Gürültü mafyası sallıyor

Bir aydır kızımla 'köydeydik.'</br>Yeni döndük, ben de mevzuya şimdi eğiliyorum.</br>Zira bu yaz gürültüye (yani Havana'ya) karşı acıklı mücadelemi sürdürmemeye, sinirlerimi bozup kendimi üzmemeye karar verdim.

Bir aydır kızımla 'köydeydik.'
Yeni döndük, ben de mevzuya şimdi eğiliyorum.
Zira bu yaz gürültüye (yani Havana'ya) karşı acıklı mücadelemi sürdürmemeye, sinirlerimi bozup kendimi üzmemeye karar verdim. Biz ordayken medyamızda çıkan gürültü münazarasına dahi, sinirlerimi müdafaa nedeniyle katılmadım.
Böyle de çıkarcı zamanlarım olabiliyor ey okur!
Zamanında Şamdan Sa'nın gürültü trafiğine karşı kıran kırana mücadele vermiş olan, Oktay Ekşi bile yazısını uğraşmayın, kaybedersiniz diye bitiriyordu.
Bizim köye köy demek hazin aslında. Zira orası artık Göl Türkbükü Belediyesi'nin zavallı bir parçası. Eski Gölköy, yeni Havanaköy. Türkbükü bir baştan öbür başa dallama barlar/oteller/lokantalarla işgal altında epey zamandır. Ama bizim köy için milat, muhteşem işletme Havana'nın açılış tarihi.
Havana müziğini öyle böyle köklemiyor. Gecenin on ikisinde, birinde-ansızın haşin bir Kenan Doğulu'yla mesela yatağınızdan zıplatılıyorsunuz. Ve saat ikiye, üçe kadar gürültüden sallanıyor eviniz, ruhunuz, içiniz filan. Ama Allah için geçen sene dörtte kapatıyorlardı; bu sene iki sularında eziyet seanslarını çoğunlukla sonladılar. (Yiğidi öldür, saatini yanlış söyleme.)
Ben sinir içinde yataktan fırlayıp ara jandarmayı, ertesi gün ara kaymakamlığı, komutanlığı, yazılar yaz, yazıları faksla-hakikaten Don Kişot misali bu Gürültü Değirmeni'yle didiştim durdum.
Jandarma ölçüm yapmaya gittiğinde, her nasılsa radarlarıyla filan haber alıp kısıyorlar MIŞ müziği, böylece düşük değerler çıkıyorMUŞ-şuymuş buymuş. Sonuç olarak başvurabileceğiniz hakiki bir merci yok. Bunu görüyorsunuz. Ve büyük köşe insanı Hıncal Uluç'un yazısında sitayişle bahsettiği Kaymakam Bey'in olsun, belediye başkanlarının olsun, onun olsun bunun olsun PRO GÜRÜLTÜ yani gürültü yanlısı olduğunu ve sizi kaale almamak, yalnızca geçiştirmek istediklerini.
Türkiye'de yetkili ve etkililerin hep PARA'nın yanındaki haksız yerlerini almaları ve sivil olanı, müşteki olanı görmezden gelmek istemeleri; inciticidir. Umutsuzluk yaratır ve sürekli pekiştirir. Umutsuzluğunuzu, mutsuzluğunuzu yani.
Ben artık Havana'yı Allah'a havale ettim. Sabahlara kadar gürültüyü tevekülle çekeceğim; ama onlar biraz kurallı/saygılı olmak zorunda kalsınlar diye kendimi perişan edemeyeceğim.
Tabii büyük tantana, Arsız Erbillerin ZırtapozBar'ı yüzünden çıktı. Zira dünya devi Ertegün taşınıyordu!
Yıllardır akrabalarını kayırmak dışında bir icraatına şahit olamadığımız Uyuyan Çevre Bakanımız, bunun üzerine prensin öpücüğü yanağına konmuşcasına uyandı ve Çevre Birimleri tarzı daha önce ismini ve cismini duymadığımız, hayırlı çalışanlar/gürültü avcıları yaratıklandıracağını müjdeledi.
Sezen Aksu'nun o şahane şarkısında dediği gibi:
Sen yine beni ağırla
Ara sıra annene de uğra
It's too late
Too too late
Hıncal Uluç tabii yıllardır Ters Köşeler'den sıçrayarak geçimini temin ediyor. Atıldı ortalıklara: "Bodrum dünyanın gürültü, pardon, eğlence çöplüğü, pardon, Mekke'si olmalıdır" diye. Ahmet Ertegün için de: "Anadolu'da bir laf vardır, bugüne kadar yaralı parmağa işememiştir" dedi ki, benim kuşak kuşak İstanbullu anne tarafımda çok sık kullanılır ve taparım bu lafa. Kıs kıs kıs gülmeden edemedim açıkçası.
Adam, Süreyya Ayhan'dan Fatih Terim'e,
Şenol Güneş'ten gürültü kirliliğine, köpek itlafından, Galatasaray Yönetimi'ne hep TERS KÖŞE. HEP sol kroşe.
Londra'da bir lokantada garsonlar içkisine tükürüyorlar, (kendisi reddetti); Karadenizli uşaklar kebap yerken tokatlıyor, ayağına kurşunlar saydırıldı. Biz tabii bu menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz, kendisi bir tat bir dokudur, dansın sultanları, Nez'in jüri başı, gevrek kahkahaların nasıl da hakiki olabilemeyeceğinin canlı bir kanıtıdır. Köşesine bakmadan/delirmeden/köpürmeden/gülmeden geçmenin pek de imkân ve ihtimali yoktur. Bir oluşumdur yani. Varoluş biçemidir.
Uzun girişin kısası, ben şimdi öyle bir öneri getiricem ki vadilerin tepesinden, bu öneriye akıl edip de şeyttiremediği için Sn. Uluç bile narlar gibi kızaracak.
Diyorum ki Gürültü Mafyası bastırsın paraları, 20 yıldır, 25 yıldır bizim olan bu evleri, yüzlerce yıldır köylülerin olan bu toprakları istimlak etsin. Adı da bu olayın: Eğlence İstimlakı olsun. Bütün oraları eğlencelemece yerlerine çevirsinler toptan. Ama bizim kafalarımızı düzmeden, sinirlerimizi tel tel germeden yaptıkları işten bu kadar zevk alırlar mı, ondan emin değilim. Zira burası 'Kuralsızlıktan Boşalanların Ülkesi.'