İadeli taahhütlü

Memleketimizin sayılı Oedipus Complex (Odipus Karmaşası) vakalarından M. Ali Erbil bey, üniversite öğrencisi zevcelerinden en nihayet boşanma kararı almışlar.

Memleketimizin sayılı Oedipus Complex (Odipus Karmaşası) vakalarından M. Ali Erbil bey, üniversite öğrencisi zevcelerinden en nihayet boşanma kararı almışlar.
Bu kararı tek başına Mehmet Ali bey alıyorlar, Sedef Erbil yalnızca saçlarını yıkama ve bakımından sorumlu görünüyor, o öyle köşeceğizinde bekledi de bekledi. İnanılmaz bir edilgenlik içinde Mehmet Ali Erbil'in muhtelif vesilelerle kendini habire aşağılamasını sineye çekti.
Ne için?
'Yuvasını' kurtarmak için tabii ki. Büyük bir Hülya Avşar değeri.
Hep istedi, bekledi ki, Eğlence İmparatorluğu'nun En Mühim Hükümdarı ona dönsün. Birbirlerine kavuşsunlar hatta. Zira M. Ali bey aylar ve aylardır meşhur menajerinin evinde yaşamaktaydı.
Arada telefon konuşmaları ve yazın bir Avrupa seyahatiyle kızcaaazı idare etti. Şimdi anlıyoruz ki, o aylar da hiç kolay geçmemiş. Mehmet Ali bey vicdanıyla didişmiş durmuş.
"Altı aydır vicdanımla savaşıyorum.
Hem kendim, hem de onun için üzülüyorum. Ama artık BU şekilde gitmeyeceğini anladım. Daha fazla birbirimizi üzmemizin anlamı yoktu."
Kızcaaazın onu kat'i surette üzdüğünü, üzebilecek bir nebze imkân dahi bulabildiğini zannetmiyorum ben. Hastalığının başından beri onu üç-beş kilometre uzağında tuttu Merbil. Ama burda onun da hakkını kıtır kıtır yemeyelim. Zira bir pasif agresif insan tipi vardır ki, bunlar hiçbir şey yapmayarak, evet tam hiçbir şeye müdahil olmayarak, hiçbir konuda fikir belirtmeyerek, tepki vermeyerek, köşelerinde öyle yapışkan bir ısrarla bekleyerek, bekleyerek insanı zıvanadan çıkarmaya muktedirdirler.
Bizler dahi medya vasıtasıyla, geçirdiği vahim rahatsızlık üzerine Mehmet Ali beyin Sedef Erbil'i nasıl uğursuz telakki ettiğini, Amerika'ya
tedaviye eski eşi ve büyük kızıyla gittiğini, eşinin doğum gününde bir salon insanı şaklabanladıktan sonra odasına kaçıp yorgun olduğu gerekçesiyle aşağı inmediğini vs. vs. takip edebiliyorsak; Sedef Erbil nelere nelere maruz kalmıştır, artık siz kestirin.
İçine atıldığı bir kazan suyun sıcaklığı ne denli artarsa artsın, uyum sağlayarak sudan sıçramayan bir kurbağa gibi -ki kurbağalar sonunda bu ağır ataletlerinin cezasını canlarıyla öderler- Sedef Erbil kımıldamadı da kımıldamadı yerinden. Ruhsal suların ısınma derecesi arttıkça, o bir nevi uyum sağlayarak vahim bir 'apathy' içinde bekledi de bekledi. İnatla.
Sonunda, bu denli bekleme kapasitesi yüksek bir Yeni Gelin Modelinin sabrı, Mehmet Ali beyi epeyce germiş ve çatlama sınırına dayamış olsa gerek ki, boşanma kararını o almak zorunda kaldı.
Kuşkusuz Sedef Erbil'in 'Ve dahi duralar' yapıp bu iç daraltıcı evlilikten tabanları yağlaması çok daha doğal olurdu. Şimdi Mehmet Ali bey, hiç insan eli değmemiş makinelerce paketlenmiş bir kutu bonbona kavuşmuş, sonra da paketten çıkanlardan acayip sıkılmış bir çocuğun sabırsızlığıyla, kutuyu bir yerlere iade etmek arzusu içinde.
Ancak Sedef Erbil'in başlı başına sosyopsikolojik vaka olan bir annesi bulunduğundan, epey zaman oyalanmak durumunda kaldı sanırım. Paketi geri yollayabileceği hiçbir merci bulamadı.
Şimdi paketi açtığı yerde, Ortaköy'deki '450 metrekarelik Seba-Millenium daireleri'nden birinde temelli terk edip kendisi başka bir yere tüyecek anlaşılan.
Bu Seba-Millenium evleri neyse artık çok çok mühim olmalılar. Zira boşanmayla ilgili her metinde en az üç-dört kez nakşediliyor. Habire Sedef Erbil'in okulu bitinceye kadar -Bilgi Üniversitesi'nin yılda 6 bin dolarlık taksitleri de 'cömertçe' ödenmeye devam ediliyor- Seba-Millenium evleri! Seba Millenium evleri!nde kalabileceği. (Allahım! bu ne irisinden bir lütuf!) altı çizile çizile belirtiliyor.
Kızcaaaza bağışlanacak şeylerin listesi de.
O hazin liste mutlaka bir kutu içinde veriliyor. Nerdeyse bir iaşe listesi! Oysa bu evliliği diyelim Amerika'da gerçekleştirmiş olsaydı, bu zengin şovmenin tüm servetinin üçte birini dahi rahatlıkla söküp alabilirdi Sedef Erbil. Öyle iki kıytırık daire, bir yazlıkla idare etmek, nerdeyse yapılan bağışlala yetinmek zorunda kalmazdı.
Ama ülkemizde işte mal paylaşımına başvuranların sayısı koca İstanbul'da 1778 çiftten ibaret. Boşanmalarda kadın kısmının, kocasının cömert gönlünden ARTIK NE KOPARSAYLA yetinmesi bekleniyor.
Bugünkü gazetelerde Sedef Erbil'in 'ayrıldıktan sonra özel yaşamına DİKKAT EDERSE, hayatının sonuna kadar Cömert Erbil'in HİMAYESİ ALTINDA olacağı' cümlemize muştulanıyor.
Tabii en hazini; bunca gelir adaletsizliğinin yaşandığı bir ülkede, nerdeyse burnunu oynatarak inanılmaz rakamlar kazanabilen bir şov insanının, kazandığı paraların hak edilmemişliğinin hazımsızlığıyla da olsa gerek, kafayı bu denli uğura/uğursuzluğa takmış olması.
Bir yerlerde bulunan el değmemiş/mısır püskülü saçlı/ifadesiz suratlı kız, uğursuz çıktı! Ünlü Şovmen, hastalandı! Şimdi eline üç-beş mal mülk tutuşturularak gönderilmesi lazım. En kırsalından bir ağanın kuma iade macerası. İki taraf için de nasıl hazin, ama değil mi?