Aşinayım ben bu mevzuya aşina

'Aşinalık' çok mühim bir kavram.</br>Amerikan film artistleriyle ilgili çok sık kullanılan 'the girl next door' (komşunun kızı) tabiri diyelim, tamamen bu esracengiz kavramın, alafrangacasıdır.

'Aşinalık' çok mühim bir kavram.
Amerikan film artistleriyle ilgili çok sık kullanılan 'the girl next door' (komşunun kızı) tabiri diyelim, tamamen bu esracengiz kavramın, alafrangacasıdır.
Bize aşina olandan hoşlanırız. Aşina olana yakınlık, empati duyarız; şatomuzun köprülerini çabucak indiriveririz. Dahası, hiç adını koyamadan çoğu zaman, en aşina olana âşık oluruz.
Âşık olduklarımız, bize anamızı/babamızı/çocukken bayıldığımız kuzenimizi/komşu kızını/ağbinin en yakın arkadaşını vs. vs. hatırlatanlardır. Aynı şekilde, aşina olmadıklarımız bizi irkiltir, iter, tedirgin eder. Aramıza onlarla anında bir mesafe koyar, bu mesafenin azalmasına ya da kaldırılmasına kolay kolay razı olamayız.
Diyelim Sibel Can'ın asker kartpostallarına en sık mevzu olan 'güzelimiz' olmasındaki esrarın ardında, bu aşinalık meselesi yatar. Sibel Can olsun, Seren Serengil olsun patates yanakları, domates dudakları, saçları/başları, yine meraklara mahsus seksapelleriyle; varoştaki, köydeki, kasabadaki 'komşu kızı'nı Türk erlerine en çok çağrıştıran dilberlerimizdir.
Bizleri oturduğumuz yerde afallatan yığınlarca güzel bulunabiliyor olmalarının ardında yatan sır, budur. Nasıl bende bir 'fare/tilki surat kadın' hissi uyandıran Sandra Bullock, Amerikalı erlerde yine o esrarengiz 'komşu kızı' hissiyatını, dolayısıyla tahriş olma duygusunu yaratıyorsa... İşte öyle.
Muhtelif milletlerin erlerinin en beğendiği/etkilendiği/tahrik olduğu komşu kızları, onlara en aşina tiplerdir yani.
Aşinalık herrr konuda mühim bir mevzu.
Psikolojide (sizleri Ender zeytin ezmesi kıvamına getirmemek için söylemiyorum; ama bendeniz -cennet kuşu- psikoloji, tıp, mühendislik, mimari ve atom fiziği mezunuyum) ünlü bir deney vardır. Şimdi 'ünlü deney' lafı da tabii ki yine ezme yapma amacıyla kullanılıyor; zira psikolojiye 'aşina' değilseniz, hiç de o 'ünlü' deneyin ne olduğunu bilemezsiniz.
'Terry Cloth Monkey'.
Yaaaa. Deneyin adı bu. Havlu Maymun? Havlumsu Kumaştan Maymun? Burda hicranlanarak belirteyim, maalesef Mütercimlik Bölümü'ndeki ihtisasımı Guatemala'da ikamet eden amcamın ani vefatı üzerine yarım bırakmak zorunda kaldım. Az biraz zayıftır çevirmenlik yanım yani.
Devam edelim:
Sinsi ve hesapçı deneysel psikologlar, iki adet maymun yaptırıyorlar: İkisi de telden ve anne maymun ebatlarında.
Maymunlardan birincisine öyle bir mekanizma yerleştiriyorlar ki, Birinci Maymun biberonla süt veriyor. Yani o: Hakiki-Besleyen/Eden-Anne Maymun.
İkincisi de aynı ölçülerde, aynı göz, aynı kaş. Ama süt/müt vermiyor; hiçbir işe yaramıyor yani.
Fakat DURRR!
İkinci maymunu havlumsu yumuşak bir kumaşla kaplıyorlar. Yani ne oluyor? İkincisi 'Terry Cloth Monkey' oluyor. İyi mi?
(Dersi iyi anlayasınız diye, nasıl tane tane gittiğime de dikkatlerinizi çekiştiririm.)
Sonra yavru bir maymunu bu iki maymunla bir kafese yerleştiriyorlar. Yavru maymun gidip birinci maymundan şakada şukada sütünü içiyor. Ama n'apıyor?
Maymun oğlu çiğ süt emmiştir! (Bu sonucu da çıkarabiliriz yani.) İşi bitince, koşa koşa kendini Havlu Maymun'un kucağına atıyor.
Burda, havlunun yumuşaklığı/sıcaklığı artık biraz düşünün kendi kendinize yani.
Sütü (aynı boy ve endamdaki) Tel Anne'den alıyor olsa da, kucak olarak (şefkat, şefkat) Havlu Anne'ye, yani üstüne havlu kumaş kaplanmış tel maymuna koşuveriyor. (Yavrularım.)
Şimdi bu hoş deneyi, aşinalık girişimizle paketleyiniz.
Bize 'aşina' olanın sihri o kadar müthiş ki...
Bu kavram bence, yalnızca taptığımız film artistlerini/şarkıcıları vs. seçerkenki sırlı beğenilerimizde değil; hayatın hemen her alanındaki tercihimizde kendini gösteriyor.
Bill Clinton, ne kadar seks skandalı patlatmış olursa olsun, ne kadar vahim bir yalancı olursa olsun, seçime üçüncü kez katılabilseydi yine ABD'nin başkanıydı kesinlikle.
Zira Bill Clinton çok aşina bir figür.
Bush, ne kadar tescilli bir cahil ve boşkafa olursa olsun, kuşkusuz Amerikalılar için Plastik Adam (aşina olunamayan zira 'VAR' olamayan) Al Gore'dan çok daha aşina bir figürdü.
Recep Tayyip'e aktığı rivayetlenen 'kin' oylarına, bir de bu aşinalık faktörüyle baksak diyorum yarın. Rahşan hanımın Türk medyalamacılığında yarattığı infial duygularına da baksak.
Devam edeceğiz. Burası teorilememizin giriş kısmıydı zira.
Bu kadın sizler için çalışıyor: Daha ne diyeyim?