Bir iyisanlık zirvesi: Çocuk satın almak

Tabii, magazin eklerinin yalancısıyım: </br>Prag'da 1 film çekiminde olan Angelina Jolie, Brad Pitt'i çağırıyor oraya acele.

Tabii, magazin eklerinin yalancısıyım:
Prag'da 1 film çekiminde olan Angelina Jolie, Brad Pitt'i çağırıyor oraya acele.
Zira 1 yetimhanede küçük bir kız çocuk görüp çok 'beğenmiş' de.
Artık Angelina Jolie'nin boş vakitlerinde eski eşya pazarlarını gezer gibi, yetimhane gezdiğini çıkarsayabiliyoruz. Zira üç adet çocuk evlat
edindi, bir adet doğurdu. Arkasının geleceğini de müjdeledi, zira büyük aile seviyormuş.
Erkek kardeşiyle bir Oscar gecesi vahşice dudak dudağa öpüşen/yıllardır babasını görmeyi reddeden/yakın zamanda genç yaştaki annesini kaybetmiş olan, hiç de konvansiyonel 1 aile düzeni içinde büyümemiş olan Jolie, neyin taklidini hakikatleştirmeye çalışıyor böylesi bir çalışkanlıkla bilemiyorum.
Ama Billy Bob Thornton'la evliyken birbirlerinin kanını içmişlerdi, on küsur dövmesinde hayat 'görüşünü' ilan ediyor, bir de on yıl boyunca ünlü 1 model olan kadın aşkını ne kadar arzuladığını anlatmış geçenlerde biyografi yazarına.
Bir uçtan diğerine savrulurken müthiş bir kararlılıkla, evlat 'edinme' işini 1 saplantı haline getirmişe benziyor: Kamboçyalı Maddox yalnız büyümesin diye Vietnamlı Pax Thien'i aldı oğlan kardeş olarak.
Şimdi de Etiyopyalı Zahara'ya Afrika'dan bir kız kardeş alması bekleniyor.
Evlat edinilen çocukların hepsi çok güzel. Beğenip özenle seçiyor. Kendi kızı Shiloh Nouvel de öyle.
Aldıkları tehditler artınca bir koruma ordusuyla yaşamaya başladılar. Habire fotoğraflanan, United Colours of Benetton yavrularından biri kaçırılacak diye çok çok korkup uykuları kaçıyor. Çünkü o mükemmel bir anne.
O çocukları yetimhanelerden/ülkelerinden/bazen de anne ya da babalarından söküp almak için giden paralar; onların özel jetleri için, koruma orduları için sarf edilenlerle, beş ya da altı mükemmel işleyen/alternatif yetimhane/okul/yuva kurabilirdi ülkelerinde.
Ben artık yurdundan/yöresinden kopartılan bu bebekler için, bu çift tarafından 'edinilmek', nerdeyse reklam fotoğraflarıyla habire yansıttıkları kadar ideal bir durum mudur, o kadar da emin değilim.
Bir nevi Pitt-Jolie Aksesuvarı'na dönüştürülmüş bu güzel çocuklar, muhakkak şimdi bulunduklarından gayritabii 1 ortamda büyütülemezlerdi. Yani tersine bir piyango da söz konusu olabilir, bilemeyiz. Henüz.
Mia Farrow da Evlat Edinme Hastalığı'ndan mustaripti. Koreli 'kızı', 'babası' Woody Allen'la evlenince iyileşti sanırım. Ama o kendini bu 'işe', anneliğe yani adadı ve çocuklarıyla bu denli fotoğraflanmadı asla 1 reklam filmi tadında.
Korkunç Koleksiyoncu'ya dönüşebiliyor insanlar kolaylıkla. Ama bu fukara ülkelerin bebekleri pahasına olmamalı.
Zaten o kadar güçlükle karşılaşmış ki Zahara'yı evlat edinirken; 'Secret'ı okuyup o 'doktrini' uygulayarak işin üstesinden gelmiş. Bu 'Secret' saçmalığına gönül eğdirmesi filan, iyice şüphelenir oldum bir zamanlar bayıldığım bu kadınüstü güzel kadından.
Madonna da ne güçlüklere göğüs gerdi Afrikalı son bebeğini evlat edinebilmek için. Ama işi seri evlat toplayıcılığa vardırmayacağını ümit ediyorum. O da Kabala'dan yardım görmüştür zorluklar esnasında. Ve İsrailli gurusundan.
Çocuklarına habire Narenciye, Ayışığı, Kalküta, Sonsuzluk, Elmaşekeri vari isimler tercih etmeleri dahi ünlü anne babaların, denetimsiz/biletsiz ego seyahatleri. Çocuklar pahasına birer narsisizm. "Ayna ayna, söyle bana/Benden daha çolukçocuk sever'i var mı ama?"
"Var, Değerli Cadım, onun adı Mia Mia" dediği anda ayna, Jolie soluğu yeni 1 yetimhanede alıyor. Yeni renk ve desende bir çocuğu bağrına basmak için. Dayanamıyor!
Ajda Pekkan'ın yavruyken evine aldığı kedileri, büyüyüp şirinliklerini yitirince kapının önüne koyduğunu anlatmıştı bir komşusu.
1 de işin bu çocuklar semirdikçe ne kadar ilgi ve alaka görecekleri kısmı var. Zira 'sevimli' olmuyor yeniyetmeler. 'Gizli şeytani' olabiliyorlar. En iyi ihtimalle.
Özcan Deniz de Kyoto Sözleşmesi'nin imzalanmasındaki ısrarı misali "Evlatlık almak istiyorum" demiş magazincilere geçen gün. Üstelik annesine ve kardeşlerine bırakacak. Onlar büyütecekler 'evlatlığını'. Ağlamışlar bu 'arzusunu' öğrenince. Ne tatlı!
Allahtan Türkiye'de ciddi bürokratik dehlizler var. Yoksa geçen haftalarda karpuz sergisinden karpuz alacağını zanneden Yeşim Salkım da, "Bu pazartesi Bahçelievler'den bir bebek alacağım" diye (yine tabii magazincilere) ilan etmişti.
Sonra cürisi olduğu felaketlemenin yarışmacılarından birini gözyaşları içinde (pek tabii ki) evlat ediniverdi. Kameralara Karşı. Şimdilik, yani.
Hakan Uzan'dan beri 1 Akdeniz anemisi yüzünden doğuramaz, 1 hamile kalmak üzeredir, 1 kalır üzüntüsünden düşürür, 1 zaten doğurması imkânsızdır. Büyük Türk-İzmir Kadın Sosyopat sonunda evlat 'edinme' trend'ine uyandı. Yıllardır 'gündemi' Akdeniz anemisi versus sahte gebeledikten sonra.
Ama tabii samimiyet zor zanaat.
Yoksa annesiz babasız bir bebeği kendi çocuğun etmek kadar saygı duyduğum bir şey yok.
Bakınız: Nilüfer. Ayşe Nazlı onun öz kızı.
O kadar. O, Ayşe Nazlı'nın annesi.
Ve fakat topraklarımızı da 'yalamış' bulunan bu Jolie-Pitt modasının, geçmesini ümit ediyorum zarar-ziyan yaratmadan.
Özcan Deniz 1 yarış atı alıp yarıştırsın mesela. Harada bakılır, o da gidip yarışlarını izler atının.
Yeşim Salkım da şapka takar yarışlar için. Fena klâs bir kadın ya. O biçim modeller seçer. Parası yetiyorsa tabii. TMSF'ye vereceği kuruşu yoktu ya.