Çakaralmaz ağbiler köşe başında

Köşe Bekçiliği'nin şöyle bi saçmalığı var: Öbür Köşe Bekçileri'ne de bakıyosun ister istemez.</br>Tarıyorsun yazılarını okumasan da.

Köşe Bekçiliği'nin şöyle bi saçmalığı var: Öbür Köşe Bekçileri'ne de bakıyosun ister istemez.
Tarıyorsun yazılarını okumasan da.
Öyle bi nevi hızlandırılmış tarayıcı gibi.
Ki, ben tembel cinsinden 1 köşe sahibiyim. Minimum gazete alıyorum ki kafam karışmasın ve en mühimi vakit kaybı olmasın.
Harbiden Vakit Kaybı durumları var: Diyelim haftalardır 'Cumhurbaşkanı
Erdoğan olacak mı?' yazmayan köşeciyi döveceklermiş gibi 1 hal zuhur etti.
Tamamen 'keyfi bilir' bi durum var oysa.
Ne kadar esip üfürse de, sonunda 'rasyonel' olanı yani aslında oportünizminin gerektirdiğini yapıyor Tayyip bey. Onun için
de gerer gerer aynen suratımıza şaklatır (lastik benzetmesi) mevzuu diyordum ki-
Galiba Makamların En Makamı'na çıkmadan edemeyecek. Yani pragmatistlik de 1 yere kadar. 'Serde Kasımpaşalılık, önünde serhat, yukarda Arşı Âlem, Allah'ü Tal'a.' (Bu lafları Tayyip Erdoğan dublajıyla duy, ey yolcu!)
Oysa Rizeli köylü ne ceviz, pardon veciz söylemiş. Çankaya bir dinlenme yeridir, bir spa'dır/kaplıcadır/ören alanıdır. Öyle olmalıdır.
Sezer orayı 1 Veto Kalesi'ne ve hatta Kanaltürk Gecesi'ne çevirmiş olabilir. Ama madem başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi dahi söz konusu değil BU topraklarda, madem cumhurbaşkanının KİM olacağı konusunda
söz sahibi olamıyoruz, zaten memlekette barajdı/parti içi diktatörlüktü/şuydu buydu esaslı 1 temsil sorunu(muz) var; o zaman
pek tabii ki bir Kızak Yeri, Prestij Sarayı olmalı cumhurbaşkanlığı makamı.
Yani Rize'den gelen sinyaller (dıt.dıt.dıt.dıt.) hem 'muhterislik baldan tatlı/horondan hareketlidir' sinyalleri; 'Cumhurbaşkanı da olurum, o makamı re/re/reaktive de ederim' demiş oluyor Erdoğan.
Yazdık mı bizde yazmadan durunulunamayan cumhurbaşkanlığı yazısı? Ama beni etkileyenler 'sosyaldemokratlar' arasında 'kaliteli' kabul edilen köşeciler kat'i surette değiller.
Onlara zaten Halk arasında 'Üstüne Ölü Toprağı Serpilmiş Köşeciler' ya da 'Tavşan Çıktısı: Ne Kokar Ne Bulaşır Ekolü' deniliyor. Bu halk'ın tabii ağzı torba değil ki büzesin.
Asıl 1 de Özzz Halk Tipi Köşeciler söz konusu ki- Hastasıyım onların.
Onlara 'Şıpın İşi Ağbiler' de diyebiliriz. Diyelim normal bi makalede, cümlede dizdirebileceğiniz sayıda karakteri bunlar koca bir köşeye (yağ lekesi misali) yaymaya muvaffak oluyorlar. Büyük harfler/bir laf ya da bir kelimeden oluşan cümleler/kumdan kaleler/sokup kaçmalar/üstü kapalı altı açık geçirmeler/beyhude heyheylenmeler/kabartma tozu/delikanlılık tuzu, kisvesi/tuzu kuruluğun (esasında) zirvesi.
MİSAL
Şimdi soruyorlar.
SIKAR MI?
SIKAR. HEM DE NE BİÇİM.
O biçim.
Medya kuzusu germezse, in Bayrampaşa'ya, Dudullu'ya, Yukarı Ayrancı'ya in de gör vatandaşın halini.
BAŞ BAKAN. Bak bakalım başına.
NEREYE KADAR?
Biz kimleri gördük. Yürrüüü.
DELİ DUMRUL MU?
Deli Dumrul! Alnımıza kazınmış.
Rögar kapağını unutan ayı!
O küçük kız kucağımdaydı, ben ağladım.
O babanın gözünün yaşında, ben vardım.
İşsizlik sayılarını gördün mü?
DÜRZÜ! Anca-
Bak tamamlamıyorum. Anlarsın.
Seni gidi akıllı tabanca.
Senin gibisine ormanda kokarca demezler ulan!
KOKARCA!
İşte böyle maksimum üç-dört dakikada kaleme alınacak bilgecanhalkdeyişlerini çırpıveriyorlar mı şıpın işi? Çırpıveriyorlar.
E, delikanlılığın/kodu mu oturtmanın/vurdun mu devirmenin minimalist reprezantasyonunu yapıyorlar mı?
Yapıyorlar. El çabukluğu marifet!
Bu çok değerli bi janr. Çok deliyürek, çok tavizsiz, çok iktidar aleyhtarı (üfürme tozu) kabul ediliyor mu? Ediliyor.
E, Sütçübayır'dan üniv. diploması olsa da, ya da Hilkent'ten; okuduğunu anlamayanlar, uzun okurken bunalanlar, aradıkları araşları bu yazılarda bulup diğer Silkent mezunlarına filan şakır şukurt mail'liyorlar mı bu ne
idüğü belirsiz fıkraları? Mail'liyorlar. Zaten ofiste zamanın tek ilacı internet.
Bu janrın tanrısı Rauf Tamer'dir. Sonra hani Bond çantalarla aracılığı ortaya çıkınca, ekranlarda görmüştük kekeme olduğunu.
Ben de "Aa, yazıdaki kırık dökük/kekemele üslup bundanmış!" olmuştum.
Ama geniş 1 sıkala: Bekir Coşkun gibi romontiksaldırgan ucundan Alaattin Çakıcı'nın kimyabozucu mısralarına kadar uzanıyor.
Bu janrın müritleri özzz meşrebine göre karıştırıyor. Yani 'Tamer meets Coşkun Modeli' mi olacak, 'Özdil meets Kılıç' mı kıvamlarının ne olacağına laikçi hezeyanlar, milliyetçi sayıklamalar dış mihrak paranoyası, kalemden akacak şühedaoğlu şüheda kanı; dök kavanozda çalkala, çalkala.
Ennn Türk tipi köşeci de budur arkadaşlar. Özümüzü inkâr etmeyelim! 15 saniyede okur, 5 saniyede cümle kafadaşlarına mail'lersin.
Uzun cümleleriyle seni bunaltanlara tebelleş olma.
GİT VATANDAŞ!
KITIR KITIR YAZAN AĞBİNE DOLAN.
Uzun cümle, karışık yapı lunaparkta bilmemneye binmişsin gibi.
NE ÖYLE?
Saydırırım enteline: Bir-iki.