Haydi NAFTA'ya girelim!

Avrupa Birliği ile yatıp, Avrupa Birliği ile kalkıyoruz. Ne cevval çıktı AKP iktidarı: Avrupa'nın kapısına bi dayandılar ki, bu kadar olur.

Avrupa Birliği ile yatıp, Avrupa Birliği ile kalkıyoruz. Ne cevval çıktı AKP iktidarı: Avrupa'nın kapısına bi dayandılar ki, bu kadar olur.
Bir kere Süper Kasımpaşalı Recep Tayyip beyin vücut diline, sonra da harbiden harbiden dayılanma diline bakın.
Helal olsun. Ne yalan söyleyeyim; çok takdir ediyorum. Takdir ediyorum, zira özdeşleşiyorum. Ben de dayansaydım Avrupa Birliği'nin kapısına, öyle hanım evladı Mesut Yılmaz gibi olsun, içi geçmiş kavun kıvamında Bülent Ecevit gibi olsun, sütlaçlar prensi İsmail Cem gibi olsun -hani tüm o PROTOKOL İNSANLARI- lafı uzatıp dolayıp dolandırıp. Keser atardım aynı Tayyip Erdoğan gibi: "Amma uzattınız ha,"ya getirirdim. "Bi çakarsak bi de yer çakar. Kıbrıs Mıbrıs'ı çözeriz be hepsini, yapın ortaya bi
delikanlılık da, açın su kapılarınızı."
Evet. Recep Tayyip'in dayılanmaları az biraz soğuk duş etkisi de yaratmışmışmış Baronlar Kulübü'nde. Ama bugüne kadar lafı eveleyip gevelemelerimiz, tüm o diplomatik nezaketler, efendilikler, çalının çırpının arkasına gizlenmeler- Bir hayrını gördük mü?
Şimdi işte Oğul Bush'u da devreye sokup beher Avrupalı lideri ikişer ikişer aratarak, tam da iş takipçisi Türklerin pek de alışık olduğu Metazori Mehmet Efendi tavrında, hakkımız olanı, yani 78'lerde sayın Ecevit sayesinde elimizin tersiyle ittiğimiz üyeliği istiyoruz.
Hele Recep Tayyip'in "Avrupa Birliği'ne almazlarsa NAFTA'ya gireriz," sözü, Türk'ün NE olduğunu lamı cimine anlatmak için bire birdir, cuk oturmaktadır; bu kadar olurdur bir yerde yani.
Kuzey Atlantik Serbest Ticaret Birliği diye açıklandırtabileceğimiz NAFTA zira; ABD, Kanada ve Meksika'dan oluşuyor.
Şimdi oralar nire, Türkiye niiiire(ngi)? değil mi?
Olsun. Türk şizofrendir!
Türk ısrarcıdır!
Türk sınır tanımaz!
Türk nevi şahsına münhasırdır!
Ve şimdiki durumumuzu göz önüne alırsak, kulağımın dibinde çocukluğumun
İGS jingle'i çalınıyor:
Boyum uzun, boyum kısa/Biraz göbek, biraz ense/Giydiremiyor beni KİMSE/ Haydi NAF-TA'ya GİDELİM! şeklinde.
Elbet bizi de bir giydiren bulunur. Garip kuşun yuvasını Bush yapar- diye düşünmüş olmalı Sn. Erdoğan.
Yok efendim Reuters ajansı şööle bir yorumda bulunmuş:
"Diyelim ki bir kulübe gireceksiniz. İşe önce o kulübün üyelerine hakaret ederek başlar mısınız?" EVET BEYİM! Tam da öyle. Valla da billa da ben, aynen, bilen bilir, eş dost şahidimdir, işe önce o kulübün üyelerine hakaret ederek başlarım.
Onun için Reuters ajansı, anlamayabilir.
Ben anlıyorum!
Woody Allen'ın (ya da Max Kardeşler'den birinin dediği gibi), "Beni üyeliğine kabul edecek hiçbir kulübün üyesi olmak istemem."
Ancak beni üyeliğine kabul etmek istemeyen bir kulübe zorla üye olmaya çalışırım ve de işe, aynen, o kulübün üyelerine hakaret ederek başlarım.
Bu nedenle Reuters ajansı anlamayabilir. Avrupai muhallebiler anlamayabilir. Ama BÖYLE OLUR AĞALARIN DÜĞÜMÜ, pardon DÜĞÜNÜ, pardon, KULÜP ÜYELİĞİ.
En nihayet benim dürüstlük, nobranlık, harbilik direktomanlık oranımda bir politikacı işş başına geldi de, aynen yapmak istediklerimin yapılıyor olduğunu görebildim.
Ayrıca kuzular, kuzucuklar; bu yalnız benim hissiyatım da değil. Benim gibi milyonlarca Türk 'OHH BE!' oldu. İnanın. 'OHH BEEE!'
Reuters devam etmiş (anlayışsız hıyarellalar!), "İkincisi, o kulübe üye olmayan başka birisini (ABD Başkanı Bush) sizin üye olabilmeniz için baskı yapmaya teşvik eder misiniz? Artı, sizi davet etmemiş olan (Allahtan: ve de uzak yakın hiçbir alakanız bulunmayan demiyorlar, burada) bir başka kulübe (NAFTA! NAFTA!) girme tehdidinde bulunur musunuz?"
Bulunuruz yavrum evladım!
Biz bu naçar topraklarda yıllardır ennn basit(h) işlerimizi gördürebilmek için dahi, ne topaçlar çevirmiş, kimleri kimleri araya sokarak ancak bi şeyleri halletmeye alışmışız; idmanlanmışız, imanlanmışız, sen ne
anlarsın lan bi kere be?
Bizim durumumuz budur ve de aynen böööle yaparız. Türkiye, daha önce de ifade etmiştik; ilk kez böylesine samimi ve kendi kendi
olaraktan temsil ediliyor dış diyarlarda. Hem kendimizi buluyoruz, rahat nefes alıyoruz; bir de iftihar olayı içindeyiz, ayıptır söylemesi.