İtirafçılığın eski tadı yok! Enflasyonu var zira

Medyaiçi Dedikodulama Siteleri için, pop müzik piyasası için Tarkan ne ise; Ahmet Hakan da- O. (Ki Başını Bağlarmış Gibi Yapma İnadıyla korumaya/sakınmaya aldı...

Medyaiçi Dedikodulama Siteleri için, pop müzik piyasası için Tarkan ne ise; Ahmet Hakan da- O. (Ki Başını Bağlarmış Gibi Yapma İnadıyla korumaya/sakınmaya aldı kendini Tarkan.)
Onunla ilgili herrr haberi (ve bu arada süper revolüsyoner yazılarını) köpürte köpürte dayıyorlar sürekli. Çok ilgililer bu playoğlanımızla. Çok.
Coşkun'un 1 nevi kanlısı filan durumuna düşmekten, kendini her ne hikmetse esirgememiş bulunan Vakit Gazetesi (uhrevi yanlarının eksikliğinden mi acaba?) 'Yozgatlı Müftü Babandan Utan!' buyurmuş son olarak. Yani müftüymüş Hürriyet'te 'insider trading'le de geçimini temin eden Coşkun'un babası.
Hani CHP'li İnal Batu'nun evladı olan ve de en son Baskın Oran'lı 'pozlarına' şahit olduğumuz Boğaziçili Tarihçi, Spiritüel Şaire, Beklenmedik Şapka ve Tüllerin Bebeği Pelin Batu 'eve atılan manita' konumuna indirildi ya, sayesinde.
Mansur Forutan'la anlaşılan, bir nevi Beavis&Butthead hayatı sürdürmekte olan Devşirme Nişantaşlı Ahmet Hakan, izin vermiş anladığım kadarıyla kankisine. Yazsın diye.
İş feci bir ivme kazandı. Vakit Gazetesi niye böylesi süfliliklere gönül eğdirmektedir? Küfür kâfir girişmeleri de yalnızca hayatını (Nişantaşılığını) doya doya yaşamak isteyen bir Hürniyet Yazarına, cabası.
Bırakınız E.Özkök'ün kabartma tozuyla attırsın fikirleri! Kızları! Maalesef bazılarımız arzu ettiğimiz kadar liberalleşemiyorlar mahalle aralarında.
Artık hiçbir şeye canının kat'i surette sıkılmadığını, her nevi sıkılma eşiğini geçmiş olduğunu tahminlediğim Ahmet Hakan peki, eğer Teşvikiye sokaklarında sabahın 8'inde KAZI KAZAN çalışmaları olmasaydı belediyeselciliğimizin, Forutan'a yakalanacak mıydı?
İkisi zaten çok yakın arkadaş, günde bilmemkaç saat geyikliyorlar, takas ettikleri porno kasetleri ayrı gitmiyor (Forutan'ın sepet tasvirlerinden öğreniyoruz); 'röntgenlemesi' gerekmiyordu A.Hakan'ı, arkadaşının attığı son manitayı elbette biliyordu.
Yani KAZI KAZAN çalışmaları sabahın köründe yürütülen; Serdar Turgut'un Yüksek Sansasyonel Arzularını Doyurmaya Aç Forutan'ın olsa olsa olsa 'vesilesi' olmuştur.
Başka bir şekilde de punduna getirip 'Abi, yazar mıyım?' 'Yazarsın!' 'Koh koh keh keh: magazin oluruz' vs. vs. Nasıl bir alt dil oluşturdularsa artık kafelerde yosunlanırken. Yani burdaki konsensüs, Atılan Manita Pelin Batu'yu kapsıyor mu kapsamıyor mu; o 1 kurban mı, yoksa ikisinin
mizah anlayışının derinliğini kestiremeyen saf 1 demokratprenses mi? Bilemiyoruz.
Her halükârda, kendisinin çok 'multi-purpose', haddinden fazla cansıkıcı bir hanımkızımız olduğunu düşünmekteyim. 'Komser Şekspir' adlı
baş eserinde Sinan Çetin'in mesela, kestiği küçükölmekteolankız 'rolü' miktarı, Büyük Şehrin Bütün Dönercileri'nin kestiği bir haftalık döner miktarının dahi ötesindeydi, tahayyül edin!
