Dink Cinayeti'nin Karekökü

Pazartesi günü Hrant Dink'i öldürenlerin duruşması var; oraya gidemeyecek kadar hastayım hâlâ. Ama bu yazıyı yazamayacak kadar değil!

Pazartesi günü Hrant Dink'i öldürenlerin duruşması var; oraya gidemeyecek kadar hastayım hâlâ. Ama bu yazıyı yazamayacak kadar değil!
Hrant Dink'in (anlaşılan) Devlet'in bütün makamlarınca BİLE BİLE ölmeye gönderilmesinde, en temelde iki hadise var.
Hadi sil baştan bu iki temel unsura bakalım. Zira cinayetin karekökü, onlar.
301'den yargılanan diğer aydınlarımızın aksine Hrant Dink mahkûm edildi ve Yargıtay da bu cezayı onayladı, bildiğimiz üzre.
İşte Dink'in yurt çapında 'tanınan' 1 Nefret Objesi haline getirilmesi; 301'inci meşhuuur Türklüğü Aşağılama Maddesi, Dink'in mahkemelerinin Bir Takım Sirk Kalabalıkları tarafından basılmış olması ve en son
olarak da ultra demokrat/aydınına/onun fikir özgürlüğüne arka çıkmaya kararlı AK Parti Hükümeti'nin tercihen 301'e SAHİP ÇIKMASI ve Yargıtay'ın Dink'in mahkûmiyetini ONAYLAMASI sayesindedir.
Mahkemelerimizi basarak en çirkininden olaylar çıkarmak, her birimizi ait olduğumuz toplumda Yürüyen Birer Hedef haline getirmek üzere Derin Devlet Kasting Ajansı tarafından toparlanmış bulunan, tüm o aktör ve aktrisler içerdeler şu sıralar (Ümraniye Soruşturması/Danıştay Baskını nedeniyle) ya da muhtelif deliklerde gizlenmekteler, ne kadar süreliğine- bilemiyoruz..
Bildiğimiz: NOKTA dergisinin kapanmasına neden olan 3 haber vardı: Andıç, Darbeci Günlükleri ve de Sivil Toplum Örgütü (olduklarını varsaymamız istenen kimi tuhaf oluşumların) Genelkurmay'la yakın alakası!
TÜM O MAHKEMELER Halkın/Sivil Toplumların içgüdüsüyle, doğal örgütlenmesiyle filan değil; kuvvetle muhtemelen planlı programlı bir şekilde, Derin Devlet'in DERİN PLANLAMALARIYLA BASILMIŞ, 301 numaralı nereye çeksen gider 'Türklüğü (yalnız Türkler'e has bir kavram) Aşağılamak' maddesi aracılığıyla birtakım kişiler, en başta da ERMENİ DİNK bir numaralı hedef, durduk yerde Halkının Düşmanı haline getirilmiştir.
Dink'e İTHAF EDİLEN YORUMUYLA o meşhur mahkûm ettirici cümle: "Türk'ten boşalacak pis kanı Ermenistan'dan gelecek temiz kan dolduracaktır" şeklindeydi değil mi? BÖYLE YORUMLANDI; tam tersine DE yorumlanabilecekken.
Los Angeles'ta, Vancouver'da yaşayan 1 Ermeni sallasa BÖYLE bir cümleyi, anlarım hadi. İstanbul'da Bakırköy'deki dairesinde ailesiyle yaşayan/ismi cismi/adresi BELLİ OLAN, dahası (belki de lüzumsuz miktarlarda) kalbi Türkiye Sevgisi'yle dolu olan, burda bir cemaat gazetesi çıkartan, Ermenilerle Türkler arasındaki ve artık fuzuli düşmanlığın sona ermesinden/erdirilmesinden başka bir utkusu olmayan bir adam, Bir Garip Hrant Dink 'sallayacak' ISRARLA BÖYLE YORUMLANAN BU CÜMLEYİ; öyle mi?
Güldürmeyin beni!
