Derviş'in tercihi

Parmaklarımı üst üste bindirmiş, soluğumu tutmuş bekliyordum. Açıkçası ben Derviş'in CHP'ye geçmesini istiyordum ve bunun böyle olacağını umuyordum.

Parmaklarımı üst üste bindirmiş, soluğumu tutmuş bekliyordum. Açıkçası ben Derviş'in CHP'ye geçmesini istiyordum ve bunun böyle olacağını umuyordum.
Bir kere kararını alması uzadıkça, CHP tercihi, benim indimde netleşti. Zira insanoğulları kendilerinden beklenilen/istenilen/umulan
kararları bir çırpıda alıyorlar. Tersine kararları; farklı kararları, kitlelerce çığlıklanan kararların dışındaki kararları ise çok daha zor ve uzun bir sürecin sonunda alıyorlar. Çok daha hakiki
bir tercih sürecinin.
Süre uzadıkça, Derviş'in aklının da -aynen benim yüzlerce kilometre uzaktan onun adına aklımın olduğu gibi- CHP'ye yattığına emin olmaya başladım.
Derviş, en doğru tercihi yaptı.
Şimdi bu giriş, gelişme vs. üzerine benim bir CHP taraftarı olduğumu asla ve kat'a düşünmeyiniz! Döverim sizi!
Ben yalnızca pragmatist bir köşeci olarak, mevcut tercihler üstüne görüşlerimi sizinle paylaşıyorum.
Bir kere ben Yeni Türkiye midir, Oluşum mudur nedir -işte o akşamdansabahaolgunlaşıma başından beri gıcık oluyorum.
DSP içinde madem bu kadar müşteki, bu denli parti içi demokrasi yanlısı ruhlar olarak acılar içinde kıvranmaktaydılar; adam gibi bir parti içi muhalefeti niye başlatmadılar, başlatamadılar?
Onların canı candı da, 9'larınki patlıcan mıydı? Patlıcan/kabak/karpuz meselesi değil mesele. Bülent Ecevit'in kendilerine ikram etmiş olduğu mevkilere bağımlıydılar.
Ne zaman ki Ecevit Gemisi iyiden iyiye su almaya başladı, kendilerini okyanusun serin sularına; yine kafalarda izzet/ikram/hayaller/hayaller ve altlarında Kemal Derviş salının olduğunu varsayarak, bırakıverdiler.
Peki kimdi bu adamlar? Söyledikleri neydi? Yeni bir çift kelamları mevcut muydu? Bize alışılageldik temcit pilavlarının dışında ne sunmayı planlıyorlardı?Oportünist bir hizip hareketi değillerse
-altlarından Kemal Derviş'i çektiğiniz anda- neydiler; kimdiler? (Bayar'la birleşmeleri, ANAP'lılar, Özal'ın Hasret Kaldığımız Ruhu safsatalarına hiç girmiyorum.)Mesela bu soruyu İngilizce sormadan edemiyorum:
WHO İS HÜSAMETTİN ÖZKAN?
Sesini duymuşluğunuz var mı? Siyasette
nasıl bir siyaset düşünmektedir? Ayakoyunları, gerekince tehdit/gözdağı, gerekince diplomasi/çaykahve/abileme vs. vs. Alışık olduğumuz, bööööğh demiş olduğumuz politikacı tipinin ağababası.
Gölgelerin Prensi. Zamanında disko dans şampiyonuymuş, şimdi en yakınlarının düğününde dahi ayağa kalkmıyor. Bu ne kendini gizleme azmidir ve her şeyden mühimi kendini neden gizlemektedir? Kimden gizlemektedir? Niçin? Ne demektir? Ne, ne, neeee?
WHO İS İSMAİL CEM?
Tamam hoş bir prezansı var. Yorgo'yla iyi geçiniyor. Ama Kıbrıs konusundaki kanaatlerini olsun, zaman zaman AB konusunda yaptığı konuşmaları olsun, son derece ortalığın sağında bulduğumu söylemek zorundayım.
Who's İstemihan Talay? Kültür Bakanlığı'na doyamamıştık da, başımızda daha başka icraatlarının olması için duacı mıydık?
Bütün bu klasik kadro ve Cem'in hani
Müzikli İskemleler oyununda misali, Derviş Hazine'yle, ortalığı döküp saçmadan kendini Amerika'lardan getiren Ecevit'in kalbini tam anlamıyla kırmadan istifayla vs. meşgulken pattadan oturuverdiği başkanlık koltuğu.
Türk Halkı, İsmail Cem'in başkanlığına pek bir hasret kalmıştı da; biz mi duymamıştık? Who is Deniz Baykal? deyişinizi duyar gibiyim. Parti içi hizip hareketleriyle tüketilmiş bir yaşam, o ne dediği anlaşılmaz 'solumsu' terminolojiyle topaçlanan muradı anlaşılamayan laf dizelemeleri.
Ben ey okur, Baykalcı değilim, ömrümde de olmadım. CHP'li de öyle.
Ama orda taş gibi bir teşkilat var, onca yılın ismi var, çatısı var, geleneği var. Ortanın solu birleşecekse -ki birleşsin tabii ki, bu delikli bohça görüntülerinden içimize fenalıklar geldi- evet buyursunlar aynen Derviş'in isabetli düşündüğü gibi, babadan kalma olanda, hakiki olanda birleşsinler.
Benim oyumun gideceği yer belli.
Ben sağcı değilim. Benim oyum HADEP'e. HADEP'in barajı aşıp da, Meclisimizde gürül gürül temsil edildiği bir Türkiye, hakiki bir demokrasiye kavuşmuş bir Türkiye'dir.
Ben AKP ve HADEP'siz bir demokrasi düşünemiyorum. Düşünmek dahi istemiyorum. Onların mevcut demokratik sistemimiz içindeki varlığı, birer tehdit değil, bu demokrasinin tıkırtıkır işleyeceğinin birer garantisidir.
Önümüzdeki günlerde sinirlerinizi bozmaya devam edicem, HADEP de, HADEP diyicem.Ona göre.