Andropoz iktidarı

Perşembe gecesi Star Haber'de Can Ataklı'nın programına, muhtelif partilerin mümtaz temsilcileriyle, DEHAP'ı temsilen Pınar Selek çıktı.</br>Şimdi Pınar benim çok sevdiğim bir arkadaşım, aziz bir dostum.

Perşembe gecesi Star Haber'de Can Ataklı'nın programına, muhtelif partilerin mümtaz temsilcileriyle, DEHAP'ı temsilen Pınar Selek çıktı.
Şimdi Pınar benim çok sevdiğim bir arkadaşım, aziz bir dostum. Bilumum kadın gazeteci/sendikacı/siyasetçiyi örgütleyerek bir Güneydoğu
çıkarması yapmıştı. Ben de çağrılanlar arasındaydım.
Hayatımın en güzel gezilerindendi. Diyarbakır, sonra da Batman gezisi.
O gezilerden beri Pınar'la sık görüştüğümüz oldu, az görüştüğümüz oldu; ama aramızda anında tesis edilmiş bulunan sevgi durduğu yerde durmadı: Kartopulandı, filan.
Yani ben Pınar konusunda 'nesnel' biri değilim.
Hiçbir konuda da değilim o ayrı.
DEHAP düzenli olarak medyacılığımız tarafından YOK sayıldığı için, üçüncü bölgeden birinci sıradan DEHAP'ın milletvekili adayı olan Pınar'ın bir programa çağrılması hatırı sayılır bir olaydı.
Ben de bu 'hatır' için, çokça Pınar'ı göreyim, bakayım nasıl konuşuyor filan diye, programa takılmaya çalıştım.
Zaplıyorum/zupluyorum; içime fenalıklar geliyor. Pınar'a bir türlü
sıra gelmiyor. Pınar'a sıra geldi diyelim, Pınar bir cümle etmeye kalmıyor, tüm o iktidar beyleri, bir giriyorlar ki lafa -kopartmanın imkân ve ihtimali kalmıyor.
Pınar nitekim, "Kadınlar tüm partilere küsmüş durumda. Listelerde kadın adaylar ya yok ya da çok gerilerde" diyecek oldu.
Aman da aman! Birinin başkanı kadınmış, biri ikinci en yüksek kadın kontenjanına sahipmiş, birinin çok saygıdeğer kadın adayları varmış, biri kadına ilk seçme ve seçilme hakkını tanıyan partinin devamıymış.
Hani insanın içinden Küçük Kadın Aday da okuldan gelmiş:
Hani BANA? HANİ BANA?
demiş, diyesi geliyor.
O denli bezdirici bir laf cambazlığı söz konusu ki.
Dayanamıyorum, bu yaşını başını almış, lafı kapınca jjjjt diye laf ağzında, ormanın en derinlerine dalıp manalı manasız tüm ağaçları takdim eden, tüm mantarların ismini/cismini sayan: yani canhıraşça kaptığı lafı
öldür Allah kaptırmayan, ama o lafla da SADET'e gelemeyen, getirmeyen paşalarımızı/beylerimizi izlemeye, dinlemeye.
Arada kamera Pınar'ın güzel yüzünü gösteriyor. Hayır öylesine efendi ki Pınar, müstehzi değil, ama ömrünü siyasetçiliğe adamış bu şahısların bu boş lafla tutkulu/sapkın dansına engellenemez bir biçimde gülümsüyor.
DEHAP kadınlara yüzde 30'luk bir kontenjan ayırarak ve de onları
doğru dürüst yerlere yerleştirerek; kadın milletvekillerini en alt sıralara iterek 'hem kadın adaylarımız var/hem de onlara milletvekilliği
gibi maskülen bir iktidarı koklatmayız işte' yapmıyor bir kere.
DEHAP'ın kadın adayları, en kazanılacak yerlerde, en üst sıralarda listelere yerleştirilmiş durumda.
Pınar da öyle. Pınar Selek, İstanbul üçüncü bölgede birinci sıradan DEHAP adayı. Yani Pınar'ın seçilebilme şansı -DEHAP barajı aşarsa- çok yüksek.
Geçen gün Murat Çelikkan'ın yazısında vardı. DEHAP büyük şehirlerden bir-bir buçuk milyon oy aldığı anda, Meclis'te.
Ve ben TBMM'de yalnızca Kürt kimliğinin, hakiki muhalif sol kimliğin temsili için değil; kadınların (adam gibi) temsili için de DEHAP'ı desteklemekte yarar görüyorum.
Bir kere kadın değil, hangi kadın.
Tamam. Burası böyle.
Yani DYP'li -Bayan Sicilisıfırlanmış- Tansu Çiller'in kadın olması, hiçbir şekilde kadın hakları adına bir kazanım değil. Çiller, erkeklerden daha 'erk bağımlısı'/daha erkeklik iktidarı yanlısı olduğunu yıllar süresince hepimize ispatlama şansını buldu!
Diyelim Genç Parti ya da MHP (öz faşist abiler partisi) dizi dizi abuk
sabuk ablamızı Meclis'e taşıdı. Peki onlardan bize fayda var mı?
Kadın olmaları bu kadınların, zevahiri kurtarıyor mu? Bu kadınların kadın meselelerine dair küçük parmağım kadar bir dertlenmeleri var mı; olabilir mi peki?
Orda Pınar'ı izlemek ne denli ferahlatıcı ve güzelse, lafı ondan kopardıkları anda nereye sürdükleri belli olmayan, bunca 'söz' edip
hiçbir şey demeyen beyleri izlemek de o denli azap vericiydi.
Ben artık Meclisimizde kadınların (meramını çok daha direkt ifade eden bir cinsin) sesini duymak istiyorum. Ama solcu kadınların, Kürt kadınların, hakiki politize kadınların, muhalif kadınların, ağzından ne laf çıktığını kulağı duyan kadın kadınların sesini.
Öbür sesler ne kadar bağırsalar, kulaklarımıza ulaşmadan sesleri yerlere dökülüveriyor çünkü.