Diplomasi Mühendisleri

Esasında herrr şey Üstad Leonard Cohen'in "Savaş olduğunu söyleyenlerle savaş olmadığını söyleyenler arasında savaş var" mısraına, indirilebilir.

Esasında herrr şey Üstad Leonard Cohen'in "Savaş olduğunu söyleyenlerle savaş olmadığını söyleyenler arasında savaş var" mısraına, indirilebilir.
Bu lafını da, muhtelif farklı çeviri kombinasyonlarıyla 6-7 kez yazmışımdır köşelerimde.
Ama çok ele avuca gelir bir laf.
"If it ain't broke; don't fix it!" gibi. (Bozuk değilse/kırılmadıysa: ELLEŞME!)
Bu lafı benim sprey boyayla ruhumun duvarlarına dualamam gerekiyor esasında. Zira benim hayatım (daha da iyiye/hakikiye /düzgüne götürebilmek ulvi amacıyla) ESASINDA işleyen şeyleri, bozmak ve kırmak'tan ibaret. (Şahsi: oldu!)
Ve fakat Üstad Cohen'in ceviz lafında vecizlediği hakikatimize döner isek: tamamen Bir Kibarlık Rüzgârına kapılarak attım başlığı. Zira ben ONLARA 'Diplomasi Mühendisleri' filan değil, alenen 'Tavşan Bokları' demek istiyorum. (Diyorum da için dışın.)
NE KOKAR NE BULAŞIRLAR.
Artık bu denli taraf tutmamız gereken, taraf olmamız gereken BU GÜNLERDE DE ÖYLE.
Özellikle de BU GÜNLERDE- öyle.
Şu gastelerde kaynayan köşe yazarlarına bakar mısınız?
Günün 'önemini' belirten yuvarlak laflar. İpe sapa gelmez ve fakat her yol'a yarar yorumlar. 'Beşiğini tıngır mıngır sallar iken.' Üslubu: vazgeçemedikleri. Farikaladıkları.
Bunun adı da 'seviye' oluyor.
'Nesnellik' oluyor. 'Akademisyenlik' oluyor. 'Sağ' oluyor. 'Duyu'su eksik kalıyor.
Bilmiyorum, habire, Bu Günler'de BİLE hiçbir şey yazmamanın adı NE OLUYOR?
Onlara sorarsanız, bulurlar bir ad söylerler.
Bir de tabii Tavşan Bokları'nın alt kategorisi olarak Şifrelerle Yaşayanlar var.
Çok önemli, can alıcı mı yıkıcı, sekiz-dokuz şiddetinde 1 şeyler söyleyecek. Bunları da işte şifrelerle söylüyor ki; anlayan anlasın! (Ama bu arada Ağbi'nin de başı belaya girmesin. Mahkemelenmesin filan.)
O ipindirik şifreleme/Morslamayı yaparken dahi korkak, mütereddit. Halk arasında: 'tedbirli'.
Şifre işinde DAHİ: Karşımızda Şifrenin Şifresinin Şifresi!
Bir de rahat mı içi/dışı: E, herrr şeyi yazdı. Kodu mu oturttu. Kahve falı tadında!
Sonra Kompozisyon Ödevciler var ki; bunlara, okuduğu en son kitap 'Çocuk Kalbi' olan Halkımız ziyadesiyle düşkündür.
Yeminle, ama yeminle, bunların ennn derin kompozisyonlamasının çok daha âlâsını ortaokul ikide filan, hocalarıma kompozisyon diye verirdim ben. Ya da orta birde. Yarım saatte.
Yani bu kadar mı 'sığ' olunur? Bu kadar mı en sahtekârından dolgusalcılığa bağlanır? Vıyvıylanır? Keman? Ut? Tambur?
'İlkel Bir Zihnin İzdüşümleri': anladık da, yaza yaza yaz filan geliyor. Bunca yıldır yazıyorsun zırıl zırıl. Bir nebze menzilini arttır arkadaş. Daralmaz mısın?
Hiç mi sıkılmazsın kendinden?
Hayır! Sıkılmadıkları gibi tatilden de koşa koşa döner "Sizi çok özledim. Siz de beni özlediniz. Değil mi ama? Değil mi, değil mi??" diye name çekerler. (Sensiz saadet neymiş/Tatmadım bilemem ki- hadisesi.)
Yeminlen (ben de bugün yemine bağladım sinirden) bunların yüzde seksen beşini kapının önüne koysan; okur aramaz. Fark etmez bile. Harbiden: gittiklerini dahi fark etmez.
Şimdi mesela Unfuckingkickable kategorisinden, Hatırlı Torpilliler alt grubundan iki-üç Ultra Denyo/Ultra Fuzuli kovuldu/kovulabildi en nihayet TMSF gücüyle diye, 'Hanimiş benim basın özgürlüğüm' ayağına da ancak, bu En Nihayet Kurtulunanlar'la aynı seviyede olanlar yatacaktır. Yatar. Lar.
Zira Seviye Kardeşliği olur bunlar arasında. Zaviye Beraberliği.
2-3 adetinin (geçici bir müddet) Türk Medyalamasından askıya alınması, onlarla aynı cehalet/ delalet/satılmışlık ve fakat ilişkitacirliğiyle 'post'u kapatmışlarda bir panik, iki panik atak dolayısıyla da özdeşşleşmeden gelen yalancı dolma bir dayanışma hislenmesine vesile olur. 5 dakkalığına.
Zira bunların ahhlayıp vahlaması, bu kadar süre alır. 3 yaş altı çocuklar gibi aynı.
Ve fakat ortalık zaten zembille köşeci! Bir bakıyorsun özellikle bu hassas mı cesaret (DE) gerektiren günlerde: Tamamen yoğurt tarifleri!
Üstelik de gündemleyerek: Kuzey Irak'a girmekten/girmemekten, söz söylemekten/söylememekten, taraf olmaktan/olmamaktan bahseder GİBİ yaparak karınca kararınca, sürekli böyle CACIK TARİFLERİ.
Bakın Tavşan Boku 1 kategori adı olarak rahatsız ettiyse/ediyorsa sizi, ağzıbozukluğum 1 'rencide' nedeniyse, o zaman hemen sizi kazanmak için, zira benim tek derdim müşteri kazanmak, habire kazanmak- Hemen: Karınca Kararınca Kategorisi'yle değiştirebilirim, o (mel'un) ismi.
Karınca kadar çalışkan ve azimli, köşelerine/pozisyonlarına manyaklar gibi bağlılar.
Ve hep KARARINCALAR hakikaten de. Ölçülüler, biçililer. Aman aman! Bozulmasın aralar ve de başları kimselerle belaya girmesin.
Kararıncalar alabildiğine! Kararlı.
İçimizi karartıncaya kadar müteredditlikleri/ölçülülükleri/korkaklıkları/ürkeklikleriyle- Kararıncalar. Kararıncalar.