Tabii ki TERSİNDEN YORUMLANDI O CÜMLE, ki Hrant Dink Düşmanlığı alsın başını yürüsün! Yani Hrant Dink'in öldürülmesinde mahkûmiyet kararını alan savcı ve yargıçtan, o kararı onaylayan Yargıtay'a, o maddeyi başımıza (çıkmadan yapılan tüm uyarılara rağmen) saran AK Parti Hükümeti'nden, daha sonra maddenin hedef götericiliğine cansiperane sahip çıkarak, AK Parti'yi
(belki de olmak istediğinden DE) milliyetçi/fikir özgürlüğüne/aydınına sahip çıkmayan ve hatta düşman bir çizgiye itekleyen CHP DE birer katkı maddesi olarak, SORUMLULUK SAHİBİDİR. MUTLAKA.
Şimdi her geçen hafta, her yeni ay, bazen de her Allah'ın günü öğreniyoruz ki: polisinden, jandarmasına, jandarma istihbaratından, ille de polis istihbaratına, vali yardımcılarından MİT görevlilerine Dink'in planlanmakta olan ('Plan yapmayın plan') cinayetinden satır satır haberi olmayan, nerdeyse HİÇBİR DEVLET MERCİİ YOKMUŞ! HEPSİ DE neyin, nerde, ne zaman olacağını, hangi çulsuz çocuklar tarafından, ne şekilde yapılacağını (son Erhan Tuncel-Muhittin Zenit telefon konuşmasında kelime kelime dinlediğimiz üzre) sular seller gibi biliyormuş!
McDonald's Bomba Ekibi'nin; birinin (Yasin Hayal) dosyasının Yargıtay'da bekletilmesini/şahsın ise erken salıverilmesini örgütleyerek, diğerinin (Erhan Tuncel) BOMBAYI İMAL EDEN ŞAHIS olduğu halde polis istihbaratçısı YAPILARAK hem böylesi ciddi bir suçtan 'sıyırmasını', hem de 'planlayabilecekleri' DİĞER İŞLERİN (diyelim: Dink'i öldürmek!!) OLABİLMESİNİ TEMİN ETTİRMEK Türkiye Cumhuriyeti Polisi'nin büyük başarısı değil ise, nedir lütfen söyler misiniz?
Öylesine beğenilen/takdir edilen bir 'doku' söz konusu ki burada: işte eski Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek, bugün Ankara'da, yurdun kalbinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı'na terfi etmiş vaziyette! Erhan Tuncel'le o kan dondurucu konuşmaları 'gerçekleştiren' polis memuru Muhittin Zenit de öyle. Amirinin yanı başında: Ankara'ya, İstihbarat'a tayin edilmiş vaziyette.
Mükâfatlandırmak/en azından cezalandırmamak üzre bu DOKU'yu Trabzon Valiliği İl İdare Kurulu hiçbir polis memuru hakkında soruşturma izni vermedi. Zira: İçişleri Müfettişleri POLİSLERİ OLAYDA KUSURSUZ buldu.
Bu, işin POLİS istihbarat ayağı. Yasin Hayal'in halasının eşi Coşkun İğci'nin Jandarma istihbaratı tarafından görevlendirildiğini biliyoruz. Çay Ocağı Yapımcıları'nın (Ogün Samast'la tüm o poster pozlarını çektirenlerin) jandarma ve polis el ele/hatıra peşinde olduğunu da.
Yani hiç KAST ETMEDİĞİ yönlere (hatta kast ettiğinin TAM TERSİNE) sözleri çekilen Ermeni bir adam var: Hrant Dink.
Onun PLANLI PROGRAMLI bir şekilde hedef haline getirilmesi, sonra da devletin muhtelif birimlerinin BİLGİSİ DAHİLİNDE katlettirilmesi-
Bir de işin diğer kısmı var: Hani 2 MİT'çinin, Vali Yardımcısı'nın odasına çağırtıp Dink'i uyarması kısmı.
O kısımla devam edeceğiz.
O konu da mühim, çok mühim zira.