Küçük Büyükler

Adam kendi kendini çıkartmıştı. Genç yaşında Nobel'i aldı. Burda yaşatmadık kendisini.

Pek çok Mühim Figür var Türkiye'de bende harbi bir tiksinti yaratan.
Bunların bi kısmına gözümü değdiremem: Diyelim Fatih Terim, İbrahim Tatlıses bu kategoridendir.
Şimdilerde en nihayet ekranlarda teşhir etme fırsatını yakaladığı 'entelektüel çapakadın' kimsliğiyle, son damlamalarını icra eden Hülya Avşar ise ikinci kategoridendir. Yani bende yarattığı derin 'contempt'e rağmen, gözümü değdirebildiklerimden. Az miktarda da olsa, son numerolarını izleyebilirim/bakabilirim kendisine yani.
Ama Fatih Terim! Ama Fatih Terim!
Ki, ismi Fatih olanlarda 1 şey var; ya da bu isimde olanlara karşı benim Karmik 1 Nefretim, bilemeyeceğim.
Bu adam kadar bu topluma kendini gazzlayan- Bu adam kadar artist/patinaj/milli felaket: evet! son pozisyonu icabı hakiki 1 Milli Felaket- Az bulunur, az bulunur elbet!
İtalya'dan nasıl derdest edip de geri yollayacaklarını bilemediler.
Zira onca afır tafır/onca hava basmaca: nasıl 1 gazoz olduğunu anlamaları, on yıllarını almadı.
Orda denediler olmadı, burda denediler tutmadı: Bizim Milli Kıvanç kendini en iyi gazzlayabildiği topraklarına döndü Adanalı Adanalı. (Ki, bu AdanaGazı Kategorisi'nde kadınlarda da Doğu Alman/Adana bileşkesi Ayşe Arman bir incidir.)
İşte Yunanistan Hezimeti'ni diğer hezimetlerinin arkasına dizdiği, futbol fanatikleri düşünsün. Ben onlardan değilim.
Ben bu topraklarda bu denli kendini başarıyla pazarlamaya muvaffak olan gazozların hastasıyım- o kadar.
Adamın ne halt olduğunu anlaman için, 'Al şu takımı yönet de görelim' demene hiç de gerek yok bu arada.
O kaş çatmalar, karizmatik lider imitasyonları, ağzına elini bastırmalar, hırsından patlayacak büyük önder mimiksleri- say sayabildiğin kadar. (Ki, bakamadığım için sayamıyorum da.)
Ama Güzel Türkler'in bi baştan öbür başa içine ettikleri Bodrum Toprakları'nda hâlâ bi yüzüne bakılırlık ihtimali kalmış ise; bu da ordaki 'uniformity' sayesindedir. Her yere çıkıntılanan evlerin/binaların iyi kötü belli bir yükseklikte ve BEYAZ tutulabilmesi sayesindedir.
İmparatore Terim n'apıyo peki? Türkbükü'ndeki evini kurumuş kaka kahverengisi yapıyor ki, evi mütemadiyen sırıtsın sırıtsın sırıtsın adamın usul/erkân kural/mural tanımazlığını bize diye.
Pek tabii ki o modern taklidi kahverengi dikdörtgeni yaratıklandıran İmza Mimar Berna Bora'ya da burdan selam çakılması gerekir.
Ki, İstanbul Sanat Vakfı'na ait daireyi beşte bir fiyatına 'kapatabilmek' için 'kiracısı' olarak, şanlı bir yüzsüzlük direnişinden imtina etmemişti yıllarca yıllarca. Mahkemelerin gücüyle dairenin yeni sahibi zor kurtulabildi. Gazetelerden izlediğim kadarıyla.
Böyle başa böyle tıraş: Böyle gazoza böyle seviyeli mimar yani!
Ama bütün bir yöre halkının kini pahasına bu mimari çirkin çıkıntılığı yapmaktan imtina etmeyen Kendini Beğenmiş'in hiçbir gerçek başarıyı elde edemeyeceği de açıktır.
Evin kadar konuş yani!
El âlemin arsasına ev konduruyorsan, kamu malını işgal edebiliyorsan; gelir benim nice nice hakkımı da gasp edebilirsin. Tabiatındır.
Diyelim Gökkafes'in sahibi Mustafa Süzer'in 'saygın' işadamlığını kimse almaz değil mi? Ve hatta o ayıplı binaya konuşlanmış Ritz Bilmemnenin 'saygın' otelciliğini?
Burda 'alırlar' kardeşim!
Dayanışma icabı.
Bak Meltem Cumbul'un 'sevgilisini' de Lindsay Lohan kapıvermiş.
Queens'de Türk Dönercilerin düzenlediği bir festival var, anladığım. Oraya giden bütün Yavuz Turgul eserlemeleri 3 Queens Oscar'ı, bir Altın Döner Bıçağı ödülü almadan dönmüyor.Lar.
Yıllardır yurtdışında kazandığı bitimsiz başarılarına bu müthiş festivalden 'kazandığı' En İyi Kadın ödülünü katınca, soluğu (haklı olarak) Batı Yakası'ndaki oyunculuk kurslarında almıştı ya Cumbula.
Şimdi artık, yorulmuş anlaşılan Hollywood'daki binbir zaferinden, e sevgilisini de Lindsay(!) kapmış: Döndü, bi dizide starlıyacak şimdi.
Bu memleket başarıya doymuyor!
İşte şimdi sıra Abdullah Oğuz'un Birleşmiş Milletlerin Gülen Yüzü Livaneli'nin ölümsüz eserinden uyarladığı 'Mutluluk' filminde.
İnanın, o da en az 1 Yavuz Turgul Filmi kadar yurtdışında yankı yankı yankılanacaktır. Avrupa Birliği bir ödül kondurdu bile! Sırada: Türk Queens Dönercileri.
Bütün bu Türk Meşhurları gazından geçilmeyen, enternasyonel başarı basarken, takır takır, essahtan başarılı bir adam çıkartmıştık yanlışlıkla.
Adam kendi kendini çıkartmıştı. Romancıydı. Genç yaşında Nobel'i aldı.
Burda yaşatmadık kendisini. Yaşatamadık- bilmem farkında mısınız?
Yani biz bu Fatih Terim ve benzerleriyle daha neeeee başarılara imzamızı çakarız. Asker selamımızı da.