Pelin Batu'nun şimdi de Forutan'ı 'Basın Ahlak Etik İlkeselliklerine uymadığı için' mahkemeye vereceğinden de şüpheliyim. İddia edip de etmediği gibi. İlk kızgınlıkla, ilk gazetelere verilen bir demeç çeyreği. Zannetmiyorum yani.
Özel Hayatı Çokçok Özel Olan 1 Başka Diplomat Kızımızın da 'The Turkish Diplomat's Daughter' adlı eseri (özyaşamöyküsel) aynı anda hem İngiltere'de, hem Türkiye'de çıkacakmış. Piyasaya.
Babası, kızımızı (diplomat diye) nasıl da ihmal etmiş zira! O da önüne gelen yaşlı/genç/dişsiz/göbekli/manyak adamla hicran dolu kalbinin mahzun burgucanlığını dindirebilmek için nasıl da mütemadiyen yatmak zorunda kalmış! Bu acılar kolaylığınla dindirilmiyor.Lar.
Allahtan kendi ağzından anlatıyor da, bu müthiş ifşaatları paylaşmadan diplomatımızın kızı, hayatımızın geri kalan bölümünü tamamlamak zorunda kalmıyoruz.
Ama 1 Barbaros Şansal da kolaylığınla yetişmiyor, 1 bir buçuk sene sonra anılamalarına kavuşup ne değerli bir virtüöz olduğuna şahit olacağımız Yeşim Salkım da. Çok çabayla oluşuyor bu oluşumlar İzmir'de filan.
'Gelen itiraf etti, giden iftira' başlığıyla özetlesem içinde debelendiğimiz Ahir Zamanları- bilmem yeterli olur mu?
Ama kısıtlı imkânlarımla anlayabildiğim kadarıyla, Türkiye'de diplomat evladı olmak zor. Çok zor!
Bu Diplomat Evlatlarımız da üstlerine başlarına (başlı başına) 1 çalışılmayı hak ediyorlar yani.
Bu hanımkızımızın 'The Turkish Diplomat's Daughter' adlı eserini, bir başlangıç, bir müjde kabul edelim yani. Gerisi mutlaka gelecektir.
Ve gelsin. Sele sele.
'Kasabın Kızı', 'Manifaturacının Evladı' gibi devam eserlerine gerek var mı? Yok, pek tabii ki. Bazı meslek kolları, maalesef o kadar da ilgi çekici değiller.
Ama 'Müftünün Oğlu' Vakit gazetesinde tefrika edilebilir ibret verici bir eserleme olarak.
'Aktörün Kızı' da fena olmaz. Düşünürken düşünürken. Dün gece 'İnsan Lekesi' isimli berbath filmde Anthony Hopkins'i izledim.
Allahım ne kötü bir oyuncuymuş o adam! Sürekli görmek zorunda kaldığımız alt dişleriyle mütemadiyen 1 Hannibal Lecter! Başka da hiçbi şey değil.
'The Remains of the Day'de Uşak Stevens rolünde bunca hayranlık duyduğum Aktör bu muydu yani? Bu hep aynı rolü 'kesen' üstün İngiliz aksanıyla yoğun(laştırılmış) yapmacık Hopkins?
Aktörlerin, aktrislerin 'oyuncuğuna' zerre tahammülüm kalmamış anlaşılan.
4 yanımızı çevirmiş bulunan her nevi sosyopat öylesine bariz/iftiracı/itirafçı/ifşaatçı 1 oyun oynamaktalar ki, nonstop.
Aynen: 'true-crime' dozuna alışıp fiktif polisiye okuyamamak gibi, denilebilir yani.
Öylesine Oyunlarla Yaşayanlar oldu ki fırıncının kızından tuhafiyecinin torununa herkes-
Oyuncuların samimiyeti ne denli samimiyetsizliklerinin groteskliğinde gömülü ve açık olsa da, çocuksu/bebeksi bir 'iş' inadıyla-
Tahammül Aşınması.
Uluğlar Uluğsu Hopkins'le dahi hissettiğim, anlaşılan bu.
Gündelik Aktörler'e gömülmüş iken.