Anne egosuyla gamsızlanmış Müjde Ar

Öncelikle şunu söyleyeyim NTV'de yayımlanan 'Ben Senden Kaçmıyor muydum Anne?'yi; pardon pardon 'Hadi Gel Bizimle (D)ol'u- birrr kez bile izlemedim. Erken uyuduğum için.

Öncelikle şunu söyleyeyim NTV'de yayımlanan 'Ben Senden Kaçmıyor muydum Anne?'yi; pardon pardon 'Hadi Gel Bizimle (D)ol'u- birrr kez bile izlemedim.
Erken uyuduğum için.
Zira ben (aynen rol modelim Vehbi Koç misali) 'Erken yatarım/Erken kalkarım/Bir yumurtayı sütle çarparım.'
Sütle yumurta çarpsam krep olur herhalde. Yani onu da yapmıyorum, bu programı da seyretmiyorum.
Ve fakat BU programdan kaçınmanın imkânı yok. (İnternette parçaları izlememenin imkânı da.) Herrr hafta Müjde Ar gündemi müstehcenliyor. Gündemin de müstehcenlenmek kadar arzuladığı bir şey yok.
"A; fırsat bu fırsat! Müjde Abla yine müstehcenledi. Ne güzel ne güzel: Bi Randevuhane Nostaljisi!" diye taşkın bir coşku içinde köpürtüyorlar da, kabartıyorlar.
Ben bozuluyor muyum? İçim daralıyor mu? Evet! Maalesef!
Feci halde! Kadınlara düşen ROL? En beğenilen, istenilen taşkınlık modeli BU- değil mi?
Yani on yıllarca Müjde Ar korudu, kolladı kendini. En çok da ANNESİ olmaktan korumaya aldı sanırım. Sonra işte Fikriyat Ambarı'nda bir şeycikler yokmuş.
Hiçbir Türkiyeli mevzuu üstüne hiçbir kelâm yok, zevzekleme var: Bir de Müjde Ar'ın müstehcen laf bombaları. Anlaşılan.
Tatlı tatlı söylüyor: Zira tatlı bir kadın Müjde Ar.
Bu memlekette yaşayan kadınlar arasında onu sevmeyen, beğenmeyen mevcut mudur bilemiyorum. Ama Benim Kadınlarım'dandır Müjde Ar kesinlikle. Türk Malı seksiliğine de biterim, ses tonuna da.
Ayrıca acayip iyi bir oyuncudur. Onun nice filminde ağladık, zırladık; içimize nüfuz etti Müjde Ar.
O ancak sevilir, beğenilir, takdir edilir. Kimsenin Nefret Objesi değildir. Olamaz da.
Evet, Samimiyetin Sınırları'nı oyunculuğuyla ve Türk Tipi güzelliğinin fırın sıcaklığıyla dahi ihlal edebilir. 'Batı'ya dair hiçbir şey yoktur Müjde Ar'da. Sahiciliği vardır. Belki bu topraklar için biraz fazladır.
Ve fakat şimdi bütün bu sahicilik, samimilik yalnız ve yalnızca 'belden aşağı' patlamalarla mı tezahür edecekti?
Onca kendini saklayan, koruyan, onurlu, gururlu Müjde Ar, bir haber kanalında, evet; ama bırakalım bu Seviyeli Numerolarını: abandığı tek memleket gerçekliği bu mu/bunlar mı olacaktı?
Bu toprakların abazanlığına mı oynayacaktı?
Hadi: en acı, beni en acıtan soruyu sona sakladım: Annesi mi olacaktı? İlla da annesi mi olacaktı? Dönüp dolaşıp kaçıp, onca yol kat edip Annesinin alameti farikaladığı 'belden aşağı mevzularda bilinçaltının frenini boşaltmış mahcubiyet verici kâbus büyükcadı' mı olacaktı? Onun 20/30 yaş genç hali mi? İpi göğüslememiş henüz, hali? Şuur yoksunluğu tamamen ipini?
Şimdi herrr hafta belki kendine/belki programa ilgi çekmek için (hiçbir mazeret yeterince mühim değil) buluşturduğu tüm o lafazanlıkları/anılamaları/girintilikleri, annesi zaten on yıllardır habire habire topaçlarken ve artık cümleten hiçbirimiz ona gözümüzün ucunu bile değdirmek istemezken-
Annesinin yenilenmiş/ilerletilmiş bir versiyonu olarak- Yani illa ANNESİNİN annesinin; onu hayatta en rahatsız/müşteki etmiş kişinin, utançlara gark etmiş Beldenaşağı (illa da) Şuursuzluklar Kraliçesi'nin ziyadesiyle kilolanmış ve fakat Şen Kızı olarak, aynı banallik, aynı kaybedecek hiçbir şeyi olmamak tonlamalarıyla ortalığa mı saçılacaktı? Paldır zuldür?
Hepimiz en çok annemize benzemekten korktuk. Korkuyoruz.
Erkekler de en çok babalarına benzemekten korkarlar, korkuyorlardır. (Beyni Çitilenmiş Şark Tipi Babatapıcı Geri'leri tenzih ederim.)
Sonra hepimiz korktuğumuzun başına geldiğini görürüz. Annemize benzediğimizi, babamıza benzediğimizi.
Ve fakat Anne Modelleri içinde tartışmasız, hilafsız bir karabasan sayılabilecek Aysel Gürel'in kızı 'olarak' bu işle baş edebilmek için DE bunca iyi bir oyuncu olmayı başarabilmiş, hepimizin sevdiği kadın, o harbici, o sahici Müjde Ar-
Mae West desem değil.
Miss Piggy'nin gamsızlığı yapışmış üzerine. Herrr hafta bir argo şöleni. Her hafta illa billa belden aşağı! Zaruri Avamlık
Yer Hareketleri.
Ne acayip bir çağ!
Ne acayip bir ülke!
HİÇ KİMSENİN kendini koruma ihtimaline şapka çıkartamayacak mıyız? Artık.
Her yara/ruh çukuru teşhirinin maddi bedeli olduğu sürece, üstelik yalandolan bir manevi bedeli: Şanşöhret/ilgi/alâka- bunlar nedir ki? DEĞER Mİ?
Rezil olmanın bedeli yok sayıldığı sürece bu paragöz/reytinggöz/alâkagöz zamanlarında çürümüş/çürütülmüş toprakların, hiçbir ikonamızın kirletilmeden durabildiğine şahit olamayacağız gönüllerimizin raflarında anlaşılan.
Anlaşılamayan. Anlaşılamayan.