Hayat, tesadüflerle ilerler

Yakın zamanda ilan etmiştim: Ennn beğendiğim köşe yazarları Gülben Ergen ve Ertuğrul Özkök.</br>Evvelsi gün aklımdan geçtiydi: &quot;Devvvv 1 gazeteyi yönettiği halde...

Yakın zamanda ilan etmiştim: Ennn beğendiğim köşe yazarları Gülben Ergen ve Ertuğrul Özkök.
Evvelsi gün aklımdan geçtiydi: "Devvvv 1 gazeteyi yönettiği halde, Allah'ın herrr günü bizi o muh-te-şem yazılarından mahrum etmeyen Özkök'e karşı(n) Gülben Ergen niye son sıralarda seyreltti yazılarını?"
Biliyorsunuz Gülben Ergen başına konan her fiyong/uç uç böceği/kelebek/siklamen /Beyaz Kürt/milföy/göbekbağı/jelatin- çeşit çeşit güzellikler tahayyül edin işte. Herhalde, başına başkaları gibi boynuz/kulak konacak hali yok Şeker Kız Candy'nin! Habire böyle pozitiflikler/gami gami şekerlikler/ doğallıklar/ içten dualar.
İşte tüm bu güzelliklerini İnternet Sitesi'nden halkıyla paylaşan ve magazincilerimizin tatlı gayretkeşlikleşiyle, o güzelim kompozisyonları bizlere ulaştırılan Ergen, en son "Atlas Bebeğin Göbekbağı Anıtkabir'de" sonnn derece yanlış anlaşılmasının akabinde gündeme sıçramış (yani Ahmet Hakan'ı telefonla aramış), sonra da kalbimizi burkacak bir tarzda (beş-on gündür) sırlara kadem basmıştı.
Daha önce de 'psychic' olduğumu belirtmiştim. Her neyse boş iki-üç ayım vardı, gidip Rusya'daki Telepatileme Enstitüsü'nden hızlandırılmış derece almıştım. Ama mevzu benim bitmek bilmez başarılarım değil; 2 rol modelimin izdüşümleri...
Büyyük Gazeteyi açayım ki pazartesipazartesi ne göreyim? O içli
kalem, Gülben Ergen telepatilediğim üzre karşımda! O özgün noktalama işaretleriyle filan naklediyorum:
(Çok rica ederim mahrum kalmayın.)
"Sabah ezanları düşüyor üzerime. Geceler gündüz... Kışı ben mi bahar yaptım. Bizim buralarda kuşlar hep muhabbette. Yaşama dair biriktirdiklerim bende depolanmakta an be an. Ne benim kelime dağarcığım, ne dinlediğim aşk şarkıları, ne okuduğum şiirler, hepsi yetersiz, hepsi eksik kalıyor duygularıma. O kokunun tarifi, benzeri yok ki..."
Hiroşima'nın bombalanması emrini verdiğimden beri (işte 1 Rol Modelim Özkök duyarlılığı) böyle samimi dışavurumlarda gözyaşlarıma hâkim olamıyorum, biliyorsunuz.
Allahım bu nasıl bebeğinin 40'ını çıkartmış bir annenin has duygularının en samimi ifadelendirilmesidir, nedir, nedir- diye dur durak bilmiyorum.
Sabahları gittiğim kahvehanedeyim. Gözyaşlarım şıpır şıpır çayımı soğutuyor. Muslukları kapatamıyorum.
Bir yandan da mantığımla ketlemeye çalışıyorum içimde kopan emosyonel fırtınaları. Nikâh memuru "Evlenmeyi kabul ediyor musunuz?" diye sorduğunda "Mustafa Erdoğan'la evlenmeye hangi kadın hayır der ki?" (ben bi kaç yüz bin öyle kadın tanıyorum gerçi) aşırı natürel cevabını bulmuş bir oyuncu/şarkıcı/köşeci'den daha azını mı bekliyorsun? diye kendimi dizginlemeye çalışıyorum.
Eve döndüm. Baktım hiç tanımadığım bir adresten bir mail! (Evet, ben de primitifçe de olsa bilgisıyar kullanmaya başladım.)
O MELUN MAİL'de NELER mi YAZIYOR? (Özkök olsaydı birinci sayfadan böyle duyurttururdu yazısını. Bitmeyen bir 'suspense' unsuruyla. 'Teaser' edasıyla.)
Arka sayfada! Yok yani altta:
"Perihan Abla,
Biz bir grup neşeli, eğlenceye düşkün satanist-anarşistiz.
Geçen gün Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni'nin harbi acayip bi yazısını okuduk.
Bakkal gaz şeker tuzu ona sarıp vermiş.
Adam acayip 1 panik ataktan söz ediyo. Yok bu asansöre biniyo. Asansöre ondan önce binmiş birileri çalışanları sanırsak fena kokutmuşlar asansörü. Bu da üç buçuk
atıyo. Yaaa şimdi biri biner de ben kokuyorum sanırsa diye. Böle ağır daralıyo. Panik atak dalgası.
Biz diyoruz ki bikaç tane osuruk otu torbası ter zartzurt kokusu alıp yanımıza (zaten biz de kokuyoruz ne biçim) Hürriyet binasına gelelim. Sen bizi içeri sok Perihan abla.
Ama öyle bi gün ayarlayalım, öyle bi durum ağı kuralım ki yani- İşte biz en üst katlardan binip osurukları kokuları ortaya serip bombalarının bi-iki kat sonra asansörden inip merdivenlerden kaçalım.
Şekil: bizden sonra bu panikadam binsin. Ama Büyük Patron gelmiş de, o da çabucak asansöre binip aşağı inip onu karşılayacakmış da. Öyle bi Büyükpanik. Bunları sen ayarlıyosun ama.
O adam işte biniyo bizim Kokualtı ettiğimiz asansöre, inemiyo da. En alt katta Hoş gelmişsiniz Patron bey yapması lazım çünkü. Acelesi var. Girişte kapılar bi açılıyo o acayip kokan asansör patronun karşısında bu böyle nal gibi kalıyo kokarak kokaraktan.
İyi mi?
Perihan abla sen bu tezgâhta binaya girmemizden, tam isabet günde/dakkada girmemize kadar bize yardımcı olmazsan yanlız-
Bu plan da yatar iki seksen.
Ne diyosun? Var mısın?"
Kendilerine satanist-anarşist komik çocuklar kisvesi vermeye çalışan bu zındıklara verdiğim/hatta şaklattığım cevabın okkasını en iyi sen tahayyül edersin ey okur!
Rol modelime oyun ha! Benden işbirliği beklemek ha! Benim samimi hayranlık hislerimi kıçından anlayıp onlara yardım ve yatakçılık yapacağımı sanmak ha!
Bekle dur. Hayat 1 sudur.