Kabadayı değil; Siyasidirektiflidayı

İlk olarak Kanal D Ana Haber'i sunmaya başladığında; ne yalan söyleyeyim (&quot;Bizde yalan yok!&quot; İ. Tatlıses) </br>Mehmet Ali Birand'ı &quot;yadırgamıştım.&quot;

İlk olarak Kanal D Ana Haber'i sunmaya başladığında; ne yalan söyleyeyim ("Bizde yalan yok!" İ. Tatlıses)
Mehmet Ali Birand'ı "yadırgamıştım."
Hatta "Alışamadım, kumandanım", diye "1 Sivil" imzalı posta da postallamıştım, pardon postalamıştım Genelkurmay'ımızın sitesine. Ne bileyim, belki müdahale ederler; beni bu Türkçe'yi dere tepe dümdüzz kullanan/çabuk çabuk/telaşeler içinde çapaadam'dan kurtarırlar filan diye.
Bireysel çabalarım neticesiz kaldı. Askeriye de sahip çıkmadı.
Giderek, giderek 1 alış Birand'ın haberlerine, 2 çalış, 3 alış, 4, 5 vs.
Şimdi "tiryakilik" diye güzel bir kelimemiz var. Birand'lı ana haber'le o kelimenin kapsama alanındayım.
O kadar telaşlanıyor ki, ben "İşte benim kadar telaşlı/telaşlanan/çabuk çabuk/tez elden söylersem muradımı; çözerim belki başımızdaki çorabı-tipi bir kişi!" hislenmesiyle - (Halk arasında: özzdeşleşme.)
Böyle 1 iki elini iki kuşu gibi önünde çırparak, çarpıştırarak "Erhanerhanerhan Erhan! deyişi var ki-
O esnada ekranın Ankara Yarısı'nda olan Erhan Karadağ'a da Allah, Anadolu Tipi 1 Sabır ihsan eylemiş; "Evet, Birand" deyip (helal olsun) tamamlıyor, tamamlayabiliyor cümlesini.
Ama yine de kimse artık Genelkurmay Sitemiz'e konulan baskınbasanındır "bildirilerden" benim kadar telaşlanamaz.
Özel 1 Psikolojik Harekât Birimi'ne, Korku Utkusu'na dönüştürüldü o site. Durmaksızın bildirgeleniyoruz.
Bir de hep 1 "Gece Dersleri" lezzeti: Genç Subaylar Rahatsız'ından Kıdemli Subaylar Öfkeli'ye kadar uyku diye (fâni) bir ihtiyaç nedir bilinmiyor Askeriyemiz'de, anladığım.
Diyelim evvelsi GECE postalanan (yani bizi postallayan) "bildiri" şöyle başlıyor:
1. "Sayın Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan 2007 tarihinde yapmış olduğu basın toplantısında, terörün Mayıs 2007 tarihinden itibaren tırmanacağını, kamuoyuna açık bir şekilde açıklamıştır."
Bu madde hem benim her yazımda 12 Nisan "toplantısındaki" lafların vahametini işaret ede ede ede köşemin dilinde tüy bitmiş olmasını haklı çıkartıyor -Hem de; yumurta mı tavuktan/tavuk mu yumurtadan tarzı bir dilemma'yla insanı baş/başucu bırakıyor.
"Açık şekilde" "açıklandığı" üzre Büyükanıt tarafından; yani açıklaması doğru çıksın diye mi tırmanıyor terör/terör tırmandığı için mi açıklama doğru çıkmış oluyor?
Ben bu maddeyi beğendim en çok.
Bir de 7'nci maddeyi; ki en çok birinci ve sonuncu maddeyi "çarpıcı" bulmuş olmam, bu bildiriyi kaleme alanların bir "ritm duygusu" olduğunu da kanıtlıyor.
"Kreşendo Tutkusu" mu demeliyim?
7'nci madde: "Türk Silahlı Kuvvetlerinin beklentisi; bu tür terör olaylarına karşı, yüce Türk milletinin kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir", demekte.
Şimdi Askeriyemizin "beklentisi" sınıra boylu boyunca, hem de ciddi boylarda yaymış bulundukları askerlerimizin "kitlesel karşı koyma refleksini" gösteri gösterivermesi mi acaba?
On binlerce asker! Sınırdan öte yepyeni ve çok kalın çizilmiş bir sınır.
"Sınırda hareket yok" -öyle diyorlar; "Hareketlilik var."
"Olağanüstü hal değil; olağanüstü sınırlar." (Bu da onların dili.) "Güvenlik Bölgesi."
(Yanlış anlamayalım.)
Yani 10 yıl önce ye başarıyla dönmüş/ışınlanmış vaziyetteyiz.
Sınıftaki toraman çocuklardan az önce sıkı 1 dayak yemiş; ama annesine ve amcalarına durumu çaktırmama gayretindeki bir ilkokul öğrencisi teşbihine sığınır isek, öylesine 1 görüntü arzetmekte olan Başbakan "Kabile reisiyle görüşmem", diyor.
"Parlamento'dan karar çıkması", diyor yine beti benzi sararmış bir Recep Tayyip Erdoğan. Ne günden beri Millet Meclisi'ne "Parlamento" diye hitap ediyor, tam bilemiyorum. Ama içinde bulunduğumuz BU olağanüstü koşullarda, nasıl "hareket" yok, "hareketlilik" var ise - Nasıl olağanüstü "hal" yok; olağanüstü "sınırlar" var ise - Artık Meclis de yoktur belki; bir onaylama/tasdikleme/takdisleme/boyun eğme makamı olarak "Parlamento" vardır.
Yeni 1 şeydir de, henüz bize internet sitesinden duyurulmamıştır.
Büyükanıt nitekim, "Türk askeri mahalle kabadayısı değil", diyor. "Harekât için siyasi direktife ihtiyacımız var." (Finlandiya'nın resepsiyonunda!)
Siyasi Direktif+Kitlesel Karşı Koyma Refleksi=Kabadayı Olmama Kararlılığı.
Birkaç gün önce Associated Press sınırı geçtiğimizi duyurdu. E, "hareketlilik" tabii bu. MOSSAD'a "yakın 1 site": çatışma DA oldu, diye yazdı.
Birand "Erhanerhanerhan; neler oluyor Ankara'da?" diye çırpınıyor. Erhan Karadağ soğukkanlılığını koruyarak anlatıyor tek tek/tane tane. Neyi anlatabilecekse, o kadarını.
Ben daha büyük telaşlar içinde "Savaşsavaşsavaş", diyorum. On yıl sonra, on yıl önceye dönebilmenin başarısı; eh, pek çok yüce millete nasip olmaz herhalde.