'Başta bütün dünyanın TAPTIĞI başkumandan'

Yaa öyle yaptık: "demirağlarla ördük ana yurdu bir baştan." (ya da 4 koldan). Ana yurdu 1 baştan demirağlarla örmüş olsaydık, milli gelirimizin hatırı sayılır bir kısmını Petrol Tacirleri'ne bağışlamıyor olacaktık.

Yaa öyle yaptık: "demirağlarla ördük ana yurdu bir baştan." (ya da 4 koldan).
Ana yurdu 1 baştan demirağlarla örmüş olsaydık, milli gelirimizin hatırı sayılır bir kısmını Petrol Tacirleri'ne bağışlamıyor olacaktık. Bu yaşlı ve yorgun dünyayı daha az kirletiyor; en güzel kıyılarımızın, en güzel yörelerimizin içine etmiyor/etmemiş olacaktık.
Bizim Başkumandanımız'a hepimiz, dayak kötek HER BİRİMİZ tapıyor olabiliriz. Ama BÜTÜN DÜNYA niye tapınıyor (worship?) olsun ki Başkumandanımız'a? Takdir edebilirler. Saygı duyabilirler. En iyi, en cömert ihtimalle; öykünebilirler.
Ama TAPMALARINI istiyoruz, aynen bizler gibi. Kemalizm bir din bu topraklarda.
Alnımızı Anıtkabir'in soğuk taşlarına dayayıp hüngür hüngür ağlamak, mızmızlanmak, şikâyet etmek istiyoruz.
Aramızdan En Şikâyetçi/En Mızmız/En Münzevir Çocukları bir kısmımız (yüzde 20'lik bir kısmımız) ennnn çok beğeniyoruz.
Yalnızca 'beğenmekle' kalmıyoruz. 'Beğenmek' çok ölçülü bir kelime. Tapmak ve tapılmak istediğimiz için, orantısızlığı şiar edindiğimiz için, illa devasalaştırmak/büyütmek/kabartmatozuyla şişirmek/battallaştırmak-
Orantısız: 'Küçük olsun, benim olsun' değil; büyük olsun, ennn büyük olsun, gerekirse kaçak katlar çıkarım/ormanları yağmalarım/el alemin köylerini işgal ederim/yıkıp yakarım/erozyonlarım/kesip biçerim- BÜYÜK OLSUN! EN BÜYÜK OLSUN! EN BÜYÜK BENİM OLSUN! GÜÇ HER DAİM BENİM OLSUN!
Tabii Başkumandanım'a da tapıyorlar. Onun masmavi gözleri, sapsarı saçları var; çok iyi giyiniyor ve Fox adlı bir köpeği var. Bana hiç benzemiyor yani. Biz'e hiç benzemiyor. Ama dünyanın ona 'taptıklarından' artanları ben yerim, ben giyerim. O hayali, benim yaratıklandırdığım tapma/tapınma işi, nihai olarak BENİM eserim.
Başkumandanım adına, yönetme hakkı benim! Ben karar veririm. Bu halk veremez. Bilemez bu millet. Ben çalar (tıngırt mıngırt) kanunumu, ben söylerim. Ben dans eder, ben alkışlar; resitallerim.
Niye onların ağzından yazıyorum ki? Öyle bir sapağa saptım.
Evet, onların durumu hazin.
O kadar hazin ki, ürkütücü de.
Gerçekliklerden kopuklukları, çıktıkları yumurtayı hiç beğenmeyişleri, kendi halklarına ana/avrat küfredişleri, kıllı mıllı hakaret edişleri, edepsizlikleri, şirretlikleri ve münzevirlikleriyle korkutuyorlar beni. Sürekli.
Durmaksızın onlardan korktuğum için, alabildiğine korkusuz olmak zorundayım.
Şimdi, sinirden botokslanmış 1 Baykal, Teziç'in felaket YÖK'ü, Anayasa Mahkemesi, Çankaya'nın Nemrut'u ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Bütün Kuvvet Komutanları yeni bir plan geliştirmek zorundalar.
'367 Zımbırtısı' gibi bir plan.
