Derya Tuna vuruldu

Sabah, bunca yıldır takip etmek zorunda bırakıldığım bu kadının, Derya Tuna'nın, acı içinde yerde kıvranırken çekilmiş fotoğrafıyla göz göze geliyorum.

Sabah, bunca yıldır takip etmek zorunda bırakıldığım bu kadının, Derya Tuna'nın, acı içinde yerde kıvranırken çekilmiş fotoğrafıyla göz göze geliyorum.
Ne Derya Tuna'dan, ne oyunundan, daha doğrusu bitmez tükenmez oyun planlarından, hiçbir zaman hazzetmedim. Yani yerde acı içinde kıvranan kadın; diyelim Uğur Kılıç gibi, duruşuyla, konuşmasıyla, deliliğiyle yüreğimi titretmiş bir kadın değil.
Ne olursa olsun oracıkta, sokakta, erkeklik kurşunlarıyla yaralanmış bir kadın, acılar içinde kıvranıyor ve 'Bırakmayın beni. Bırakmayın beni,' diye büyük bir çaresizliği haykırıyor.
Hürriyet'te hastaneden yapılan açıklamada, 'enfeksiyon olmazsa sakat kalma riskinin yüzde 5' olduğu yazıyor.
Alengirli bir kurşun sıkılmış Derya Tuna'ya: Mikroplu Kurşun. Bu kurşunu sıkan/sıktıran mikroplara kin ve öfke duymamamın imkânı yok.
Derya Tuna bir an önce iyileşsin ve asla, asla sakat kalmasın istiyorum. Erkeklik kurşunlarıyla aldığı yarayı hayat boyu taşımasın. Bu kadar.
Bu hafta en fazla iki magazin programına bakmışımdır; ama o görüntüleri o denli çok getirdiler ki ekrana, gözümün önünde canlanmamalarının imkânı yok.
Derya Tuna, Şamdan dergisinin gecesinde üstünde o rüküşlükötesi feci elbise sahneye çıkmış, Gülben Ergen'in 'Boşu Boşuna' mıdır, o şarkısını terennüm ediyor. Bir kere çok zorla/çok isteksiz/hani içinde bir yerleri ite kaka söylüyor şarkısını Derya Tuna.
Elini kolunu nereye koyacağını bilemiyor. Bir 'İntikam Kurulu Bebeği.' Öylesine zorlanıyor ve seyredenleri zorluyor ki, seyirciler bir dayanışma ruhuna filan giriyor olsalar gerek, 'Bi daha! Bi daha!' diye tezahürat yapıyorlar.
Sahnede mutlak surette eğreti ve ayrık ve rahatsız duran bu kadın, boynunu cendereleyen o koca siyah gül müdür nedir onun üstünden şarkısına yeniden giriyor. 'Boşuna boşuna/Boşu boşuna!'
Mesele biliyorsunuz bir İNAT meselesi.
Bu kadınlar; bu tarz soğan imparatorlarına hayatları boyunca/hayatları pahasına yazılan kadınlar; giderek, onlarla geçirdikleri yıllar boyunca, onlara benziyor, onların dillerinden konuşuyor, onlar gibi oturup kalkıyor, tuhaf bir şekilde 'mafyalaşıyorlar.'
Bir lokantada Derya Tuna ve Takım Arkadaşları'na rastlayan bir arkadaşım, uzun uzun Derya Tuna'nın ceketinin nasıl omzuna atılı olduğunu, nasıl takımıyla oturup kalktığını, nasıl da mafiozo ve erkeksi bir sakat iktidarın görüntüsünü kuşandığını anlatmıştı bana.
Hayatının 18 yılını İbrahim Tatlıses'e ve onunla büyük bir saplantıyla oynadığı 'verdimaldımbenseniyendim' oyununa adamıştı Derya Tuna.
İbrahim Tatlıses'le oyunlarının sonsuza dek süreceğine, onun kendinden iyi bir oyun arkadaşını, asla ve kat'a bulamayacağına, yani kimselerin
İbo'yu 'kesmeyeceğine' inancı tamken- devreye Yeni Kadın girdi. Yeni Kadın da, yeni kadındı hani. Derya Tuna kadar cevval, ateşli, korkusuz ve en fenası oyuna hazır, dayanıklıydı.
Asena, İbrahim Tatlıses'i feci şekilde, Derya Tuna'dan beri hiçbir kadının beceremediği şekilde oyalamaya başladı.
İmparatorluktaki yerinden ve öneminden son derece emin olan İmparatoriçe, ne zamanki bir benzin istasyonunda Asena'yı döven Tatlıses görüntüleri ekranlara yansıdı; resti çekti. Bu kadarı fazlaydı! Demek İmp.
bu kadına ortalık yerde pata küte girişecek kadar tutkuyla bağlıydı!
Sonra bir sürü olay, bir sürü densizlik (Tatlıses'in hayatının özeti) yaşandı. Hiçbirinde Asena açık vermedi. Tüm bu zırvalık sınavlarından çakmadı.
Tatlıses'in Almanya'daki tecavüz iddiaları gündeme geldiğinde ikisi de dişi kaplanlar gibi, mağdur bir hemcinslerine karşı, erkeklerinin yanlarındaki bekçi yerlerini alıverdiler.
Asena'nın yenilmezliği, tüm 'diğer' kadınlara ve en önemlisi kendine karşı yenilmezliği ve paslanmaz çelik sinirleri Derya Tuna'yı acayip gerdi.
Madem Yeni Kadın dansözdü, tüm o sahne kıyafetleriyle İmparator onu kabul, dahası başının tacı ediyordu, o da son bir İntikam Ateşi gösterisiyle dikkatleri üstüne çekebilirdi.
Şarkıyı ne kadar, ne kadar zorla söylüyordu!
Derya Tuna'ya yapılan iğrenç saldırıyı da, tüm o isimsiz kadınlara yapılan iğrenç saldırıları da nefretle kınıyorum. Bunun 'erkeklik' telakki edilmesini de. Böylesi bir 'erkeklikten' sıyrıldığımız bir dünyada yaşamak istiyorum. Kadınıyla, erkeğiyle hepimizin bu çirkinliğe paye vermediğimiz bir dünyada.