Büyük Kıbrıs Tıkaçı

Akşam haberlerde izliyorum. (Mütekait Cemile Hanım'ın Hatıratı) Recep Tayyip Erdoğan çıkmış: "Kıbrıs'ta adil, kalıcı, sağlıklı bir çözüm bulmaktır asıl vatanseverlik...

Akşam haberlerde izliyorum. (Mütekait Cemile Hanım'ın Hatıratı) Recep Tayyip Erdoğan çıkmış: "Kıbrıs'ta adil, kalıcı, sağlıklı bir çözüm bulmaktır asıl vatanseverlik... Bugüne kadar şahin politikaları izledik de ne oldu? Netice alabildik mi? Netice yoksa istediğin kadar şahin ol, ne olacak? Daima söylüyoruz: Siyaset çözüm üretmektir. Biz bardağın boş değil, dolu tarafını konuşuyoruz," diyor.
Oh Allah'ıma şükürler olsun! Adam gibi konuşan, söylediklerinden muradı anlaşılan, eğriye eğri doğruya doğru diyebilen, üstelik kangrenleşmiş Kıbrıs mevzumuzu çözmeye niyetli biri! En nihayet, ennn nihayet!
Düşünün ki yetenek fukarası Marmarisli Ressam çıkıp (alias: Dünyanın En Şirin Bulunan Eski Diktatörü), "Biz zaten sonra veririz diye,
fazla toprak almıştık. Sanırım 1982'ydi, sormuştum sayın Denktaş'a" (bir diktatör olarak bu kez, sormakta) "Toprak mı, anayasal
güvenceler mi demiştim. Topraktan feragat etmiş, yüzde 29 artı demiştik," diyor.
Böyle aralarında tatlı tatlı konuşmuşlar meşhuuur Kıbrıs Bataklığı'nı. Tabii her bataklığın olduğu gibi, bu bataklığın da mebzul miktarda sivrisineği var.
O çamurlu sularda besleniyorlar.
Kurutursan sen şimdi bataklığı, orayı hakikaten barışın ve demokrasinin soluk alıp verdiği bir yeşil ada haline getirirsen; ne olacak o zaman onca bataklığına müptela sivrisineğin hali?
Tabii Kıb-rısss dendiği anda o omnipotent isim beliriyor ekranımıza: Sayın Denktaş! Sayın Denktaş!
Sayın Denktaş iki zıt fotoğrafıyla canlanıyor ismi geçer geçmez gözümün önünde: Birinci fotoğrafta, tüm ekonomik damarları onlarca yıldır koparılmış Kıbrıs'ın yegâne gelir kaynağı olan o süfli kumarhane-otellerin gazinoları.
O gazinoları şereflendirmiş bulunan zımbır zımbır Türk zanaatçıları: Mehmet Zırtapoz Erbil'ler, Seda Harbilikten Sayan'lar, Muazzez Sıkıntıyaratan Ersoy'lar filan.
Bu büyyük sanatçılar sahnede dolgulanma ve sulu bamyalıklarını icra ederken; ağzı kulaklarına fiyonglanmış vaziyette mutlaka onları en ön masalardan izleyen, illa da elindeki makinesiyle yüzlerce fotoğraflarını çekip bu müthiş sanatlama anlarını ölümsüzleştiren Sn. Denktaş!
Bu fotoğraflardaki Sn. Denktaş ne denli mültefit, yumuş yumuş, süte banılmış peksimet gibiyse; her nevi müzakerenin öncesinde ve sonrasındaki
Sn. Denktaş da o denli nemrut, uzlaşmaz, kararlı ve körü körüne inatçı.
Sn. Denktaş tüm politik kariyerini onlarca, onlarca yıldır Kıbrıs'ta çözümsüzlük üretmek üstüne inşa etmiş vaziyette. En kanunsuz bankaların ve süfli kumarhane gazinoların kendi vatandaşlarının işsizlikten inlediği yavru vatanı olmak, bilmiyorum Sn. Denktaş ve ailesine nasıl maddi ve manevi kazançlar sağlamaktadır?
Bunu hakikaten bilmiyorum ve akıl, izan ölçüleri içerisinde Sn. Denktaş'ın habire ördüğü çözümsüzlük politikalarının hiçbir açıklamasını da getiremiyorum.
Ama Büyük Kıbrıs Tıkaçı Sn. Denktaş'ın anlaşılan, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri'nde de, başka derinliklerde de: 'Aman Kıbrıs çözülmesin, aman Kıbrıs çözülürse AB'ye girmemiz kuvvetle muhtemel hale gelmesin, aman mevcut 'status quo' değişmesin, aman gücümüzün halısı ayağımızın altından çekilmesin' diye yüreciği pır pır eden, bırakınız pır pırı/mır mırı, bunu bir ölüm kalım meselesi kabul ederek inanılmaz bir mücadele yürüten bir Tıkanıklıklar Bizim Öz İktidarımızdır Çetesi var.
Denktaş gücünü bunlardan alıyor, bunlar Denktaş'tan. Yıllardır Türk usulü politikacılarımız çıkıp da: "Yetti artık. Çözelim bu meseleyi. Hem şu müflis halimizle Kıbrıs'a kaynak aktarmaktan kurtulalım. Hem de her nevi politik ve ekonomik ilişkimizi dumura uğratan şu ipoteği üstümüzden kaldıralım" demiyor. Diyemiyor.
Neden korkuyor? Derse vatan haini ilan edilmekten. 'Şehitlerimizin kanıyla kazanılan her santimetrekare' -cart curt.
Bak işte Emekli Diktatör dahi pazarlık hesaplarında kullanılabilsin diye 74'te fazla, fazla toprak aldığımızı söylüyor.
Alla'sen, o topraklar ne bizlerin, ne Kıbrıslıların ne işine yarıyor?
Turizm desen yok, üretim yok, o yok, bu yok. Şimdi gidip Anadolu'nun muhtelif yerlerinden ithal edilmiş öz Anadolu faşistlerine değil de, hakiki Kıbrıslılara sorsan hepsinin ama hepsinin söyleyeceği tek şey var: "Kıbrıs meselesi çözülsün. Avrupa Birliği'ne üye; Rumlarla Türklerin bir arada yaşadığı, müreffeh, demokratik ve barış içinde beraber, mutlu bir Kıbrıs'a kavuşulsun."
Kıbrıs'taki ağır işsizlik ve tıkanıklık yüzünden hakiki Kıbrıslılar oraya buraya göç etmiş, bir yerde buna mecbur bırakılmış vaziyette.
Oraya transplantasyonu yapılan derinn Anadoluluların oy depoluğuyla Sn. Denktaş bugüne dek Büyük Tıkaç rolünü kimselere kaptırmamış olabilir.
Ama ne hakiki Kıbrıs'ın çözümsüzlüğüne iman ederek yüzlerce sorunumuzu felç etmeye/ettirmeye zırnık kadar niyeti yok artık!