kan parası ödeniyor. Kimse şikâyetçi değil.
Başka birisi hapis yatıyor.
Kanunsuzluğun ağa babaları için hep böyle. Başka birileri onlar adına celalleniyor.
'19 yıllık hayat arkadaşları' transparan giyerse acayip bozuluyorlar.
Onların her nevi hissiyatı, her ne hikmetse başkalarına da karbon kopyalanıyor. Bu hissiyatta hep vurma, öldürme, yaralama ve baskınlar var.
İmparator için yapıveriyorlar. Hayrına yani. Bir de ilginç durumu var Tatlıses'in. İlk eşinden olan büyük oğlunu bir nevi 'koruma' 'hit-man' olarak yetiştirmiş vaziyette. Büyük oğlu hep yanında. Ve tabii o da babasının hislerine tercüman olmakta.
Öylesine aşırı hisli bir adam ki Tatlıses, habire ağlıyor, hisleniyor; fırtınalar kopuyor içinde.
Mesela Derya Tuna vurulunca polis tarafından gözaltına alındığında saatlerce ağlıyor. Ertesi gün Merinos halılarının anahtar dağıtım töreninde aşırı neşeli. Şıkır şıkır.
Böyle habire saatlerce ağlayıp gülebiliyor.
Bir His İmparatoru söz konusu.
O böyle hislense habire, diyelim adamın hislerine gem vuracak halimiz yok, hislensin hislenebildiğince. Ama işte bir de binlerce kişilik His Tarikatı var. Onlar da onunla birlikte hislenip bir de fiiliyata dökü döküveriyorlar hislerini.
Zaten Reha Muhtar'ı tehdit ederken: "Ben dursam yüzlerce beslemem/binlerce müridim durmaz vs." tarzı laflar etmişti. Çok tehlikeli bir Aşırı Hislenmeler İmparatorluğu yani.
Kanal D'ye psikolog bulamamışlar çıksın da İdo'nun ne hissedebileceğini anlatsın diye. Biliyorsunuz tavşan bokları diyarıdır aynı zamanda cennet vatanımız.
Her konuda uzmanımtırak görüşlerini saçıklamaya onca meraklımız vardır. Ama His İmparatoru'nun oğlunun hissiyatı: Annesi vurulunca ne hissetmiştir -ne kokarım/ne bulaşırım olmuş bizim uzmanlarrr.
Böyle bir ahaliyi terörize etme yeteneği var.
Sonra gözaltındayken mesela, Derya Tuna'nın yatırıldığı hastanede muayene olmak istemiş.
Türk polisi böyle inceliklere pek meraklıdır biliyorsunuz. 'Emrin olur'mu demişler, ne demişler bilemeyeceğim. Ama Metropolitan Hastanesi'ne götürmüşler Tatlıses'i. Hem muayene olsun/hem de tekrar Derya Tuna'yı taciz edebilsin diye.
Sonra polis ek gözaltı süresi istiyor. Ama hâkim, sabah sabah baba oğlun 'derhal' savcılığa gönderilmesini istiyor. Savcılık ise Tatlıses ve oğlunun ifadelerini almaya gerek bile görmüyor.
Mesela tüm bu adalet mekanizmasının işleyişindeki sürat! Yani insana
"Allah düşmanıma dahi böyle tıkır tıkır/şıkır şıkır işleyen bir adalet nasip eylesin" dedirtiyor.
Uzan ailesi diyelim: İşlerine gelmeyen davaları yıllarca sürüm sürüm süründürmekte, istedikleri kararları anında/saniyesinde aldırmada, yani bu ülkenin dumura uğramış adalet mekinazmasını babalarından kalma bir film makinesi gibi ister son sürat, ister alabildiğine yavaş oynatmada nasıl da mahirler!
Onların namlı sanatçısı Tatlıses de öyle. Bu ülkede yani 'adalet' bir yo yo mudur, bu insanların elindeki bir oyuncak mıdır: Bizleri haklıyken bunca mağdur etmeye muktedir bu Adalet?
Bu arada diyelim 15 ay önce Edirne'de gencecik birini öldürmekten aranan yeğen Mehmet Enver Tatlı da, Tatlıses'in yanıbaşında ortaya çıktı. Yine bir cinayet vakası. Ve fail olan yeğen ne yapıyor? Koşa koşa Hisler İmparatoru'na sığınıyor.
Tatlıses gibiler, Uzan ailesi gibiler bakanlar tarafından, polis tarafından, savcılar, hâkimler tarafından, medyacılığımız tarafından tehdit - şantaj-güç ve para ağları nedeniyle kayırılıyorlar mı yoksa?
Allahım yoksa size ve bana karşı işleyen tüm o hantal mekanizma, bu insanlara gelince birden, patinaj mı yapıyor? Bir eşitsizlik yani, dilim söylemeye varmıyor, ama olabilir mi hani?