'Biz terörist miyiz ulan?'

Cumartesi gecesi Ortaköy civarnında 1 Grup içmiş, biri çıkarmış ruhsatsızını coşkuyla etrafa saydırıyor! Polis gelmiş, bi sinirleri bozuluyor bunların!

Cumartesi gecesi Ortaköy civarında 1 Grup Lümpen-Şarletarya içmiş, e bunlar içince dışavurumculukları silahlarını çekip sağa sola ateş etmekle oluyor, biri çıkarmış ruhsatsızını coşku içinde etrafa saydırıyor!
Polis gelmiş, bi sinirleri bozuluyor bunların! Sarhoş Kızkardeş filan tam kadro, polise 1 milli mücadele veriyorlar ki, sormayın. (Ben ertesi akşam haberlerde seyrediyorum.) Şimdi kapkaççısında olsun, hırsızında, uğursuzunda olsun, kendini Sosyal Biçerikli zanneden Mafya Sevdalısı/ Tahammülfersa Manken Tuğba Özay'da olsun bi polise gıcıklanma/horrr görme/sözel saydırma huyu gelişti ki- bu kadar olur!
Benim gibi Anne Evi ikide birde basılarak (gelip kitaplarımıza bakar, giderlerdi) büyümüş, 80 öncesinin Polis Alerjili 1 Çocuğu için dahi, "E polis de insan. Böyle de terbiyesizlik olmaz," halet-i ruhiyesi oluşuyor ki, tahayyül edin artık.
Başroldeki Ruhsatsızın Maliki Sarhoş hem, o artık Türk Menüsü diyebileceğimiz, lafların en adisini böğürüyor: "Yarın sabah kim olduğumu öğreneceksiniz!" hem de kelepçelenerek araca bindirilmesine isyanını haykırıyor: "Biz terörist miyiz?"
Hakikaten değilsiniz! Siz Ortaköy caddelerinde 1 minik efsanesiniz. Şimdi tabii halkımızın polisten beklentileri alabildiğine yükseldi. Bir azınlık gazetesinin yazarını, kendini milletinin iyiliğine/güzelliğine adamış Hrant Dink'i vuran çocuk 'Saçını düzeltelim', 'Şöyle arkana bayrağı yerleştirelim', 'Aa, öyle bakma böyle bak' diye mırıl mırıl/tatlı tatlı ağırlanınca Emniyet'in süper dekorasyonlu stüdyo-çay ocaklarında-
Büyyük Gazetenin Özkök'ü 'Avla avcının dostluk hatırası', 'Suçluyu çözdürüp konuşturmanın amanin aman ne de mahir yöntemi!', 'İlk kez izleme şerefine eriştiğim bir incelikli psikolojik polis harekâtı, pardon bereketi!' filan diye tasdik ve hatta takdis edince BU güzel davranışları-
E, vatandaş da (Saydırıcı Sarhoşlar) boş durmuyor. 'Birlikte Fotoğraf Çektirelim' beklemeseler dahi (1 Ogün Samast, 2 Yasin Hayal değiller yani) yine de 'terörist' değiller! Güzellikler, iyilikler, tatlılıklar bekliyorlar polislerinden.
Burda polise verilmeye çalışılan mesaj açık:
"Aslanım, sen de, ben de aynı kamptanız. Milliyetçiyiz. Yarı, çeyrek, ekmek arası efsaneyiz. Sen git de 'teröristlere' böyle haşin davran. Kampına, takımına kötü muamele seni de bozar, beni de."
Geçenlerde nitekim basılan 1 hırsızlar/kapkaççılar evinde (evin her 'sakininin' 300-500 sabıkası filan var) polis minibüsüne tıkıştırılan Şişman Hırsız Teyze DE aynen haykırmaktaydı Türk polisine: "Ne yani biz terörist miyiz?" diye.
