Espritüel ev temizliği

Geçenlerde evimizin Spiritüel Temizliği yapıldı ya!</br>Ya/ma demenin de âlemi yok, esasında. Yalnızca Feng-Shui'ye uygun ayna baktığımı çıtlatmıştım Nişantaşı sokaklarında.

Geçenlerde evimizin Spiritüel Temizliği yapıldı ya!
Ya/ma demenin de âlemi yok, esasında. Yalnızca Feng-Shui'ye uygun ayna baktığımı çıtlatmıştım Nişantaşı sokaklarında.
Hakikati tamamıyla Okur'a yansıtmanın âlemi yok. Esasında basith bir Feng-Shui'lemeyle yetinecek tiplerden olmadığımı pek tabii ki bilir Çetinceviz Okur. (Bu da böle 1 okur çeşidi. Sonbaharda görülen.)
Ama gerçekleri (tamamını yani/ambalajlanmamış halini) bakkalımızdan da saklarım/taksi durağındakilerden de/pastanedekilerden de/postacımızdan da. Özellikle postacımızdan saklamam son derece kolay oluyor; zira bizim Küçük Şirin Manyak köpeğimiz bacağını kapıp pantolonunun paçasını yırttığından beri, mektupları dehlizlerimizin önüne fırlattığı gibi koşarak kaçıyor adamcağız.
Kapı çalmak filan gibi 'Bak postacı geliyor' medeniyet seviyesinden tamamen feragat etti. Ödediğim tüm maddi ve manevi tazminatlar fayda etmedi. Bize güveni kalmamış (köpeciğimiz yine paçasından kapar diye) bir postacıdan söz ediyoruz burada!
Evet sırlarımızı onunla paylaşmamak kolay oluyor böylece. Ama bu güvensiz ortamın, beni ne kadar üzdüğünü tahmin edersiniz Empati Dokur. Pasifloraya vursam kendimi zarif bir evsahibesi olarak, yeridir yani.
Hakikati söylemedim; zira 1 Evin Spiritüel Temizliğini yapmak her babayiğidin harcı değil. Ehil Ellere düşeceksiniz; gelinecek, saatlerce temizlenecek ev ruhsal olarak. Acayip yoğun bir güç söz konusu.
Bunu Türkiye'de KAÇ kişi gerçekleştirebilir? Hem böylesi yetenekli kişiler pek tabii ki aşırı meşgul oluyorlar. Muayenehanesine en yakın randevuyu 3 ay sonra alabileceğiniz birinden söz ediyorum! (İyice esrarengizleştim. Birazdan ahududu likörü ikram edicem.)
Tamam ben karizmatik şahsiyetimle ön sıralara fırladığım yetmiyormuş gibi, Evin Ruhsal Sağaltımını dahi yaptırmış olabilirim Serhat'a. Ama ümitler de yükselmemeli cümle âlem arasında. Onun için de gizli tutmaya çalıştığım BU SIR; maalesef Altan'ın kulağına ulaştı. (Ben bas bas bağırdığım için olsa gerek telefonda.)
Hiç 1 şeyden geri kalmayacak! 'Esas benim evim tepeden tırnağa ruhsal temizlenmeli!' diye tutturdu. (Tek kelimeyle: çocukruhlu.)
Ben kendi Karizma Torpilimi devreye sokacaktım, ama biliyorsunuz, bu şahıs da Karizma ve hatta Die Karakter gibi bir kadın kahraman. (Bilmiyosanız da karışık kalsın; bu yazının kaderi öyle.)
Pazar günü ben de refakatçi olarak koştum Altan'a. Bir de şöyle sinsi umut taşıyorum: 'Şu şu parçalar evinin ruhsal ortamına uymuyor'
dediği anda Serhat; ben kapacağım object d'art'ları havada. Ufak 1 Magirüs de bekletiyorum yani kapıda.
Ve fakat bizim spiritüel ihtiyaçlarımız kadar sohbet yaylalarındaki maharetimiz de malum! Hatta İkili olarak seneye Kuala Lumpur'da gerçekleştirilecek Sohbet Olimpiyatları'nda yurdumuzu temsil etmeye hak kazandığımızı da, yine şahsi/küçük başarılarımla gündeminizi meşgul etmemek için çıtlatmamıştım Ey Dirayetcan Dokur! (Allahtan top ayağıma geldi de, duyurup rahatlayabildim.)
Bi sohbet koyulttuk şarküteri ürünlerinin de yardımıyla ki! Domuz/momuz demedik, tüketiyoruz.
Sonra Serhat kalktı gitti; aradan (yani Altan'ın evine varmamın üstünden) beş-beş buçuk saat ve bir şişe (çok affedersiniz) viski'den sonra- (Spiritüel arınma ertesi sabaha havale edildi. Ayrıca.)
Biz gülüp eğleniyorduk sohbetimizin deryasında ki- Telefonum çaldı ve Kızım: "Anne çok acıktım, birkaç çeşit Magnum dondurma getirir misin?" dedi.
Şimdi bu öyküden çıkan neticeyi kestirebiliyorum (1 paranoyak olarak): "Pazar günü spiritüel ayaklara arkadaşına damlayıp viski içiyor, içiyor, içiyor. Evde çocuk aç, manyak köpek perişan vs. vs.
Hayır! Bu son derece istisnai bi program olduğu için kaleme alınıyor. Ve mütemadiyen politika/eleştiri yazamayacağı için bu insankızı.
'All politics and no play
Makes Jane a dull dull girl'
sözünü biliyorsunuz, tabii ki.
Ben hemen vınnnladım Altan'dan. Lucca'nın önünden gururla geçtim. Migros'a
yollanan bir annenin aşırı mühimsenmekten gelen vazifeşinas-
Neyse ne! Sonra, benim alışveriş stilim öyle: hani 1 yarışma vardı: dehlizler arasında koşup 10 dakikada ne kapabilirsen kapıyorsun.
Böylece bir on dakika daha sonra Kızım, İnegöl köfte yiyor, Köpeğimiz kemik kırtlatıyor, ben ise her iyi ev hanımının, arkadaşının evinin spiritüel temizliğinden, Magnum'un en beğenilen çeşitlerini almaya kadar uzanan komplike 1 konçertoyu (once again) bestelemiş olan, O Basith ve Fakat Gururlu Ev Kadınının iç sağaltısıyla tıngır mıngır Buzda Dans'ın başlamasını, bekliyordum.
Hani, Asena'nın Küçük Kibritçi Kız ayağına yatarak/boynunu bükerek filan (bu İbrahim Tatlıses arkasında hakikaten yalnızca emosyonel harabeler bırakıyor) hüngür şakırt ağlayarak/Polemiğe Girmeyen Sessiz Göbekçi iddialarında (bu arada herrr hafta polemiğini taştan çıkarıyor) birinci olmaya muvaffak olduğu program-dı.
Sabır sizinle olsun!
(Özellikle BU yazıyı okur iken.)
Develer tellal; pireler de berber.