İşaret fişeğini Cindoruk Cunda'dan attı.
Yeni bir plan. Yeni bir ittifak. Yeni kıpraşma mitingleri. Halkın Tepkisi. (Başka Emekli Eruygur Paşa'larla.)
12 Nisan, 27 Nisan- birinin adı 'bildiri', diğerinin 'uyarı' ya da 'uyarga'.
'Paşam! Sen uyuma!' Pankartlarında böyle yazması gerekiyor. 'Yalvarırım: sennn uyuma!'
Genç Subaylar rahatsız, çok rahatsızlar.
Peki sınır ihlal edici yapısıyla, aksine (kendi) zannettiği kadar az konuşmayan; aksine mütemadiyen konuşup çok açık seçik anlaşılmayı 'ümid eden' Büyükanıt Komutanları, hiç mi hiç mi hiç, bi şey yapmayacak mı? Hiç mi?
Zira; mesele tam da budur: türbanlının, evet bir türbanlının (ööööğğh) kocası çıkmakla kalmıyor Çankaya'ya.
Türbanlının kocası Başkomutan sıfatını almış olacak. Sembolik olarak da olsa. Almış olacak.
Bütün Dünyanın TAPTIĞI Başkumandanımız'ın 'sıfatını' Özal aldı (o korkunç eşiyle Turgut Özal), Demirel aldı, o aldı, bu aldı. Kimler kimler aldı o TAPILAN sıfatı. O denli en ve boyda, öylesine umulmadık şahıslar o tesadüflerin ve bu darbeciliklerin neticesinde-
Diyelim konuşurken gözlerinden feraset ve delalet, letafet ve zekâ fışkıran Evren aldı.
O diyelim, 'bileğinin' hakkıyla aldı. Ordusuyla geldi, aldı. Çöktü oraya. Çankaya Tepemize.
Hepsine oldu, uydu bu 'başkumandan' titri. Ama hiçbirinin karısının başı örtülü değildi.
Her birinin karısının başı Kemalizm dini uyarınca açık; bazılarının karısının başı Kapitalizm dini uyarınca sarıya boyalıydı.
Şimdi bu TAPILANILASI sıfatın DIŞARDAN birileri tarafından taşınılacak olması! Kayseri'den birileri.
Isparta'dan, Afyon'dan birileri olabilir. Oldu. Ama işte karıları-
Şimdi Yaşar Paşam, Diğer Paşalarım; Kuvvetimin Komutanları BU YENİ ADAMIN resepsiyonunda onun türbanlı karısıyla aynı salonda bulunup azaplar içinde kıvranırlarken-
Nasıl olur Atam söyle nasıl olur?
367 gibi şahane bi çözüm bul bana.
Hem demokrasinin içinden GİBİ olsun.
Yani bir çeşit kılıf.
Hem de bu Yeniler'e ağzının payını vermiş olmama izin ver. Anlasınlar Hanya'yı Konya'yı.
Bu memleketin Hakiki Efendileri kimlermiş, bu memleketin dört nala şaklayan kalemleri, bu memleketin baş öğretmenleri, baş komutanları, baş oyuncuları kimlermiş-
Bir kez daha, son bir sindirici kez daha, gösterebilmemiz için ŞUNLARA bir çare/bir oyun/bir tıkanıklık vesilesi/bir kandırmaca/bir gölge dansı/bir ekonomik facia/yakın mesafede savaş-
NE OLURSA. ARTIK.
Gönder. Gönder. Gönder.
Başkumandanlarına Dünyanın Taptığına İnanmaktaki Şu Fanatik Bakarkörlerine.
Şu çıktıkları yumurtayı beğenmeyen yumurta kafalara.
Şu tuhaf kişiliklere. Şu ısrarcı. Şu yapışkan. Şu sürekli ağlayıp sürekli bağıran tuhaf mekanizmalara.
Bir şey gönder ya da gönderme.
Onlar postanenin kapısına yığıştılar. Paket bekliyorlar. Kemalist göklerden zembille inecek özel bir ulak.
Antidemokrasi eliyle. Çabucak.