Peki terörist kim?.. Polisin Samastlardan, Erhan ağbilerden, Yasin Hayallerden sakındığı (hatta onları gözlerinden dahi sakınıyorlar: cep telefonlarını/sim kartlarını bile bulamıyorlar özel hayatlarına tecavüz etmemek için) muameleye layık olanlar kim? İtilip kakılmaları, mahkeme giriş-çıkışlarında devletimizin kast ettiği Maskara Pisliklere itilip kaktırılmaları icap edenler kimler? Bir yazıdan 21 yılla, poster asmaktan, dergi basmaktan, terörist örgüt üyeliğinden yargılanmaları icap edenler kimler?
Onlar 301'den, 288'den, 318'den yargılananlar. TAYAD'lılar! DTP'liler! Terörist- bunlar. Diyelim PolisKafa Faltaylı DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu'yu 'vatan haini' ilan edebiliyor köşelemesinde. Vatan hainliğinden yargılanmasını talep edebiliyor!
Ne demiş Aydoğdu? "Türkiye, Kerkük'e girerse karşısında bizi bulur" demiş.
Valla Türkiye Kerkük'e girerse karşısında beni DE bulur. Ne işi var Türkiye'nin Kerkük'te el âlemin sınırlarının içinde? Bu Kerkük Yarası'nı kaşıyanlar, olmayan/bize ait olmayan/bizimle alakası olmayan bir yeri, önce bir yara haline getirip sonra kaşıyıp kaşıyıp büyütenler, sonra sivrisineklerin hücumuna açıp yarayı, mikrop kapmasını sağlamaya çalışanlar-
'Terörist' hakikaten, harbiden, sahiden bizleriz, bir nevi, polise 'Biz terörist miyiz?' diye böğüren lümpenlerin ve basıncılığımızda konuşlanmış lümpen zihinkârların nezdinde. Milliyetçi Muğlak 301 Çiçek'in zihninde.
Henüz geçen hafta Abdullah Gül, EU Obzerver'e '301 birkaç hafta içinde değişiyor' demiş iken, Gül'ü zor durumda bırakmaktan da özel bir zevk aldığını tahayyül ettiğim Münasebetsiz Çiçek Efendi çıkıp kaygısızca "301 tartışmasında aydınların ne kadar iki yüzlü ve omurgasız olduğunu gördüm" diyor. Diyebiliyor.
301'den dava açılması kararı niye O'na (Adalet Bakanı'na) bırakılsınmış da, sıkıntıya girsinmiş? TCK 159'6an yargılanmaya başlandığında Hrant Dink davalanmasına izin veren bizzat kendisi oysa! Dink yazdığı yazı inatla tersinden yorumlanıp da 6 ay yemeseydi, Yürüyen Hedef Tahtası haline getirilmeseydi, şu an yaşıyor olacaktı.
Katil 301 ise (ki, öyle) 301'in bu enn ateşli savunucusu Yanardöner Çiçek Efendi (omurga? Çiçek'in eksik organlarını saydırtmayın bana!) pek sıkıntıya girdi mi? İstifası istendi mi? 'Yettin gayrı' yapıldı mı kendisine? Yooo! Taş gibi yerinde!
Bakın eli daha da arttırarak, dilini pabuçlaştırarak konuşuyor dakonuşuyor. Biraz daha üstüne gidilse 'Terörist miyiz ulan!' diyecektir. (İçinden diyordur.)
Terörist biziz, anlaşılan. Hakiki hukuk devleti, tutarlılık, demokrasi, ifade özgürlüğü dedikçe; her nevi beter muameleyi hak edenler, 301'den 6 ay verilmiş birinin, dünyanın en temiz meleğinin kaldırımlara kapaklanmış bedeninin acısının üstesinden gelemeyenler- bunlar işte polislerin kötü muamelesini (icabında korumamasını/kollamamasını) hak edenler!
Saydırıcı lümpenler/büyyük genel ağbiler/genel borazan Çiçek'e itiraz ederken zımni ya da açık bir 'şeyler' kast ediyorlar.
Adlı adınca anlayalım.
Ona göre davranalım. Davranılıyor da zaten.