Isınma hareketleri

Var elbet bizim de Özkan hakkında, İsmail Cem hakkında, Derviş hakkında kanaatlerimiz.</br>İlerde gelir zamanı, söyleriz sözümüzü.

Daha oylama devam ediyor.
Mühim bir gün Türkiye için yani. Orta Anadolu'nun Kurşun Tıkaçları'na rağmen,
çıkacak galiba Avrupa paketi. Ama bunları dizi dizi yazacaktır tüm köşelemeciler zaten. İnci inci okursunuz.
Var elbet bizim de Özkan hakkında, İsmail Cem hakkında, Derviş hakkında kanaatlerimiz. Ama aylardır bunları okuyorum HERRR köşede. Yazamayacağım yani şimdiden. İlerde gelir zamanı, söyleriz sözümüzü. Filan. Ben bugünkü (benim cumam) gazetelerde takıldığım bir-iki
tali alıntıyla oyalanacağım.
Rafet El Roman'ın biliyorsunuz yıllardır bizlere tefrikalandırdığı postmodern bir evliliği var. En son karısının kaybolması üzerine ('yalnız' telefonla görüşüyorlarmış) "Aile dramı yaşıyorum" diye ağlamaklı bir basınlama düzenlemiş. Son saç modeli nedeniyle hiçbir inandırıcılığı yok maalesef. Bizlerde bir his zerreciği dahi, yaratıklandıramıyor.
Hoş, bu modelden önce de o kasketler, pantolon askıları yüzünden yoktu inandırıcılığı. Ama sahici bir Almancı kıroluğu da her daim var; hakkını yemeyelim. Hani 15 gün mühlet verdi karısı. Marmaris'te Zeynep G.'yle yatmadığını ispatlasın diye. Emin kendinden oysa El Roman; Marmaris Emniyet Müdürü de şahidiymiş. Yatmadığını kanıtlayıp karısına kavuşacakmış, seviyormuş, ayrılmak istemiyormuş vs. vs.
Bense postmodern eş Tuba Altıntop'un zamanında kendisine yazıp, güzel el yazıcıya temize çektirtip çerçevelettirip armağan ettiği mektuba hayran oldum.
(Çerçevesiyle filan bu müthiş mektubu bize takdim eden Sabah'tan Mehmet Çalışkan'a burada teşekkürü borç bilirim.)
Şöyle yazmış seri ihanetçi kocacığına vakti zamanında Tuba hanım:

"Seninle ilk karşılaştığımızda başlayan aşkla birleştik. Seni ve beni büyüleyenin ne olduğumuzu tam anlamadan ciddileşen birlikteliğimiz karşılıklı özveri, saygı, sevgi ve anlayışla büyürken, bu mutluluk tohumunu verdiği an, Su El Nur ile buluştuk. Dünyaya daha ciddi bir gözle bakmamızı sağlayan güzel yavrumuz sayesinde birbirimize daha da kenetlendik. Uzun zaman geçmeden Şevval Nur'un ani ziyareti bizi şaşırttı. Bir o kadar da mutluluğa boğdu. Sen kusursuz bir baba, mükemmel bir eş, başarılı bir sanatçısın."

Demek uzayın sonsuzluğunda anlamlı hediyeleme olayı olarak böyle mektuplar kaleme alan, bu harikulade içten ve manalı metni muntazam el yazıcılara yazdırtan ve gümüş oymalı çerçevelere koydurtan varlıklar yaşamaktadır. Kımıl kımıl.
Bazı sorular:
1) Basınlama fotoğrafında gözlerinden yaş getirmeye çalıştığı ifade edilen El Roman
elinde iki kızının fotoğrafını gazetecilere, dolayısıyla biz KAMUOYU'na göstererek merhamet Mİ dilenmektedir?
2) Diyelim ona çok/çok/çok acıdık. Ki acıyamıyoruz. Son şarkısını hatırlayalım bir: "Bu gece çok şanslıyım/Hem kumarda hem aşkta" -Böyle bir bestekâra nasıl acınır? Diyelim. Peki Su El Nur ve Şevval Nur isimleriyle taçlandırılmış yavrularını annesine bırakarak kayıplara karışan (ama cep telefonuyla ulaşılan) Kırgın ve Kızgın eş bizim üzülmemizden, yani KAMOYU'nun vicdanından etkilenerek- SIKILDIM. Siz tamamlarsınız.
3) Tuhaflıklarıyla bizde iyiden iyiye tuhaflık aşındırması yaratmış bulunan El Roman, basınlama hadisesine çocuklarının fotoğrafının yanı sıra, gümüş çerçeve içindeki (muhtemelen evdeki postmodern büfenin üstünden) bu Kutsal Aile İçi Metni de mi getirmiştir? Nedendir? Bu müthiş mısralarla Tuba Altıntop İNSAF'a mı davet edilmektedir? Tarihsel olguların önemine mi?
4) Metinde CİDDİ kelimesi neden iki kez geçmektedir? El Roman'ın 'ciddiyet' problemi bu çekirdeğin çekirdeğini mi oluşurmaktadır?
5) Böyle mektuplar kaleme alabilen özenli eşler hangi gezegende yetiştirilmekte, bu güzel Türkçe onlara kimler tarafından kazandırılmaktadır?
6) El Roman söz konusu metinde 'kusursuz' bir baba, 'mükemmel' bir eş olarak tanımlanmasına karşılık yalnızca 'başarılı' bir sanatçı olarak nitelenmektedir. Tuba hanımın bu tutumluluğu kocasının sanatına, bizler kadar hürmet taşıyor olmasının bir yansıması değilse, NEDİR?
7) CNN Genel Müdürlüğü'nden bir üst mevkiye terfi ettirildiği muştulanan Nuri Çolakoğlu'nun hem Mehmet Ali Yalçındağ ve Ertuğrul Özkök'e bağlı olarak çalışması, hem de "Grup bünyesindeki gazete, dergi, televizyon ve radyoların içeriklerinin zenginleştirilip bunların SİNERJİ yaratacak bir biçimde koordinasyonunu sağlamakla görevli olması" beklenmektedir. (2 Ağustos 2002 Hürriyet, Milliyet)
Bu alıntıdaki SİNERJİ kelimesi yukardaki metindeki CİDDİYET kelimesi gibi anahtar sözcük müdür? Sinerji nedir, ne değildir, nasıl yaratılır, nasıl ketlenir?
8) Peki benim, günün birinde sinerji yarattırabileceğim bir pozisyona terfim ihtimal dahilinde midir? Evet ise ne zamandır? Değil ise nedendir? Bende sinerji yaratma potansiyeli müşahede edilmemekte midir? Bu açığı Arizona'daki bir merkezde gidermek imkân dahilinde midir?