Çok faal 1 kuş: Dişi Kuş

Biliyosunuz yuvayı Dişi Kuş yapar.</br>Sonra başka 1 Dişi Kuş gelip yuvayı yıkmaya kalkar. Ne diyelim ona? Yaban Kuş? Yıkıcı Kuş?

Biliyosunuz yuvayı Dişi Kuş yapar.
Sonra başka 1 Dişi Kuş gelip yuvayı yıkmaya kalkar. Ne diyelim ona? Yaban Kuş? Yıkıcı Kuş?
Yuvasını öldür Allah yıktırmayan cins yaygın kuşa Katır Kuş diyebiliriz rahatlıkla. Madem bu yuvayı yaptım, ne kadar yerin dibine batırsa da kocam, yıktırmam da yıktırmam vaziyetleri.
Katır Kuş her ne pahasına olursa olsun 1 yastığa yapışmak isterken, Koca Kuş başka yastıklara konu konuveriyor işte.
Ve fakat Katır Kuşlar'ın saçmaladıkları taraf her ne hikmetse, onlarla evlilik akdini gerçekleştiren kocaları değil de, illa da Yaban Kuşlar oluyorlar. Öbürleri de feryat figan "Ben Yuvayı Yıkan Kuş değilim!" yapıyorlar. (Deniz Uğur girmedi bu triplere hiç. Gönülden tebrik ederim.)
Şimdi magazin gündemimiz Tamer Karadağlı-Deniz Uğur, Hüsnü Şenlendirici-Deniz Seki'yle çalkalanıyor ya. Konuyu şenlendirmeden edemedim.
Arzu Karadağlı 1 Azim Kraliçesi olarak daha önceleri de mısralarıma vesile olmuştu bikaç kez. Tamer Karadağlı evlenmeden son gecesini eski sevgilisiyle geçirdi. Deniz Akkaya'yla Ankara'ya romontik 1 ziyaret gerçekleştirdi. Sonunda da kasetli/kayıtlı 2 profesyonelle basıldı.
Ve fakat 'Dublaj Prensesi' Arzu hanım, ne evlenmekten caydı, ne de böyle bir ortama çocuk getirmekten. E madem en gri günlerinde o adama sahanda yumurta filan pişirip gömleklerini Kosla Sıvılamıştı; adam meşhur olunca emeklerinin karşılığını (1 evlilikle) almalıydı.
Diyelim Yatırım Bankacılığı böyle 1 inattır/azimdir/borsa düştüğünde malları elden çıkarmayıp yeni yükselişleri bekleme halidir. Ayrıca 'delice' âşıktır kocasına, hadi herrr şeyi sineye çektik diyelim. 'Maladie D'amour'dur. Elinde değildir.
Peki, Deniz Uğur'la çok vahim bi aşk yaşadığı pek bariz kocasından boşanıp boşanmayacağı sorulduğunda, "Babasına çok aşık bir kızım var" demek de neyin nesidir?
Dokuz aylık kızınız Arzu Dirayet hanım inanın, babasını çok seven bi çocuk olarak büyüyebilir AYRI EVLERDE. Babası başka bir kadınla birlikte yaşayacak olsa da/yaşıyor olsa da eğer siz Dolduruş Prensesi olmayı kafanıza koymayıp çocuğu bu olabilir bi şeymiş gibi (anne babanın ayrı olma hali yani) sizin babasına saygınız ve sevginiz birlikte yaşamanızın fevkindeymiş gibi yaparsanız, harbiden böyle hissederseniz yani 'gibi yapmaktan' ziyade, BU evliliği, BU koşullarda yürütmekten çok daha hayırlı olur minik kızınız için ayrılmanız.
Ama Katır Kuşlar'ın sarsıntıda olan sözleşmeleri çimentolamak için çocuk sahibi olu oluvermelerine de akıl sır erdiremiyorum; sonra çocukları bir tehdit ve şantaj malzemesine çevirmelerine de. Çocuk senin çocuğun, onun mutluluğu/huzuru senin esas mutluluğun, huzurun be kadın!
Hüsnü Şenlendirici'nin karısı çıkıp "Bergama'ya baba evime dönüyorum. Bu ne ilk ihanet ne de son! Yalancı herif. Yettin gari!"leyince pek rahatlamış, sevinmiştim Kadınlık Âlemi adına-
Bak işte yapışmıyor 'kocasına'; bu işi bi kariyer, bi inatlaşma, poker masasına indirgemiyor, kendinin de birey, müstakil (onuru/gururu/hayatı/kişiliği olan) bir insan olduğunu düşünüp özünü koruyup kollayarak çekip gitmeyi biliyor, derken-
'Piano çaldı erken' sayın tavernacılar! Çarkçarkçark!
Katır Kuşlar zaten bi oraya konuyorlar, bi buraya: Yeter ki adam gitmesin. Akit bitmesin.
Gitsin be! N'olacak?
N'apıcan bu kıvamda 1 adamla? Hayat boyu diş mi bileyeceksin gacır gucur? Aşınacak dişlerin, sinirlerin. Değer mi?
Nazire Şenlendirici (nazire yaparcasına) "Deniz avucunu yalar. Şu an yanımda uyuyor Hüsnü!" demeçleriyle 'çetin ceviz' olduğunu kanıtlayıverdi derken.
Allahtan Ece Gürsel'i sattığı gibi; o güzelim kadını, şahane şarkılarına icabında ölüp bittiğimiz Deniz Seki'yi yabancılamadı Şenlendirici. İyi kötü/karınca kararınca/az biraz mütereddit/ama yakasından paçasından akıyor Seki'ye aşkı, Romanca kıvırtarak da olsa; olaya sahip çıktı.
Demek donları çekmecede istediği gibi diziliyor olsa da/ mücveri ve menemeni tam alıştığı gibi pişiyor olsa da çocuk yaşta evlendiği karısından vazgeçebilecek kadar kafayı gözü dağıtmış vaziyetteydi. Samimiydi.
Âşıktı âşık! Aynı şey uzaktan çok şahane bi kadın olduğunu (dizilerden/yaşadıklarından/laflarından) düşündüğüm Deniz Uğur'a aşkının yanıbaşında durmaktan gayri, elinden hiç bi şey gelmeyeceğini anlamış ve karısına "Allah rızası için beni boşa!" demiş bulunan (satır aralarında) Tamer Karadağlı için de söz konusu.
Aşk kazansın kardeşim! Bana ne evlilik akitlerinden- Çocukların zararsız ziyansız atlatması tamamen tarafların elindedir ve yüzde yüz mümkünat dahilindedir.
Katır Kuşlar'a: başroldeki adam dışında hayatın çok da mümkün (ve gönendirici) olduğunu hatırlatarak ve her nevi kaybın sinsi güzelliğini- Steely Dan'den 2 satırla bitiriyorum:
"They got a name for the winners in the world I want a name when I lose."